İstanbul Devlet Tiyatrosu Yaşlı ve Yamalı Paltosunu Nihayet Üzerinden Çıkardı!

Ezgi Özcan

Sidikli Kasabası Müzikali


Meşhur Broadway müzikali, ‘Urinetown the Musical’ Türkçesiyle; Sidikli Kasabası Müzikali Devlet Tiyatrosu’nda sahne alıyor. İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) ilk defa bir Broadway oyununu izleyicisiyle buluşturuyor. Oyun İDT için devrim niteliğinde, eski tozlu paltosunu üzerinden çıkarıp, genç dimağlara olanak sağlıyor. Sahnede bir tek yaşlı oyuncu bile yok, baba, anne ya da yaşı büyük olanları genç oyuncular canlandırıyor. Oyun başlamadan evvel kulislerine girdim, kendi içlerinde öyle heyecanlı ve mutlulardı ki, bunu görmek bile işlerini ne kadar severek yaptıklarının kanıtıydı. Oyunun henüz kataloğu basılmadığı için metni ve şarkı sözlerini çeviren Barış Arman ve Nebi Birgi ile oyuna dair sohbet ettik. İkisi de heyecanla ve ağızlarından bir şey kaçırmak korkusuyla oyundan bahsettiler. Oyunun kadrosu İstanbul Üniversitesi Müzikal Bölümü öğrencilerinden oluşuyor. Yani oyundaki herkes müzikal bölümü mezunu! Bu bile Devlet Tiyatrosu için ilk!

Greg Kotis’in kaleme alıp, müziklerini Mark Hollman’ın üstlendiği oyunu Barış Arman ve Nebi Birgi Türkçeye çevirdi. Oyun yazarı Greg Kotis, doğaçlama tiyatro yapan bir kampanyada çalışırken, sırt çantasıyla Avrupa turuna çıkıyor. Ve dünyadaki her şeyin paralı olduğunu, en gerekli tuvalet ihtiyacını gidermek için bile para ödendiği gerçeğinden yola çıkıp oyunu kaleme alıyor…

Oyun küresel ısınma yüzünden, susuzluğun kapımızda olduğu tuvalet ihtiyacının bile lüks sayıldığı, evlerdeki tuvaletlerin iptal edilip özel bir şirketin denetimine verildiği bir kasabada geçiyor. Anlatıcı Memur Lockstock’un selamıyla kasaba sakinleri sahneye geliyor. İYDŞ’nin  (İdrar Yolları Denetim Şirketi) önünde uzun bir tuvalet kuyruğu bulunuyor. Bu kuyruğun başında para toplayan Boby Strong (Nebi Birgi) ve şefi Penolope Pennywise. Kasaba sakinleri sabah tuvalete gitmek üzere kuyrukta kıvranmakta, paralarını denk getirmeye çalışmaktadır. Kasabada sıkı bir denetim olduğunu memurların uyarılarından ve halkın çaresiz kıvranışından anlıyoruz. Kurallara uymayan, sokağa hacetlerini giderenlerin cezası ise bir bilinmezlik içinde. Anlatıcı namı diğer Memur Lockstock bunu her defasında Sidikli Kasabası’na gidersiniz diyerek altını çiziyor. Küçük Sally (Berfu Aydoğan) çocuksu masumiyetiyle bilinmez kasabayı masalsı bir yer gibi tasvir ediyor. Çocuk gözünden dünyamızın nasıl gözüktüğüne ayna tutuyor.  İYDŞ’nin sahibinin kızı Hope (Ceren Gündoğdu) ile Boby Strong (Nebi BİRGİ) bir aşka tutuluyor. Aşk sistemi sorgulatıyor ve başkaldırının fitilini ateşliyor. Özgürlük ve esaret, sermaye ve emek, güç ve güçsüz, iktidar ve halk karşı karşıya geliyor.

Oyunun konusu, son zamanlarda ülkemizde olan olaylara çok benziyor. Ardı arkası kesilmeyen kemer sıkma politikaları, halkı daha da fakirleştirip zengini daha zengin yapma uğraşı, baş kaldıranın başını ezme, hakkını arayanın susturulup sindirildiği bir dönemi yaşıyoruz. Polis devleti olma yolunda hızla ilerleyen ülkemizin ve halkın tepkisizleşmesine de göndermeler var. Aslında dünyanın her yerinde “kapitalizm kapitalizmdir” de dedirtiyor. Sidikli Kasabası Müzikali’nde, politikacıların ağzından hiç düşmeyen “istihdam” kelimesini de acımasız patronların ve bürokratların ağzından çok defa duyuyoruz. ‘İstihdam nedir sahi? Bankalar dolusu para mı?’ sorusunu izleyiciye sordurtuyor.

Oyun, tiyatro metnine yakın ve mesajlar içeriyor fakat bunu yaparken müzikali de kendi formunda eleştirmekten geri kalmıyor. Oyun, içinde bulunduğumuz gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarparken, müzik ve danslarla sıkıcı gerçeklikten sıyrılmayı başarıyor ve izleyiciye oyunda da geçen cümleyi: ‘Ya yasa hatalıysa? Bütün bunlar yanlışsa?’ diye düşündürüyor. Oyun iki buçuk saat ve bu iki buçuk saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Hatta oyundan çıkan seyirciler, oyunda söylenen şarkıları söylüyorlar benim de ağzıma pelesenk olan şarkı: Hadi dostum kaç kaçabilirsen, hadi dostum kaç kaçabilirsen özgürlükten, güneş gibi parlar bazen.

Genç Yönetmen Oğuz Utku Güneş, oyuncuları tipleştirmemiş hangi oyuncuya odaklansak gerçekçilik ön planda göz ardı edilmeden işlenmiş. Oyundaki hiçbir sahne gereğinden daha uzun değildi, müzikler koreografi, ışıklar, ölüm sahneleri çok zekice ve gerçekçiydi. Gerçek ile oyunu müzik ve danslarla harmanlayıp sunmayı tercih etmiş. Çok da iyi etmiş!

Sidikli Kasabası Müzikali Türkçeye çevrilirken hiçbir şey gözden kaçmamış, konuya bağlı kalınıp yazarın amacına hizmet eden her şey yapılmış. Türkçeye çevrildiğinde anlamsızlaşan deyim ve sözlerin yerine uygun olanlar getirilmiş.

Oyunculara gelince, Memur Lockstock rolündeki Doruk Şengün üniforma ve güç, emir ve itaatin örneğiydi. Küçük Sally, Berfu Aydoğan bir kız çocuğunun iç dünyasından dünyamızın nasıl göründüğünü sadelikle tasvir ediyordu. Bay Cladwell, Barış Arman gücü ve acımasızlığıyla kapitalizmin aç gözlülüğünü tüm doğallıyla oynuyordu. Boby Strong, Nebi Birgi gerçek aşkı sorgulatırken, toplumdaki önder bireyi zaman zaman şaşkın, zaman zaman da ne kadar kararlı olduğunu isminin başına ne gelirse gelsin, işçi, ezilen, önder, aşık… kısaca gerçek insanı tüm duygu geçişleriyle sahneye taşıyordu. Hope Ceren Gündoğdu- güzelliği ve saf iyiliği temsil ederken hayatında hiç karşılaşmadığı, bilmediği bir topluluğa yüreğinin sesiyle katılıyordu. Penny Wise-Selmin Artemiz içinde bulunduğu sınıfı unutup hatırlayışıyla, işveren mi? İşçi mi? olduğunu sorgulayışıyla arada kalmışlığıyla gerçek bir Penny Wise’dı. Oyundaki polisler şiddeti ve emri yerine getiren herhangi biri değillerdi. Memur Barrel rolündeki Efe Ünal eşcinsel bir polis memurunu bilindik kalıpları kullanmadan, “ayol, kız” demeden nasıl eşcinsel olunurun canlı kanıtıydı. İhtiyar Strong ve Senatör Fipp rolündeki Taner Tuncay iki rolünün de hakkını sonuna kadar veriyordu. Bay Mcoueen, Adnan Yiğit işverenin yanında işçi olduğunu unutup halk ile yanyana gelişinde yapay dünyasını yansıtmayı başarıyordu. Josephıne Strong Sevil Tufan anne karakterini, endişe ve anaçlığıyla gerçekleştiriyordu. Keskin Bıçak Mary-Derman Çinkılıç- intikam duygusunu tüm acımasızlığıyla, canlandırıyordu. Kate-Aslı Zırhlı-, Ally Didem Atasoy-, Dilsiz Dolly-Beste Özgümüş- ,  Bastıbacak Becky -Güniz Bilge- , Korkak Sue -Ayşe Günyüz, Minik Tom Alper Aksoy, Maria Augusta ve Rodrigues Nazlı Uğurtaş, Zulacı Robby Köksal Ünal, Balıkçı Bill Hilmi Duruoğlu tüm oyuncular büründükleri karakterlere hayat veriyordu. Oyuncular müzikal kökenli olduklarından seslerini de oldukça iyi kullanıyorlardı.

Oyundaki müzikler ise çok başarılı, Gospel (Amerika’daki siyahilerin kilise müziği), tango, latin, jazz ve Musevi ezgileri iç içe. Bu çok sesli ve çok melodili müzikalin direktörü ise Murat Kodallı.

Müziklerle uyum içinde olan koreografileri de es geçemeyeceğim, Nebi Birgi bunun da üstesinden başarıyla gelmiş.

Oyuncuların giysilerine gelince, zamansız kıyafetler diyebiliriz. Eskilerden ama hangi zaman olduğu belirsiz. Oyunun nerede geçtiği ve hangi zamanda olduğunun belirsizliğinden yola çıkılarak kıyafet tasarımını Mihriban Oran üstlenmiş. Dekor tasarımı ise, Şirin Dağtekin Yenen’e ait, gayet sade ve mekan değişimlerinde oyuncuları zorlamayan, metal ağırlıklı bir tasarıma imza atmış. Işıklar da durum ve müziklerle uyumluydu. Işık Tasarımını Önder Anık üstlenmişti.

Oyuncusundan, yönetmenine, müzisyeninden tasarımcısına hepsi alkışı hak ediyor. Fakat bu güzel oyunu Devlet Tiyatrosu’na kazandıran ve Sanat Danışmanı olan Şakir Gürzumar asıl alkışı hak ediyor. İstanbul Devlet Tiyatrosu, Sidikli Kasabası Müzikali ile kanını tazeliyor, umut vadediyor. Bir de bu umudu “yerli” oyunlar konusunda da yansıtabilse; çünkü bu yıl İDT’de repertuvara alınmış hiç yerli oyun yok; programdaki “iki” oyun da geçen yıldan kalma. Bence İDT “yerli” oyunlar konusunda çok zayıf; bu konudaki eksiğini de acilen gidermeli ve bu gibi hatalara hiçbir sezonda düşmemeli.

 

 

Mehmet Serimer'i Kaybettik...


Geçtiğimiz ay rahatsızlanarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncusu Mehmet Serimer hayatını kaybetti.

Cenaze merasimi 24.01.2012 Salı günü saat 10.00'da Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenecek olan törenin ardından, Fevziye Camii'nde kılınacak öğle namazına müteakip Değirmendere mezarlığına defnedilecektir...

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

Mehmet Serimer

1975'de Halkevi tiyatro çalışmalarına amatör olarak başladı. 1979 yılında Kocaeli Bölge Tiyatrosu'yla başlayan profesyonel tiyatro yaşamı 1994-95 tiyatro sezonuna kadar, kurucu, oyuncu, yönetmen olarak devam etti.

1982 yılında H.Ü. Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.

1994-95 oyun sezonundan 1998-99 oyun sezonuna kadar Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda misafir sanatçı olarak çeşitli oyunlarda yönetmen yardımcılığı yaptı ve oyuncu olarak görev aldı.

"Keşanlı Ali Destanı", "Taziye", "Kanlı Nigar", "Matruşka", "Antigone" adlı oyunlarda rol aldı.

2000-2001 oyun sezonunda Kocaeli Şehir Tiyatrosu'na katıldı.

"Üç Kuruşluk Opera", "Hadi Öldürsene Canikom", "Bin Varmış Hiç Yokmuş" , "Don Juan", "Cimri", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "Bir Şehnaz Oyun", "Bahar Noktası", "Barış",”Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yolcu” , "O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise”, “Derviş Ve Ölüm”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, ”Kösem Sultan” adlı oyunlarda rol aldı.

 

 

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “KIŞKIRTMA” GİRİŞİMİ VE “TEHDİT”!...



Mustafa Demirkanlı yayınlamaya başladığı günden beri Yeni Tiyatro Dergisi’ni bir biçimde engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmadı. Bunun en önemli sebebi 20 yıl boyunca kaybettiği tiyatro okurlarını Yeni Tiyatro Dergisi’nin kazanmış olmasındandır; Türkiye’de yayınlanan bütün tiyatro dergilerinin hepsinin en az iki-üç katı daha fazla okura ulaşan Yeni Tiyatro Dergisi, gerek içeriği gerek yayın anlayışıyla da, belki de “saldırı”yı (!) hak ediyor. Bu saldırıların en “yeni”si Demirkanlı’nın editörü olduğu sitede yayınlandı; “kargaları bile” güldürecek iddialardan oluşan bu saldırılar “saldırı” olsaydı bari!...

Tiyatro Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı’nın 16 Ocak 2012’de www.tiyatrodergisi.com sitesinde Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili yayınladığı haberde (!), yalan yanlış bir sürü safsata ileri sürdükten sonra birkaç yıldır “manipule” ettiği insanlara yeni bir “hedef” göstererek, onları adeta “kışkırtmak” istiyor. Demirkanlı’nın bir sürü akademisyeni, tiyatro insanını içine sürüklediği “batak”tan ders alamayanlar olur diye, geçmişte kimilerine yaptığımız uyarıyı ola ki, Demirkanlı’ya inanabilecek olanlara “yeniden” yapıyoruz:

“Lütfen, Demirkanlı’ya kanıp ‘kahramanlığa’ soyunmayınız; çünkü kimi örneklerde göründüğü gibi sonuçta çırılçıplak ortalık yerde kalabilirsiniz. Sonuçta ‘kral çıplak’ konumuna düşmemek için verilen gazlara karşı ‘uyanık’ olunuz. Çünkü Yeni Tiyatro’nun ‘objektif’ yayıncılık yapmaktan başka bir ‘kaygısı’ yoktur.”

Demirkanlı aşağıdaki “tekzip” yazımızı da yayınlamayarak, yeni bir “sansür”e de imza atmış oldu.

Devamı...

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics