Aydınlanma’nın Coğrafyamıza Yansıyan Yüzü

Aydınlanma; gök kubbeye yükseltilerek insandan uzaklaştırılan iradenin bilim yolu ile yeniden insana sunumu ile başlar...

Bilmek; sorumlu olmak, sorumluluk almak, sorumlu tutulmak anlamına da gelecektir.


Aydınlanma; Bilimi içselleştirebilmek, gereğini yapabilme basiretini ölçülendirerek de olsa kullanabilme kudretidir.

İnsanoğlunun ilk aydınlanma deneyimi tam olarak bilinemese de; Platon’un mağara tecrübesinden aktardıkları ile bizlere kavratılmaya çalışılmıştır;

Mağaranın dışına çıkan insan; aydınlığı gördüğünde, tanıyıp bildiğinde artık içerideki insan değildir. İçeri girse de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır…

Aydınlanma bir süreçtir ve hazırlık süresinin yaşamda olgunluk kazanması ile şekillenerek bilgiye dönüşecektir.

Günümüzden geriye bakıldığında;  İnsanoğlunun yaşam sınırlarını aşacak kadar uzun zamana yayılmış bir hazırlık dilimini içerdiği görülecektir.

Ateşi taşıyan eller kadar ateşin taşınması korunması aktarılması da bilgi gerektirir.

İnsan bir adım atacak ve insanlık onunla büyük bir adım atarak tarih yazacaktır.

Bu bilgiyi maharete dönüştürmek, bilginin özünü kavramak demektir.

Bütün mesele; Bilimsel yaklaşımın  önündeki engelleri silerek, sağlıklı gelişimine katkı  oluşturacak ortamın hazırlanması, bu yaklaşımın sistemleşmesi meselesidir.

Aydınlanma; Henüz dünyamızı  ve coğrafyamızı kapsayarak devam etmekte olan bir sürecin tamamlanmamış adı ve aktardığı değerlerle mirasıdır.

Tarih yazmak,  tarih yapmak kadar zor bir iştir.

Yapılanları tüm sıcaklığı  ve yansızlığı içinde anlaşılır aktarmayı gerektirir.

Bunun imkân dâhilinde olması  pek beklenebilecek bir edim değildir.

Günlüklerle başlayan belgeleme alışkanlığı, profesyonel kimlik kazanarak güce sahip ellerde; yönetme, yönlendirme enstrümanlarından biri noktasına gelmiştir.

Aydınlanma tarihsel tasnif içinde bir dönemin adı ve bir coğrafyanın karşılığı olarak sunulmuştur.

Aydınlanma hiçbir döneme ve coğrafyaya sığmayacak kadar büyük bir felsefi dönüşümün adıdır.

Yaşamı ve yaşanılanları  kavramada belirlenecek olumlu bir duruş bakış noktasından örneklerle açıklanabilir.

Aydınlanmaya yönelik adımların açımlanmasında sosyoloji önemli bir çalışma alanının adıdır.

Coğrafyamızda aydınlanma hareketleri olarak tanımlanan pek çok önemli değişimin alt yapısında kuşak çatışmasının olumlu katkı sağladığı yönündeki sosyolojik saptama öne çıkan vurgulardan en önemli olanıdır.

Fakat bu kıymetli saptama tüm değişim, dönüşüm hareketlerini açıklamaya yetmeyecek kadar genel ve sonuç  noktasından bakarak yapılan sosyolojik bir saptamayı içermektedir.

Asıl olan eylemdir. “Değişim-Dönüşüm”  den öte bilimsel gelişime sunduğu katkı ve sistem kurabildiği  ölçüsünde önemlidir.

Toplumsal değişimin belirleyicisi; İnsanoğlunun biyolojik gereksinimlerini karşılamasını amaç  edinecek teknolojik değişimdir.

Toplumsal yapının kuramsal temelinde; Üretim araçları, kullanılan enerji türü, mülkiyet ilişkileri, işbölümü, sosyal tabakalaşma, siyasi ilişkiler, aile ilişkileri ve sosyal değerler yer alır.

