HÜZNÜN YERİ OLDU ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
Hayati Asılyazıcı

Bir süre sonra ışıklar kararacak, bütün çalışmalar duracak. Bu değeri biçilemez binada yaşayan tüm sanatçılar, yöneticiler, depremzede gibi sokaklarda bulacaklar kendilerini. Opera, bale, tiyatro ve bütün müzik toplulukları evsiz yurtsuz insanlara dönüşecekler. Sadece Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’nde çalışanlar, sanatçılar değil bu önlenemeyen çöküşün hüznünü duyarak yaşayanlar, izleyicilerin de yüzlerinden okunuyordu hüzünleri.
İlkbaharın son günleri hüzün bulutları yüklüydü AKM ve Taksim.

akmHüznün Notları
9. Uluslar arası Karadeniz Festivali’nin son gösterimi olan Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin Modern Dans Topluluğu (MDT)’nu izlemeden Trabzon’dan İstanbul’a dönüyorum. MDT’yi daha önce Ankara ve İstanbul’da görmüştüm, bu nedenle AKM’deki Verdi’nin ölümsüz operası “AIDA”yı son kez görmek istiyorum.
15 Mayıs Perşembe günü son temsil diye AKM’ ye gidiyorum. Görkemli bir “AIDA” gösterimini izliyoruz. (“Aida”nın son gösteriminin 17 Mayıs 2008 Cumartesi olduğunu öğreniyorum, kızım Aslı Asılyazıcı Gönenç’ten.)

Derin bir nefes mi almalıyım yoksa bugüne kadar önlemini almayan geçmiş hükümetlere öfke mi yağdırmalıyım? Ne yararı olacak ki? AKP Hükümetinin AKM’nin onarımını iki yılda tamamlamasını bile yarım ağızla mırıldanması, çeşitli söylemlere yol açıyor. Demokles’in kılıcı gibi, AKM’nin tepesinde yıkma ya da yıkılma tehdidi durmuyor mu? AKM ve Taksim Alanı bir hüzün tarlası gibi, ne zaman geçersem irkilirim. AKM’de gizlenen dertleri binayı sevdiğim için ben bilirim.

İDSO’nun Hüznü
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 16 Mayıs Cuma akşamı, başarılı ama hüzünlü bir konser verdi. Bu satırları yazarken İDSO, Cumartesi saat 11.00 konserini veriyordu.
Bir yandan konser salonları aranıyor, diğer yandan da 17 Mayıs 2008 tarihinde bir kalp durması gibi sonlanacak olan AKM konserleri için çalışmalarını sürdürüyordu.
İDSO bu dönem kendini iyice toparlamış, çıtayı yükselterek kendi kulvarında başarılı konserler veriyordu. Çağcıl olmanın sorumluluğunu olabildiğine kavramış bir İDSO, hüzün dolu son iki konserini üst düzeye taşıdı. Konserin sonunda, iki yıllık onarıma akıl erdiremeyen kapanış konserinin şefi Aleksander Rahbarı anlamlı ve yetkilileri şaşırta-kızdıran kısa ve özlü bir konuşma yaptı. Hükümetin işine akıl erdiremeyen Demokrat Parti’nin iktidar yıllarında eleştirel oyunlar sergileyen Muammer Karaca’nın son oyunlarından “Hükümetin İşine….?” adlı komedisi iki yıl afişte kalmıştı. Şimdilerde AKP’nin işine halk akıl erdiremiyor ama “TC Başsavcısı” sırlarını çözerek; ne menem İslami yönetimi ya da ABD programıyla “Ilımlı İslam”ın türlü-çeşitlisini yargıya taşıyor. Güdümlü ılımlı İslam mavalının, necip Türk ulusu farkında değilken, ana muhalefet ve lideri Deniz Baykal da derin uykularından uyanmıyor ve bu öznel ve özel tümceye hiç mi hiç tepki göstermiyorlardı. Bırakınız, siyasal, ekonomik ve toplumsal çalkantıları.

Genel Başkan ve çevresinden, operaya, baleye, senfonik konserlere gidenlerini değil, gidenini hiç gördünüz mü? CHP’nin bu yönetimi mi koruyacak Atatürkçü Aydınlanmayı? Atatürk Kültür Merkezi’nin köklü restorasyonu ya da yıkımı mı ilgilendirecek onları?
Atatürk aydınlanmasının kültür ışıkları bir bir söndürülürken CHP yönetiminin sesini duydunuz mu?  Cumhuriyetin köklü kurumları Özal hükümetinden bu yana sürüp gelen, AKP Hükümetiyle doruğa tırmanan arazi, Telekom, Tekel gibi temel kurumlar yok pahasına giderken CHP ve yönetimi ne yaptı?
Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun bulunduğu SİT alanı, Yüksek Anıtlar Kurulu tarafından inşaata açıldığında mahkeme açıldı mı? Hayır? Bu karara imza atanlar, bu onursuzluğu nasıl taşıyacaklar?
Baylar hepiniz yüce Divanlıksınız….
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın Cuma günkü konseri hüzünlü olduğu kadar elem vericiydi. Leyla Gencer’in küllerinin boğaza döküldüğü saatlerde İDSO provadaydı. Mahler’in 4. Senfonisi Leyla Gencer için inanılmaz güzellikte yorumlandı. Son bölümde Ankara Devlet Operası solistlerinden Soprano Feryal Türkoğlu, olağanüstü yorumuyla ağıt mersiye etkisinde hepimizi daha çok hüzünlendirdi.
İDSO bugün programını çok iyi yorumladı ve seslendirdi. H. Uçarsu’nun “Cevsa’ya Lamento”suyla konser programını açtı. Sonra genç bir klarnet sanatçısını Merve Kazokoğlu’yu W.A. Mozart’ın (La Majör) Klarnet Konçertosu’nu ilgiyle dinledik. Orkestranın başarılı eşliğinde Merve Kazokoğlu, kendi çizgisinin birkaç basamağını aşarak sonoritesiyle müzikalitesini başarıyla bütünleştirdi.
Konserden sonra AKM üst fuayesinde bir ‘veda’ kokteyli verildi.
Kokteyl “İsa’nın Son Yemeği” gibiydi.

17.05.08
 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 20. SAYI BAYİLERDE VE KİTAPÇILARDA!!!

20. Sayıdan Tadımlık...

 

YENİ TİYATRO DOSTLARI, MERHABA!..
Bu, 20. “sunuş” yazım; kimilerinin “editör yazısı”, kimilerininse “başyazı” diye nitelendirdikleri bu  yazılarda ben, siz sevgili okurlarımızla içtenlikle, yayın ilkelerimiz doğrultusunda yapmak istediklerimizi, karşılaştığımız sorunları, bu sorunları aşmak için ürettiğimiz çözümleri, tiyatromuzun ve ülkemizin gündemiyle ilgili tavrımızı paylaşmaya çalıştım. “Çalıştım” diyorum, çünkü çoğu kez Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve başlangıcından bu yana, “ek” olarak ücretsiz verdiğimiz oyun kitaplarını sizlere yetiştirmeye çalışırken bazı noktaları  tam vurgulayamamış olabilirim; ancak başından beri bizi izleyenlerin “yolumuzda” yürüyebilmek için neleri göze aldığımızı ve ne bedeller ödediğimizi gördüklerini düşünüyorum. Yine de Türk Tiyatrosu’nda “eksikliğini” gördüğümüz konularda tavrımızı “net” olarak ortaya koyarken, ne reklamlarımızın kesilecek olmasına aldırdık, ne de “kimi” yazarlarımızla ve “tanıdıklarımızla” yollarımızın ayrılmasına… “Dost” bildiklerimizin “dosdoğru dost” olmamaları ya da olamamalarına da üzüldük tabii; ancak işimiz “toplumsal” bir iş; o yüzden “bireyselmiş” gibi görünen “acılarımızı” içimize atıp bunları “zamanın şaşmaz yargısı”na bırakıyoruz; okurlarımız da elbette görüyorlar durumu. Görmeyenlere sözüm yok; çünkü onlar çoğu şeyleri de görmüyorlar; Nâzım Hikmet’in dediği gibi onlar “bir değil,/ beş değil,/ yüz milyonlarla…” maalesef!.. Biz, görevimizin “onlar”a da ulaşmak olduğunu ve “onlar”ın da başta tiyatro olmak üzere, sanatın iyileştirici, geliştirici ve dönüştürücü özelliklerinden “yararlanmasını” sağlamak olduğunu biliyoruz. Bu sorunun da “zaman”ın sağaltıcı ve şaşmaz ellerinin desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz. Belki  on yıl sonra, belki yirmi yıl, elli yıl, bilemediniz bir asır! Ama gelecek bizimdir!..  Devamı...

ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET

Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?

Erbil Göktaş: Öncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni  de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek.

Devamı...

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics