YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “TEHDİTLER” VE KAMUOYUNA ZORUNLU BİR AÇIKLAMA

Erbil Göktaş 

 

19.04.2009 Pazar gecesi Mustafa Demirkanlı’dan aşağıdaki elektronik mektubu aldım: 

      “Arkadaşlar,   

İlişikte bir metin gönderiyor, tiyatro yayıncılığına ve tiyatroya yapılan saldırılara karşı ortak bir metin ile tiyatro kamuoyunu 'küfürsüz' bir yayıncılık için duyarlı olmaya ortak imza ile davet etmeyi öneriyorum.   

Mustafa Demirkanlı 

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi”  

Mektup benimle birlikte gerek basılı gerek elektronik ortamda yayın yapan üç beş kişiye daha gönderilmişti. İlk başta bu çağrıya olumlu yanıt vermemeyi düşünmüştüm; çünkü benim Demirkanlı’yla “dayanışmamak için” geçmişten gelen pek çok olumsuz anılarım vardı. Bunları da şimdiye kadar “sonuçsuz polemik” yaratmamak için açıklamamıştım. Benimle ilgili konularda yine öyle yapacağım; yaralarımı kimseye göstermeyeceğim. Ama Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili yaratılmaya çalışılan spekülasyonlar üzerinde durmak ve bir iki konuya değinmek zorundayım.

En başta şunu söylemeliyim: Az önce söylediklerime karşın ne Demirkanlı’ya, ne Tiyatro… Tiyatro’ya en küçük bir kızgınlık, öfke, kıskançlık ya da akla gelebilecek başka olumsuz duygular içinde değilim. Olayları “nesnel” olarak izlemekteyim. Yeni Tiyatro ve onun editörü olarak ben, hiçbir zaman yayın politikamızı, yayıncılık anlayışımızı başkalarına ya da başka yayınlara endekslemedik. Bunları, şu satırları yazarken içinde bulunduğum rahat ve kendinden emin ruh halimi ifade etmek için yazıyorum… Bu açıklamaları da çekilmeye çalışıldığım kavga, polemik ve “kamplaşma” ortamının tehlikelerine dikkat çekmek üzere yapıyorum. Yani bir tür sorumluluk duygusuyla. Çünkü “gidişat” onu gösteriyor ve “küfürsüz” bir yayıncılık için Yeni Tiyatro Dergisi’ne de “sözde” çağrı yapılırken “kırk katır mı, kırk satır mı?” seçeneksizliğinde dergimiz “yıpratılmak” isteniyor.

Örneğin Ömer Faruk Kurhan bana yazdığı elektronik mektubunda şöyle diyor: 

“Bıçak sırtı yazılar için bıçakların bilenmeye başladığını belirtmekte fayda var…” 

Yaklaşık iki aydır Tiyatro… Tiyatro Dergisi’nin sitesinde yazan Kurhan, bu sözleriyle ne demek istiyor? Acaba beni tehdit mi ediyor? Niçin? Bunun sebebi Yeni Tiyatro’ya gönderdiği “İkinci Bir Theope Var mı?” başlıklı yazısının “hakem kurulunca” reddedilmesi mi diye düşünürken, bir iki gün sonra Demirkanlı’nın yukarıda aktardığım mektubu geliyor. Demek ki, “bıçaklar gerçekten bilenmiş” ve Tanrılara sunulmak istenen “kurbanların” arasında Yeni Tiyatro Dergisi de var. Niye? Çünkü Hilmi Bulunmaz, sitelerinde Yeni Tiyatro Dergisi’ni övüyormuş… Övebilir, ama bunun benim ve Yeni Tiyatro’nun “hedef” haline getirilmesiyle ne ilgisi var? Ben Bulunmaz’a dergiyi tanıtsın diye reklam ücreti mi ödüyorum? Yoksa ona gerek konuşmalarını yaparken, gerek yazılarını yazarken “bıçak” mı dayıyorum? Ne Yeni Tiyatro Dergisi’ni överken, ne de Tiyatro… Tiyatro Dergisi’ni yererken benden en ufak bir telkin bile almamışken bu olanlar neyin nesidir? Kaldı ki gerek Coşkun Büktel’e, gerek Hilmi Bulunmaz’a, aşağı yukarı üç beş gün arayla Demirkanlı’ya böylesine “acımasızca” ne yapmak istediklerini sorduğumda, her ikisi de yıllardır nasıl bir “yok etme” eylemiyle karşı karşıya olduklarını, bunun başını Demirkanlı’nın çektiğini ancak “iktidarda” olmasına ve “18 yıllık bir dergi” çıkarmasına karşın bunu başaramadığını ve artık Büktel ve Bulunmaz’ın okuyucularının da çoğalmasıyla Demirkanlı’nın “kontrolünü kaybedip belden aşağı vurmaya başladığını” söyleyerek bana Demirkanlı’nın belgelenmiş yalanlarını ve “Burak Caney” olayını anımsattılar.