Mülkiyet ilişkileri sosyal yapının temelini oluşturur. Tabakalaşma ve siyasi iktidar arasında sımsıkı  bir ilişki vardır. Aile, din ve sosyal değerler, toplumsal tabakalaşma sürecine bağlı olarak değişirler.

Konuya sosyolojik üst açıdan bakıldığında belirleyici unsurların nüfus, teknoloji, coğrafya olduğu hemen fark edilecektir. Bu unsurlar ekonomiyi gündeme taşıyacaktır.

Toplumsal yapıyı anlamanın en temel yolu alan araştırmalarıdır. “Sınıf” kavramı  telaffuz edilinceye kadar gelişen süreçte dönemlerin gereği olarak bu kavramın yerine “fert”  ve “zümre” kavramları  sıklıkla kullanılmıştır.

Toplumsal yapının içinde yer alan sosyal sınıfsal düzey “dikey “. Nüfusun yerel dağılımı  “yatay” bir yapıdır.

Sosyal sınıflar ve ekonomik sistemler bu sistematiğe bağlı üretim ilişkilerinin doğurduğu gruplaşmalardır.

Bu alanların bilimsel araştırmasını  yapmadan bir saptamada ve eylemde bulunmak heyecan anlamına gelebilir.

Kopyacılık, taklitçilik, aktarmacılık, bir otoriteye bağımlılık yöntemleri kullanılarak yapılan tüm değişim, dönüşümler köklü bir aydınlanmaya veya kalıcı  bir gelişime coğrafyamızı taşımaya yetmemiştir.

Geliştirme çabası içeren her adım coğrafyamız tarihi içinde geciktirme çabası olarak kalmıştır.

Din alanında aydınlanma olarak görülebilecek adımlar dâhil tüm değişimler bir gelişimin sonuçları olarak karşımızda bulunmaktadır.

Aydınlık adımların sinerjisi sonunda atılan bir adımı; fark edecek,  kollayacak,  geliştirecek bilgi toplumuna erişmediğimiz sürece aydınlanma ulaşılamayacak bir uzaklık olarak kalacaktır.

Bu çıkarımlardan karanlık bir tablonun tasvirini yaptığım düşüncesine kapılmak hata olur. Vurgulamak istediğim her değişimin gelişim, aydınlanma olarak algılanması  yanılgısından sıyrılmamızın gerekliliğidir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; Hâkimiyeti kayıtsız şartsız milletin iradesine teslim ederken, bilimin ışığında, çağdaşlarının önünde, aydın kimliği, aydınlık kişiliği ile coğrafyamız için çok kıymetli bir adımı gerçekleştirmiştir.

Gök kubbeye yükseltilerek insandan uzaklaştırılan irade, artık millet adına “Türkiye Cumhuriyeti “adı ile millet iradesine tescil edilmiştir.

İlmi hür, irfanı hür, vicdanı hür çağdaş medeniyet seviyesinde nesiller yetiştirme imkânını sağlayan bu adım aydınlanma ve aydınlık bir yola girmek anlamını taşır.

Taklit ve tanzimden uzak, bağımsız, lâik, sosyal bir hukuk devleti kurularak büyük bir değişim, gelişim ve devamını sağlayacak sistem kazandırılmıştır.

Saltanata, gelenekçi anlayışa son verilerek, hilafet, milletin eşit temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tüzel kimliğine terk edilmiş, lâik, çağdaş, bilime dayalı bir akıl devleti kimliği benimsenmiştir.

Bu aydınlık adım geciktirmeyi değil. Başlatmayı içerir. Saptamalardan önde bir sonuçtur. Eylemdir. Aydınlanma için kıymetli bir örnektir. Sistem kurucudur.

Kendinden önce denenmişlerin çok önünde bir adım olması; hiçbir etki altında kalmaksızın milletin iradesine gölge oluşturabilecek ne var ise kaldırılmasına yönelik kesin, keskin, sistemli olmasından kaynaklıdır.

Bu aydınlık adımı ve mimarını  kavramak, anlamak, kollayıp, geliştirmek cümlesi bir tutucu şablon cümle değil, karanlıklara sapmama telaşı içermektedir.

Kültür bir pencere, eğitim kültürün mayalandığı alandır.

Köy Enstitüleri ile eğitim ve öğretimde önemli deneyleri yaşama katarak çağdaş eğitim yolunda atılan adımlar bağımsız ulus devlet kurma düşüncesini gerçekleştirmiş  bir toplumun kültür devrimini de ne denli önemsediğinin bir kanıtıdır. “Her köyde münevver mezarları oluşmadıkça yol alınmış olmayacaktır.” Düşüncesi yurdun her köşesine ışık götürme idealinin bir başka tanımıdır.

Bilimden sanata uzanan bu deney bilginin sınandığı, marifete dönüştüğü çağdaş bir örnektir.

Günümüzde birçok ülkede devletin sözü, kültür yaratmak için değil; yaratılmasına yardımcı  olmak içindir.

Eğitim, kültür ve sanata, devletin yön ve düzen verme isteği, sanatı bildiği gibi güdümlü  duruma getirmek istemesi, sanatı, sanatçıyı, bilim insanını,  öğretim ve eğitimi köstekler, çökertir. Aydınlanmayı engeller.

Bu naçiz satırlar bilimsel bir gerçeğin gölgelenmemesi yönünde samimi katkı olabilmeyi amaçlayan düşünce paylaşımıdır. Yanılgı ve sapmalara karşı aydınlık olmaya çağrıdır.

Hepimiz biliyoruz ki; düşüncelerin buluşmasından oluşan ışık aydınlanmaya çizilen yol olacaktır.

Sevgi ve saygılarımla…     

 

 

Okday Korunan

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 20. SAYI BAYİLERDE VE KİTAPÇILARDA!!!

20. Sayıdan Tadımlık...

 

YENİ TİYATRO DOSTLARI, MERHABA!..
Bu, 20. “sunuş” yazım; kimilerinin “editör yazısı”, kimilerininse “başyazı” diye nitelendirdikleri bu  yazılarda ben, siz sevgili okurlarımızla içtenlikle, yayın ilkelerimiz doğrultusunda yapmak istediklerimizi, karşılaştığımız sorunları, bu sorunları aşmak için ürettiğimiz çözümleri, tiyatromuzun ve ülkemizin gündemiyle ilgili tavrımızı paylaşmaya çalıştım. “Çalıştım” diyorum, çünkü çoğu kez Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve başlangıcından bu yana, “ek” olarak ücretsiz verdiğimiz oyun kitaplarını sizlere yetiştirmeye çalışırken bazı noktaları  tam vurgulayamamış olabilirim; ancak başından beri bizi izleyenlerin “yolumuzda” yürüyebilmek için neleri göze aldığımızı ve ne bedeller ödediğimizi gördüklerini düşünüyorum. Yine de Türk Tiyatrosu’nda “eksikliğini” gördüğümüz konularda tavrımızı “net” olarak ortaya koyarken, ne reklamlarımızın kesilecek olmasına aldırdık, ne de “kimi” yazarlarımızla ve “tanıdıklarımızla” yollarımızın ayrılmasına… “Dost” bildiklerimizin “dosdoğru dost” olmamaları ya da olamamalarına da üzüldük tabii; ancak işimiz “toplumsal” bir iş; o yüzden “bireyselmiş” gibi görünen “acılarımızı” içimize atıp bunları “zamanın şaşmaz yargısı”na bırakıyoruz; okurlarımız da elbette görüyorlar durumu. Görmeyenlere sözüm yok; çünkü onlar çoğu şeyleri de görmüyorlar; Nâzım Hikmet’in dediği gibi onlar “bir değil,/ beş değil,/ yüz milyonlarla…” maalesef!.. Biz, görevimizin “onlar”a da ulaşmak olduğunu ve “onlar”ın da başta tiyatro olmak üzere, sanatın iyileştirici, geliştirici ve dönüştürücü özelliklerinden “yararlanmasını” sağlamak olduğunu biliyoruz. Bu sorunun da “zaman”ın sağaltıcı ve şaşmaz ellerinin desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz. Belki  on yıl sonra, belki yirmi yıl, elli yıl, bilemediniz bir asır! Ama gelecek bizimdir!..  Devamı...

ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET

Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?

Erbil Göktaş: Öncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni  de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek.

Devamı...

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics