KOMEDİNİN KARANLIĞI VEYA KARANLIĞIN KOMEDİSİ… KARANLIKTA KOMEDİ

İHSAN ATA

 

Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın 2010-2011 sezonu ortasında prömiyerini gerçekleştirdiği “Black Comedy” (Karanlıkta Komedi), karanlık-aydınlık zıtlığına dayandırılarak bir heykeltıraşın nişanlısının babasını etkilemeye çalışması ve eski kız arkadaşı arasında gelişen olaylar zincirinden oluşan modern bir durum komedisi. Peter Shaffer’in yazıp Yıldız Erpen’in çevirdiği oyunun reji koltuğuna Serdar Biliş oturmuş. Dekor ve kostüm tasarımı Gamze Kuş’a, ışık tasarımı Cem Yılmazer’e, müzik direktörlüğü ise Çiğdem Borucu’ya ait. 

 

Karanlıkta Komedinin konusu kısaca şöyle; Heykeltıraş Brindsley (Erdem Irmak), Carol (İrem Kahyaoğlu) ile nişanlıdır. Brindsley, Carol’un babası eski kafalı emekli Albay Melkett (Barış Falay)’i etkilemeye çalışmaktadır. Aynı akşam heykellerini satın almak isteyen bir milyonerde Brindsley’in kapısını çalar. Ama yetmez, Brindsley’in eski sevgilisi Clea (Senem Akman)’da çıka gelir. Aynı zamanda eşcinsel bir kapı komşusu vardır. Ve ondan izinsiz eşyalarını almıştır. Beklenen tarihten önce kapı komşusunun gelmesi, eşyalarının tekrar eve koyma telaşı sırasında atan sigortalarla ortaya çıkan komedi, ışıkların zıtlığıyla seyirciye sunulur.

 

Peter Shaffer’in daha önce post-modern epik tiyatro dalında Küheylan oyununu sahneleyen Kocaeli Şehir Tiyatroları bu kez Karanlıkta Komedi adlı durum komedisini sahneliyor. Peter Shaffer’a ait her iki oyununda ortak noktası sahnelenmenin zor olması. Küheylan, içerdiği psikolojik katmanları ve cesur sahneleri nedeniyle dünyanın en zor sahnelenen 50 oyunundan biri. Aynı şekilde Karanlıkta Komedi adlı oyunda cesur sahnelerinin yanı sıra fars öğelerinin bolca kullanılması ve ışık zıtlığı nedeniyle sahnelenmesi çok zor bir oyun.  Ne var ki bu oyunların zor olması Kocaeli Şehir Tiyatroları için bir engel oluşturmamakla beraber yeni sahneleme teknikleri ve farklı bakış açısıyla da izleyenlerin dimağını işgal ediyor.

 

Karanlıkta Komedi, bana göre fars türünün temel taşlarından biridir. Tiplerden çok durumlar üzerinde duran, gülünçlüğü sağlamak için olay dizisinin sağlamlığı ön planda olan komedi türüdür. Özdemir hocaya göre komedyanın biraz daha spor giymiş halidir. Karışıklığı düzeltmeye çalışmanın getirdiği amansız zorluğun oyuncuda yaratması gereken esneklik, abartıya müsait rol ve estetik oyunculuk bir dengede tutturulamazsa oyunun içeriği gibi sahnelenmesi de içinden çıkılmaz bir hal alır.

 

Karanlıkta insan davranışını iyi etüt etmek profesyonel bir oyunculuğa ihtiyaç duyuyor.   Konusu itibariyle bir hayli zor ve karışık içeriğe birde mizansen kalabalığı yapılırsa oyun amacına ulaşmaz. Oyunun temelinde yatan hızlı ve tempolu performans sade ve yalın oyunculuklarla desteklenmesi kaçınılmazdır. Klişeleşmiş yanlış anlaşılmalar fars öğeleriyle desteklendiğinden şüphesiz çok çok iyi bir oyunculuk performans gerekiyor. Ne yazık ki bu oyundaki temel sorunda bu noktada ortaya çıkıyor.

 

Serdar Biliş’in sahneye koyduğu Karanlıkta Komedi’de göze çarpan en büyük problem bana göre bu senkronizasyonun iyi ayarlanamamış olması. Diğer taraftan oyunun merkezinde yer alan ve oyuna yön veren Brindsley karakterinin haddinden fazla abartıya kaçması. Yanı sıra bu abartıya müsait oyunun gereksiz ve konu dışında doğaçlamalarla büyük bir telaş içine girilmesi, oyunun samimi, içten ve yalınlığını engelleyerek anlaşılmasına çok büyük bir darbe vuruyor.