Burak Caney Olayı neydi? Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’la baş edemeyenlerin, “başka bir isim” altında oluşturdukları “küfürün”, “aşağılamanın” ve “pornografik göndermelerin” açıkça yapıldığı bir siteydi. Örneğin oral seks yapan bir kadının ağzındaki erkeklik organı Büktel’in portreleriyle kapatılmıştı. Yine Büktel ve Bulunmaz’ın yüz fotoğrafları fotomontajla çeşitli böceklerin vücuduna monte edilmişti. Büktel’in portresi, yine bir dansözün vücuduna eklemlenmişti. En kötüsü de, Bulunmaz’ın o sıralar ölümcül bir hastalıkla boğuşan on beş yaşındaki kızı, bu sitede “malzeme olarak” kullanılmıştı. Son olarak da, daha beş-on gün önce Demirkanlı’nın sitesinde, tıpkı eskiden Burak Caney’in sitesindeki fotomontajlara benzer biçimde, Büktel’in fotoğrafı, Nazi bayrağıyla birlikte fotomontajlanmıştı. Ben “o” meşhur küfürün Burak Caney tarafından Büktel’e dansöz fotomontajı yapıldığı sırada söylendiğini biliyorum ve olmayan bir kişiye (Burak Caney’e) karşı söylendiğini de… Ama Demirkanlı ve A. Ertuğrul Timur, sanki kendilerine söylenmiş gibi üstlerine alındılar ve Burak Caney’in korsan sitesine destek verdiler. Hatta Ben “o” meşhur küfrün bu sırada söylendiğini biliyorum ve olmayan kişilere karşı söylendiğini de…  Hatta tiyatro dünyasından çoğu kişi, bu siteyi Demirkanlı ve Timur’un kurduğunu ya da kurdurduğunu bile düşünüyorlardı. Yani daha bir yıl öncesine kadar bu küfür sitesine “herkesin gözü önünde” en azından yazılarıyla destek veren Demirkanlı ve Timur’un, bugün, “küfürsüz bir yayıncılık” girişimleri bana “hiç” inandırıcı gelmiyor. Bu noktada Timur’un da, “Tiyatrom” sitesini yıllarca “başarıyla” sürdürdükten sonra, “sonuçsuz polemik” ve “gereksiz kavgalarla” 15. yılında iyice yıpranmış ve tiyatrocu okurlarının büyük bir bölümünü yitirmiş olan Tiyatro… Tiyatro Dergisi’ne geçmesi “en büyük hatası” oldu. Timur, zaten esas işinin yanında bu işi yapıyordu; bir de Tiyatro… Tiyatro’nun pek çok sorumluluğunun yanında “yıpratıcı polemiklerin” içine girince çok yoruldu ve sitesini bir süre kapatmak zorunda kaldı. O zamana kadar “Tiyatrom” bizim açılış sayfamızdı; tiyatro dünyamıza Tiyatrom’un penceresinden açılırdık; bunu Timur’a da söyledik; hatta 2005 ya da 2006 yılında “Tiyatrom”da yazdığım bir yazıda Tiyatro… Tiyatro’nun çok yıprandığını, onun “çığlık kampanyası” için abone arayışımı sürdürürken konuştuğum onlarca kişiden ancak yedi kişiyi abone yapabildiğime değinmiş ve Timur’u uyarmak istemiştim. Ancak Timur da, o zamanın “tek popüler dergisi”nin yayın kurulu üyesi ve “çocuk ve gençlik” sorumlusu olmanın verdiği “boş gururla” bu uyarımı göremedi. Ve “Tiyatrom”u da, kendisini de “bitiren” bugünkü sürece geldi. Bugün kör bir boşlukta çığlıklarını kimse duymuyor, husumet dolu yazılarına cevap alamıyor, bağırdıkça düşüyor, düştükçe bağırıyor; çok zor bir durum tabii ki… Artık o pırıl pırıl, ilk zamanların “Tiyatrom”u geri gelemeyeceğine göre, Timur’a sağlığı açısından “uzun bir süre” bu ortamdan uzak kalmasını öneriyorum. Yazılarında 25 Nisan 2009 günü “Tiyatroya Soldan Bakmak” paneline “Ankara’dan okur ve dostlarımızın da yoğun katılımı ile” gelip Bulunmaz’ı orada “mahkum edeceğini” söyleyebiliyor. Şu an elinizde bulunan bir sürü sitede “mahkum” edemiyorsanız, “çiğnendiğini” söylediğiniz haklarınızı “yasal yollardan” arayamıyorsanız, kurduğunuz “konsorsiyumlar” da, oluşturduğunuz “ittifaklar” da bana göre “nafile” çabalardır. Ayrıca orada yapılmak istenecek en küçük bir kışkırtmaya ne toplantıyı düzenleyen Özgür Tiyatro izin verir, ne de böyle bir şeye biz göz yumarız. Şimdi aynı yanlışa, Ömer Faruk Kurhan da düşüyor;son günlerde yazdığı bütün yazılarda “sonuçsuz polemiklerin” kahramanı olmaya soyunuyor. Soyunması iyi de, sonra giyinemeyecek ben ona üzülüyorum; bana yazdığı mektubunda diyor ki;

 “Derginizin reklam verenlerinden Hilmi Bulunmaz'ın Oyun sitesinden yaptığı Yeni Tiyatro sunumları ve Tiyatro Dergisi'ne karşı açtığı "savaş" ilginç sonuçlar doğuracak gibi duruyor.” 

Ne gibi “sonuçlar” doğurabilir acaba? Ülkemdeki pek çok “aydının” karşılaştığı gibi, bombalar, kurşunlar durduramamış da insanları, “bileylenmiş” üç beş tane bıçak mı beni korkutacak? Siz ne dediğinizin farkında mısınız? Yarın “hıyar salatası yaparken” bir tarafımı kessem ilk suçlanacakların kim olacağını biliyor musunuz? Ve hala ısrarla diyorsunuz ki;  

25 Nisan'da Hilmi Bulunmaz'la birlikte katılacağınızı öğrendiğimiz ‘Sanata Soldan Bakmak’ paneline eski Tiyatrom editörü Ertuğrul Timur da katılacak muhtemelen.”  

Eee? Katılsın ne var bunda? İnsanlar kalkıp İstanbul’dan ya da başka yerlerden geleceklerse Panel yeterince “yankı” uyandırmış demek ki!.. Hatta siz de katılın, herkese açık “demokratik bir toplantı”nın nesi kötü? Ayrıca ben niye Bulunmaz’la katılıyorum da, 25 yıllık dostum Semih Çelenk’le ya da sevgili Orhan Aydın’la katılmış olmuyorum?.. O panelde daha nice isim var; niye Hilmi çalıp ben oynayacakmışım gibi bir izlenim yaratıyorsunuz? Niye ikide bir Bulunmaz’la olan “husumetinize” beni de sokmaya çalışıyorsunuz? Bulunmaz’a verdiğim, üstelik “hakem denetiminden geçmiş”  “yanıt hakkı” mı çok göründü size?..“Yanıt hakkının” evrensel bir “hak” olduğunu ve en temel “insanlık hakkı” olduğunu bilmiyor musunuz? Herkesin “garezi” bana bu yüzden mi?.. Ayrıca o yazıda Bulunmaz, “kıyasıya” beni eleştiriyor, bunu niye görmezden geliyorsunuz?.. Sizin devrimciliğiniz, demokratlığınız bu kadar mı? Bu kadar olmadığını elbette biliyorum: Geçen yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği “yayıncılık” (!) panelinde İATP-G’nin de, sizin de ne kadar “demokrat” olduğunuzu gördük… Bülent Sezgin taa Kocaeli Hereke’ye kadar geldi, Fırat Güllü bana zaman ayırıp o panele katılmam için ricalarda bulundu ama ne oldu? Bilin bakalım ne oldu? Uçtu uçtu kuş uçtu, İATP-G’nin “G”si, buhar olup “G”itti!!! Yeni Tiyatro Dergisi adına katılacak olan Erbil Göktaş’ın katılımı engellendi. Bu olay üzerine İKSV’yi dergide yazdığım yazıda “protesto” etmiştim; o zaman niye “birlikler” oluşturmadınız? Bırakın birliği mirliği, neden hiç sesinizi çıkarmadınız? Yeni Tiyatro Dergisi “yayın”, Erbil Göktaş “yayıncı” değil miydi? O panele Festival’in gerçekleştiği Mayıs-Haziran 2008’den sonra çıkamayan “OYUN”un yayın yönetmeni Gülsün Odabaş bile katılırken NERELERDEYDİNİZ?... Üstelik Bayan Odabaş, çıkardığı “kitapçığa” “dergi” bile diyemezken… ALLAHAŞKINA SİZ NERELERDEYDİNİZ?..  “Devrim” yapmaya mı gitmiştiniz, yoksa “burjuva demokratlığı” mı ithal etmekle meşguldünüz? Anlaşılan o ki, daha “ithalat” gerçekleşememiş; 2010’da verilen pek çok “kıytırık” projeden size de “pay” düşerse olur İNŞALLAH!.. Allah’ın izniyle burjuva demokrasisi güzel yurdumun “yayıncılarına” da bir gün güler elbet!.. Biz mi, bizim de elbet “çok özgün” projelerimiz vardı, ama çok şükür ki, “tekelci bir dönemde” yaşadığımızı az çok idrak edebiliyoruz. Sizler “sosyalist demokrasi” iddiasındasınız ya, bilmiyorum ki, “burjuva demokratlığı” bile beceremediğiniz halde, o dediğinizi nasıl oluşturacaksınız?.. Evet, şimdi can alıcı soruya “G”eliyorum; ey İATP-G!..

Bay Fırat Güllü, Sevgili Bülent Sezgin ve “büyük polemikçi”, “gerçek yayıncı dostu” (!) Ömer Faruk Kurhan; 2008 İstanbul Tiyatro Festivali’nde, “yayıncılık paneli”nde Yeni Tiyatro Dergisi’ni kim engelledi?.. Dikmen Gürün Uçarer mi?... Mustafa Demirkanlı mı?... Kim?... Bunu bilip de kamuoyu önünde açıklamayan namerttir!.. Evet Bay Güllü, önce sizi dinliyoruz… Yok öyle bedavaya devrimcilik!... Biraz bedel ödeyeceksiniz!.. Yoksa “hesabı ödemeden kaçtı” diye adınızı çıkaracağım!..

Aradan 11 ay geçmesine karşın bunu açıklamaya yürekleriniz yetecek mi?.. Yoksa “semiz ve temiz” küçük burjuvalar olarak, “her şeyin küfre dönüştüğü” şu oluşturamadığınız iki yüzlü “burjuva ahlakının” itkisiyle “ittifakçılık” ve “küfürsüzlük” oyunları oynamaya devam mı edeceksiniz?.. Evet sizden acilen yanıt bekliyorum?.. Tüm bunlar olurken Bay Kurhan bana hesap sormayı da ihmal etmemiş tabii;  

“Bu konuda Tiyatro Dergisi sitesinde yayımlanan ‘Özgür Tiyatro'ya Sorular’ makalemde küçük bir giriş yaptım. Sizin Oyun sitesinin Tiyatro Dergisi Tiyatrom ve Yeni Tiyatro dergisine yaklaşımı hakkında niçin sessiz kaldığınızı anlayamadığımı belirttim.” 

Bu kadar açıklamadan sonra ARTIK ANLAMIŞSINIZDIR sanırım… Ben 20 aydır, Yeni Tiyatro Dergisi çıkmaya başladığından beri, başta da belirttiğim gibi, ne kimseye “husumet” besledim, ne reklam gelirlerini sorgulayıp engellemeye çalıştım, ne de çeşitli ayak oyunlarıyla “sıkıştırmaya” çalıştım. Hilmi Bulunmaz, Yeni Tiyatro’yu eline alıp “bayrak gibi” dalgalandırdığında durup düşünmek yerine, Yeni Tiyatro’yu bazı yerlerde ya görmezden gelmeye çalıştınız, ya haksızlık yapıldığında sustunuz, ya da sıkıştırılmaya çalışıldığı yerlerde “du bakali n’olcek” deyip kıs kıs güldünüz. Ne olduğu ortada, bugün 1000 basılan 10. sayısıyla İstanbul’un gözde kitapçılarının ve bayilerinin çoğunda dalgalanıyor Yeni Tiyatro bayrağı!.. Hele Anadolu’da onlarca kişinin elinde, elden ele dolaşıyor. 100’ü aşkın “abonesi”ni de söylemiyorum bile; yani sadece Hilmi Bulunmaz sallamıyor o bayrağı… Yeni Tiyatro artık ne Ömer’in, ne Erbil’in, ne Sema’nın, ne de Göktaşlarındır; o artık herkesin dergisidir; sizin bile… Hatta Kurhan’ın da!.. “Yanlış” ittifaklarda ve “sonuçsuz polemiklerde” yeteneklerini köreltmeyip “hakem” denetiminden geçtiği sürece… Kurhan’ın geceler boyu bana yazdığı mektuplarından bir alıntı daha:

 “Bu tartışmanın bir boyutunu da ‘Yeni Tiyatro-Oyun-Tiyatro Dergisi-Tiyatrom’ ilişkileri oluşturuyor ister istemez.”…  

Kendinize haksızlık etmeyin, İATP-G de bu “tartışmanın önemli bir parçasıdır, sanırım yanıtını da almıştır; yanıtını da verecektir… Diğerlerine gelince… Onlara da pek bilinen bir marşımızı biraz değiştirerek seslenmek istiyorum:

“Dik duruşlar ola/Mustafa Kemal Paşa!..” Aman sakın ha, unutmayın… 

Kurhan’dan son bir “inciyle” bitiriyorum:

 “Son yıllarda önemli bir avantajım her hangi bir derginin yayın kurulunda yer almıyor olmam. Böylece, meseleye daha mesafeli ve çeşitli yayıncı kaygılarından uzak bakma şansım oluyor.” 

Ben size daha ne diyeyim Sayın Kurhan?.. İyi ki “mesafelisiniz” ve iyi ki “uzak açıdan” bakıyorsunuz… Yoksa bıçak bilemek yerine, bomba imalatına mı girişecektiniz?.. Size yazdığım mektupta, bu konuların sizinle çok fazla ilgisi olmadığını ve “taraf” konumuna düşmemenizi önermiştim; ama siz beni dinlemeyip (kendileri hakkında çarşaf çarşaf yazarak siteler doldurduğunuz halde, size cevap bile vermeye gerek görmemiş olan Bulunmaz ve Büktel’in, yalnızca arşiv yazılarını yeniden gündeme getirmekle yetinmelerine bile tahammül edemediğiniz için) şimdi onlara karşı, bir de üstüne “ittifak” oluşturmaya çalışıyorsunuz ve büyük bir dezenformasyon, misenformasyon, spekülasyon ve en önemlisi de “artikülasyon” yapıyorsunuz; yani “bileyciliğe” soyunup üslubunuzu bozuyorsunuz… Aman artikülasyonunuza da dikkat edin!..

Sözcükler ağzınızdan ve klavyenizden yanlış çıkmasın, biliyorsunuz bugünlerde savcılarımız  çok duyarlı… Maazallah!..

Konuşmamı istiyordunuz, “birazcık” konuştum işte, üç nokta. 

Oğuz Atay ne demişti: Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.”

 

KAMUOYUNA DUYURULUR!

DEĞERLİ TİYATROSEVERLER,

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÖNEMLİ SANAT KURUMLARINDAN BİRİ OLAN DEVLET TİYATROLARI HAKKINDA YAPILAN AÇIKLAMALARA,
ANKARA DEVLET TİYATROSU MÜDAVİMLERİ’NİN TEPKİ GÖSTERMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİĞE HEPİNİZİ DAVET EDİYORUZ.

13 MAYIS 2012 PAZAR GÜNÜ SAAT 17.00’DE KÜÇÜK TİYATRO’NUN ÖNÜNDE OLACAĞIZ.

SİZİN DE BU TARİHİ GÜNDE YANIMIZDA OLMANIZI BEKLİYORUZ.

SAYGILARIMIZLA.
TOBAV ( Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Vakfı)
DETİS (Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği)
TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)
TODER(Tiyatro Oyuncuları Derneği)
OYUNCULAR SENDİKASI
KÜLTÜR-SANAT SEN
SANATÇILAR GİRİŞİMİ
ÖZERK SANAT KONSEYİ

Pankartsız, Slogansız

“Metinden sahneye temrinler”

Erzurum’da dolu dolu tiyatro

Bu yıl ilki gerçekleştirilen “Metinden Sahneye Temrinler” adlı proje kapsamında 4 büyük tiyatro oyunu seyirciyle buluştu. Tam bir tiyatro şölenine dönüşen oyunların sahnelenmesi 18 Mayıs 2012 tarihine kadar devam edecek.

******************************************

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir tarafından yürütülen “metinden sahneye temrinler” adlı tiyatro projesi sonuçlandı. Toplam 4 büyük tiyatro oyununun sahnelenmesini amaçlayan proje, 8 mayıs 2012 tarihinde seyirciyle buluşurken, oyunların 18 Mayıs’a kadar gösterimde olacağı belirtildi.

Proje sorumlusu ve 4 büyük tiyatro oyununun da yönetmenliğini yapan Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir, yaklaşık 4 aylık yoğun bir çalışma sürecinin büyük bir tiyatro şölenine dönüşmesi ile sonuçlanmasının onur verici olduğunu belirtti.

Toplam 15 kişilik öğrenci ekibi ile çalıştığını ve ekipte 8 oyuncu, 5 tasarımcı ve 2 de yazarlık sanat dalı öğrencisinin bulunduğunu ifade eden Yard.Doç. Dr. Aydemir, 4 ayda günlük ortalama 5 saatlik çalışma temposuyla böylesi bir projenin tamamlanabildiğini, projenin en ilginç yanlarından birinin de  4 büyük oyunun aynı ekip ile eşsüremli olarak çalışılıp, aynı tarihte sahnelenime hazır hale getirilmesi olduğunu dile getirdi.

DÖRT FARKLI OYUN

Bünyamin Aydemir, “Oyunlarımız Athol Fugart’ın “Ada”, Aziz Nesin’in “Hadi Öldürsene Canikom”, Edward Albee’nin “Hayvanat Bahçesi Öyküsü” ve Savaş Dinçel’in “Uçurtmanın Kuyruğu”. Bu dört oyun da hem tematik olarak, hem de teknik olarak birbirinden farklı estetik düzlemleri olan oyunlar. Amacımız bu farklı renkteki her bir oyunu bir arada ve aynı ekip ile sahneleyebilmekti. Bunu başarabildiğimiz için çok mutluyuz” dedi.

HER ZAMAN VE HER KOŞULDA TİYATRO

“Metinden Sahneye Temrinler” adlı projenin bu yıl ilkini gerçekleştirdiklerini, bundan sonraki yıllarda da projenin artık geleneksel hale getirileceğini kaydeden Yönetmen Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir, projenin “her zaman ve her koşulda tiyatro yapılabilir”liğinin iddiasına soyunmuş bir çalışma olduğunu da sözlerine ekleyerek şunları söyledi:

OYUNLAR YENİDEN BİÇİMLENDİRİLDİ

“Çalıştığımız oyunları dramaturjik müdahalelerle yeniden biçimlendirdik. Bu anlamda oyunlarımızı deneysel yaratım sürecine malzeme haline de getirmiş olduk. Yine minimaliz bir bakış açısıyla oyunların her birini 40-45 dk’lık bir zaman aralığına sıkıştırıp daha kompleks hikayelere dönüştürdük. Bu yaklaşım özellikle dekor ve kostüm yorum ve tasarımında daha da hakim”.

HERKES DAVETLİ

Bu arada söz konusu 4 tiyatro oyununun da her gün seyirciyle buluşacağı öğrenildi. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Deneme Sahnesinde sahnelenen oyunlar, her gün akşam 19.00 ile 20.00’de gösterime gireceği ve halka da açık olduğu bildirildi.

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ’NE TURNE YAPILACAK

Öte yandan “Metinden Sahneye Temrinler” adlı proje kapsamında sahnelenen 4 büyük tiyatro oyununun da 4-10 Haziran 2012 tarihleri arasında Ankara Bilkent Üniversitesine turne yapacağı açıklandı. Konu ile ilgili görüşlerini ifade eden Yönetmen Bünyamin Aydemir, “Şu  15 günü tam bir tiyatro şölenine çevireceğine inandığımız bu oyunlar, ayrıca 4-10 HAZİRAN 2012 tarihinde de Bilkent Üniversitesinin düzenlediği “TİYATRO GÜNLERİ”nde seyirci ile buluşacak.  Türkiye’deki bütün büyük üniversitelerin tiyatro ekipleri de orada olacak. Türkiye’nin tiyatro kalbi orada atacak tabir yerindeyse. Festivalde ekibimizin hazırladığı 4 büyük oyunu sadece orada sahnelemekle kalmayıp, çeşitli forumlarda ve workshop gibi etkinliklerde de Üniversitemizin adını layıkıyla taşıyacağız” şeklinde konuştu.

İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA “YENİ” GENEL SANAT YÖNETMENİ HİLMİ ZAFER ŞAHİN!...

“İBBŞT Yönetmeliği”nin “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Şehir Tiyatroları Şube Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliği” olarak değiştirilmesinin ardından Genel Sanat Yönetmeni olarak görevinden istifa eden Ayşenil Şamlıoğlu'nun yerine, kurumda dramaturg olarak görev yapan Hilmi Zafer Şahin atandı.

98 yaşındaki İBBŞT'nin yeni Genel Sanat Yönetmeni olarak görevine başlayan 1958 yılı Antalya doğumlu Şahin, akademik eğitimini İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü, Tiyatro Anasanat Dalı'nda yaptı. Yine aynı bölümde yüksek lisansını da tamamlayan sanatçı değişik dergi ve gazetelerde tiyatro, tarih ve kitap tanıtımı konularında yazılar yayımladı. Şahin ayrıca Büyük Larousse ve İstanbul Ansiklopedisi'nde tarih, tiyatro, edebiyat, dilbilim ve yaşam öyküsü konularında da madde yazarlığı yaptı.

1988 yılında girdiği İBBŞT'de yönetim kurulu üyeliği, genel sanat yönetmeni yardımcılığı ve başdramaturg görevlerinde bulundu. Bu süre zarfında pek çok etkinlik gerçekleştire Şahin "Aslolan Hayattır", "İkinci Ses", "Mikadonun Çöpleri", "Kafkas Tebeşir Dairesi" gibi pek oyunda dramaturg olarak görev aldı. Geçtiğimiz sezonda "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" adlı oyunu, Ziya Osman Saba'nın aynı adlı yapıtından tiyatroya uyarladı.

Mimar Sinan Üniversitesi, Beykent Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde tiyatro dersleri de veren Şahin, Genel Sanat Yönetmeni seçilmeden önce de kurumdaki dramaturgluk görevine devam ediyordu. Hilmi zafer Şahin, başlangıcından günümüze değin, Yeni Tiyatro Dergisi’nde Yayın Kurulu üyeliği de yapmıştır.

Göreve geldikten sonra yaptığı ilk açıklamada ”Şehir Tiyatrosu, 98 yıldır olduğu gibi önümüzdeki süreçte 100. yılına giderken de iyi, doğru ve güzel şeyleri yapmaya devam edecek” diyen Şahin, kurumun içinden gelen bir sanatçı olarak ‘yönetmelik krizine’ de değindi. "Bu süreç içerisinde arkadaşlarımızla daha çok konuşacağız. Birbirimizi anlamaya çalışacağız" diyerek diyalog çağrısı yapan Şahin'e Yeni Tiyatro Dergisi olarak yeni görevinde başarılar diliyoruz.

 

TİYATRO AFİŞLERİ SERGİSİ

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics