Eleştiri
|
Bülent Sezgin (23.01.2009)
Eğitimin yozlaştırılmasına ve sanatta tacize vicdanen karşıyım kampanyası ikinci haftasını bitirmek üzere. Şu ana kadar 920 bireysel ve 65 kurum imzasına ulaşıldı. Atılan, atıl(a)mayan ve atılmak istenmeyen imzalar tarihe düşülen bir not gibi. Kampanyayı yürüten eğitimcilerin ve kampanyaya destek veren kişi ve kurumların talebi belli: Yaklaşık 10 yıldan beri devam eden etik yozlaşmanın bitirilmesi, bir tür “kanayan yara” olarak düşündüğümüz Esatoğlu vakasının kesin çözüme kavuşması ve Esatoğlu (ve onun gibilerin) oluşturacağı hasarların engellenmesi. Ancak Mehmet Esatoğlu’ndan henüz bir ses çıkmış değil! Bekliyoruz! Ayrıca bu kampanya vesilesiyle, tiyatro alanında yaşanan hak ihlallerini gündemleştirmeye ve duyarlılık oluşturmaya dair bir model önerisi de yapılıyor. Sanatçıların kendi hak ve özgürlüklülerine bizzat kendilerinin sahip çıkması, yaşadıkları sorunları katılımcı-demokrasi anlayışıyla çözüme kavuşturmaya çalışması tiyatro dünyasında maalesef ki mumla aranan şeyler.
|
|
Devamı...
|
|
|
Bülent Sezgin (08.01.2009)
Tiyatro eğitiminin değişik boyutlarıyla gündemleştirilmesi gerektiği bir dönemde yaşadığımızı düşünüyorum. Bertolt Brecht gecesi nedeniyle yeniden gündeme gelen Tiyatro Eğitiminde Cinsel Taciz ve M. Esatoğlu meselesine dair farklı çevrelerin ürettiği tepkiler incelendiğinde, farklı eğilimlerden bahsedilebilir. Özelikle sol ve devrimci çevrelerin konuya dair ürettiği argümanlar Ömer Faruk Kurhan’ın Yeniden Taciz Gündem adlı yazısında oldukça ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiş durumdadır. Ben kısa yazımda, tacizde bulunmuşsa bulunmuş, o bir sanatçı ve bizi sanatsal olarak ne yaptığı ilgilendirir şeklindeki yaklaşıma dair bazı noktaların altını çizmek istiyorum. |
|
Devamı...
|
Metin Boran
Faşist Franco’nun paramiliter güçleri olan Falanjistlerce öldürüldüğünde hayatının baharındaydı Federico Garcia Lorca . 1936 yılında mahkemesiz ve sorgusuz bir biçimde infaz edildiğinde otuz yedi yaşındaydı, ardında onlarca şiir ve tiyatro eseri bırakarak cennete göç etti. Lorca köklü İspanyol edebiyatının genç bir yetenek olarak yegane sürdürümcüsü oldu yaşadığı yıllarda.(1898-1936) . Yapıtlarında İspanyol halk edebiyatının geleneksel motifleri olan , halk masalları, efsaneler ve deyişleri şiirsel bir dille ustaca kullanarak modern İspanyol tiyatrosunda haklı ve önemli bir yer edindi..
|
|
Devamı...
|
|
Bülent Sezgin’in 8 Ocak 2009’da www.tiyatroyun.blogspot.com sitesinde yazdığı “Esatoğlu Meselesi Özelinde Tiyatrocuların Aydın Sorumluluğu” yazısında benden açıklama bekleyen yazısında şu ifadeler yer almıştır:
“Ya da Yeni Tiyatro dergisinde Esatoğlu'nun yazılarına yer vermeye devam eden Sayın Yar. Doç Dr. Erbil Göktaş'dan bugüne kadar kamuoyuna dönük herhangi bir açıklaması olmamıştır. Özelikle tiyatro yayıncılığı konusunda ilkeli ve üretken olma çabasını sürdüren Sayın Erbil Göktaş'ın, geçen yıl taciz meselesine dair net bir tavır almışken, derginin 8. sayısında hafıza kaybına uğraması düşündürücüdür. Bu çelişkili tavrı berraklaştırmak adına, Yeni Tiyatro Dergisi genel yayın yönetmeninin kamuoyuna yönelik bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum.”
|
|
Devamı...
|
Hayati Asılyazıcı
Bir süre sonra ışıklar kararacak, bütün çalışmalar duracak. Bu değeri biçilemez binada yaşayan tüm sanatçılar, yöneticiler, depremzede gibi sokaklarda bulacaklar kendilerini. Opera, bale, tiyatro ve bütün müzik toplulukları evsiz yurtsuz insanlara dönüşecekler. Sadece Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’nde çalışanlar, sanatçılar değil bu önlenemeyen çöküşün hüznünü duyarak yaşayanlar, izleyicilerin de yüzlerinden okunuyordu hüzünleri. İlkbaharın son günleri hüzün bulutları yüklüydü AKM ve Taksim.
|
|
Devamı...
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |
YENİ TİYATRO DERGİSİ 20. SAYI BAYİLERDE VE KİTAPÇILARDA!!!
20. Sayıdan Tadımlık...
YENİ TİYATRO DOSTLARI, MERHABA!.. Bu, 20. “sunuş” yazım; kimilerinin “editör yazısı”, kimilerininse “başyazı” diye nitelendirdikleri bu yazılarda ben, siz sevgili okurlarımızla içtenlikle, yayın ilkelerimiz doğrultusunda yapmak istediklerimizi, karşılaştığımız sorunları, bu sorunları aşmak için ürettiğimiz çözümleri, tiyatromuzun ve ülkemizin gündemiyle ilgili tavrımızı paylaşmaya çalıştım. “Çalıştım” diyorum, çünkü çoğu kez Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve başlangıcından bu yana, “ek” olarak ücretsiz verdiğimiz oyun kitaplarını sizlere yetiştirmeye çalışırken bazı noktaları tam vurgulayamamış olabilirim; ancak başından beri bizi izleyenlerin “yolumuzda” yürüyebilmek için neleri göze aldığımızı ve ne bedeller ödediğimizi gördüklerini düşünüyorum. Yine de Türk Tiyatrosu’nda “eksikliğini” gördüğümüz konularda tavrımızı “net” olarak ortaya koyarken, ne reklamlarımızın kesilecek olmasına aldırdık, ne de “kimi” yazarlarımızla ve “tanıdıklarımızla” yollarımızın ayrılmasına… “Dost” bildiklerimizin “dosdoğru dost” olmamaları ya da olamamalarına da üzüldük tabii; ancak işimiz “toplumsal” bir iş; o yüzden “bireyselmiş” gibi görünen “acılarımızı” içimize atıp bunları “zamanın şaşmaz yargısı”na bırakıyoruz; okurlarımız da elbette görüyorlar durumu. Görmeyenlere sözüm yok; çünkü onlar çoğu şeyleri de görmüyorlar; Nâzım Hikmet’in dediği gibi onlar “bir değil,/ beş değil,/ yüz milyonlarla…” maalesef!.. Biz, görevimizin “onlar”a da ulaşmak olduğunu ve “onlar”ın da başta tiyatro olmak üzere, sanatın iyileştirici, geliştirici ve dönüştürücü özelliklerinden “yararlanmasını” sağlamak olduğunu biliyoruz. Bu sorunun da “zaman”ın sağaltıcı ve şaşmaz ellerinin desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz. Belki on yıl sonra, belki yirmi yıl, elli yıl, bilemediniz bir asır! Ama gelecek bizimdir!.. Devamı...
ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET
Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?
Erbil Göktaş: Öncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek.
Devamı...
YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.
BASINA VE KAMUOYUNA ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA!..
* * *
|
Satış Noktalarımız
Editör'den... / Erbil Göktaş
TARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER
Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...
|