 

Durum komedilerinde oyuncuların içinde bulunduğu durum, fars öğeleriyle birlikte çok net ve yalın verilerek izleyicinin algılamasına yardımcı olmaktır. Ve izleyici “o an”ın durumuyla komediyi algılamalıdır. Serdar Biliş bu zor ve amansız oyunu sahnelerken tam anlamıyla oyunu çözümleyemediği göze çarpıyor. Oyunun oturması için sahne trafiğini daha sade ve anlaşılır bir dile sokmasına salık veririm.

 

Oyunun merkezinde yer alan ve gelişen olaylara yön veren Brindsley karakterinde izleyiciyle buluşan Erdem Irmak, şüphesiz çok ama çok zor olan bu rolün altından ne yazık ki kalkamamış. İyi bir vücut diline ihtiyaç duyan Brindsley karakterini havada bırakmış. Çünkü abartıya müsait bu rolü gerektiği ölçüde kullanamıyor. Bunun altında yatan temel neden mizansenlerin yapaylığı, esnekliğin olmayışı ve beden dilini gerektiğinden fazla kullanması. Düşmek için ayağına takılması gereken kabloyu araması, kapıya asılmak için türlü uğraşlar vermesi, eski sevgilisi, nişanlısı ve diğer yan karakterlerle kurduğu diyalogların yüzeysel oluşu gibi birçok temel sorun, ne yazık ki oyunun başarılı olmasını engelliyor.

 

Carol rolünde izleyiciyle buluşan İrem Kahyaoğlu, yalın bir oyunculuk sergileyerek Brindsley’in haraketli oyunculuğunu dengeliyor. Rolünün gerektirdiği sadeliği abartıya kaçırmayarak karakterin özüne ulaşıyor.

 

Albay Melkett rolüyle sahneye çıkan Barış Falay’ın performansı çok başarılı. Agresif bir karakter olan Melkett’i profesyonel bir oyunculukla sempatikleştirmeyi başarıyor. Metne bağlı kalan ama reaksiyona göre bolca doğaçlama yapmasına karşın tüm esprileri satmayı başarıyor. Yer yer abartıya kaçmasına rağmen sakin ve rahat tavırlarıyla oyunun komedi algısına büyük ölçüde destek oluyor.

 

Işık Öztorun, Volkan Dinç, Çağrı Mengüç, Senem Akman ve Cemal Aldıç yan rollerde güçlü bir takım oluşturmuş. Tüm oyuncular üzerine düşen görevi yerine getirmenin huzuru içerisinde. Abartıya kaçmayan yalın oyunculuklar sayesinde ana karakterlerin belirginleşmesine katkıda bulunuyorlar.

 

Özellikle bu tür oyunların temelinde yatan en önemli faktörlerden biride ışıktır. Zıt ışıkları kullanarak bir oyunu sahnelemek şüphesiz konsantre bir ışık ekibine ihtiyaç duyar.  Cem Yılmazer’in kumanda ettiği ışıklar, metinden sonraki en önemli faktör bana göre. Usta tasarımcının elinden çıkan şaheser mutlaka ama mutlaka ödül jürileri tarafından dikkatle incelenmeli…

 

Müzik direktörlüğünde Çiğdem Borucu’nun seçimleri oyunun dokusuna uysa da müziklerinin daha çok vodvil havasında olduğunu söyleyebilirim. Gamze Kuş dekor tasarımında simultane bir anlayışa yönelmiş. Durum komedilerinde sıkça görülen hareketli sahneler için de oyunculara rahat hareket etmesi sağlanmış. Tek sorun, sahnenin tam ortasında kalan kapının yapaylığı. Kostüm tasarımında da karakterlerinin ortaya çıkmasında çok önemli bir paya sahip… Renk ve uyumsuzluğun cümbüşü içerisinde oyuncular komediye bir adım önde başlıyor.

 

Sonuç olarak Karanlıkta Komedi güçlü bir kadroya sahip… Ve yeni sezonda da sahnelenerek aksayan tarafların bir an önce giderileceğinden hiç şüphem yok. Son derece basit bir kurgu üzerine kurulmuş bu spesifik oyunu kaçırmamanız dileğiyle… İyi seyirler.

 

(OYUNUN KÜNYESİ):

 

Black Comedy /Karanlıkta Komedi

 

Yazar: Peter Shaffer

Çevirmen: Yıldız Serpil

Yönetmen: Serdar Biliş

Dekor ve Kostüm Tasarımı: Gamze Kuş

Müzik Direktörü: Çiğdem Borucu

Işık Tasarımı: Cem Yılmazer

Rol Dağılımı: Erdem Irmak, İrem Kahyaoğlu, Işık Öztorun, Barış Falay, Volkan Dinç, Çağrı Mengüç, Senem Akman ve Cemal Aldıç

 

Mehmet Serimer'i Kaybettik...


Geçtiğimiz ay rahatsızlanarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncusu Mehmet Serimer hayatını kaybetti.

Cenaze merasimi 24.01.2012 Salı günü saat 10.00'da Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenecek olan törenin ardından, Fevziye Camii'nde kılınacak öğle namazına müteakip Değirmendere mezarlığına defnedilecektir...

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

Mehmet Serimer

1975'de Halkevi tiyatro çalışmalarına amatör olarak başladı. 1979 yılında Kocaeli Bölge Tiyatrosu'yla başlayan profesyonel tiyatro yaşamı 1994-95 tiyatro sezonuna kadar, kurucu, oyuncu, yönetmen olarak devam etti.

1982 yılında H.Ü. Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.

1994-95 oyun sezonundan 1998-99 oyun sezonuna kadar Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda misafir sanatçı olarak çeşitli oyunlarda yönetmen yardımcılığı yaptı ve oyuncu olarak görev aldı.

"Keşanlı Ali Destanı", "Taziye", "Kanlı Nigar", "Matruşka", "Antigone" adlı oyunlarda rol aldı.

2000-2001 oyun sezonunda Kocaeli Şehir Tiyatrosu'na katıldı.

"Üç Kuruşluk Opera", "Hadi Öldürsene Canikom", "Bin Varmış Hiç Yokmuş" , "Don Juan", "Cimri", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "Bir Şehnaz Oyun", "Bahar Noktası", "Barış",”Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yolcu” , "O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise”, “Derviş Ve Ölüm”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, ”Kösem Sultan” adlı oyunlarda rol aldı.

 

 

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “KIŞKIRTMA” GİRİŞİMİ VE “TEHDİT”!...



Mustafa Demirkanlı yayınlamaya başladığı günden beri Yeni Tiyatro Dergisi’ni bir biçimde engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmadı. Bunun en önemli sebebi 20 yıl boyunca kaybettiği tiyatro okurlarını Yeni Tiyatro Dergisi’nin kazanmış olmasındandır; Türkiye’de yayınlanan bütün tiyatro dergilerinin hepsinin en az iki-üç katı daha fazla okura ulaşan Yeni Tiyatro Dergisi, gerek içeriği gerek yayın anlayışıyla da, belki de “saldırı”yı (!) hak ediyor. Bu saldırıların en “yeni”si Demirkanlı’nın editörü olduğu sitede yayınlandı; “kargaları bile” güldürecek iddialardan oluşan bu saldırılar “saldırı” olsaydı bari!...

Tiyatro Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı’nın 16 Ocak 2012’de www.tiyatrodergisi.com sitesinde Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili yayınladığı haberde (!), yalan yanlış bir sürü safsata ileri sürdükten sonra birkaç yıldır “manipule” ettiği insanlara yeni bir “hedef” göstererek, onları adeta “kışkırtmak” istiyor. Demirkanlı’nın bir sürü akademisyeni, tiyatro insanını içine sürüklediği “batak”tan ders alamayanlar olur diye, geçmişte kimilerine yaptığımız uyarıyı ola ki, Demirkanlı’ya inanabilecek olanlara “yeniden” yapıyoruz:

“Lütfen, Demirkanlı’ya kanıp ‘kahramanlığa’ soyunmayınız; çünkü kimi örneklerde göründüğü gibi sonuçta çırılçıplak ortalık yerde kalabilirsiniz. Sonuçta ‘kral çıplak’ konumuna düşmemek için verilen gazlara karşı ‘uyanık’ olunuz. Çünkü Yeni Tiyatro’nun ‘objektif’ yayıncılık yapmaktan başka bir ‘kaygısı’ yoktur.”

Demirkanlı aşağıdaki “tekzip” yazımızı da yayınlamayarak, yeni bir “sansür”e de imza atmış oldu.

Devamı...

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics