25 Temmuz 2017, Salı
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / Eleştiri / A. Didem Uslu’dan Bir Rüya Seyahati: Dervişlerle Gönül Yolculuğu
A. Didem Uslu’dan Bir Rüya Seyahati: Dervişlerle Gönül Yolculuğu

A. Didem Uslu’dan Bir Rüya Seyahati: Dervişlerle Gönül Yolculuğu

‘Dervişlerle Gönül Yolculuğu’, mânâ ve madde âlemini ortak bir paydada buluşturan, Türk Edebiyatı’nda bir ilk tür olarak da nitelendirilebilecek uzuun! ama en ince ayrıntısına kadar hatırlanıp satır satır dokunan bir rûya seyahati.

Hikâyenin eski ve tecrübeli, kalbürüstü ödüllere aşina yüzlerinden Ayşe Didem Uslu (-babalık soyadıyla-Battalgazi), metinlerini döndükçe dönenip aşka gelen bir mevlevî dervişi esrikliğiyle inci gibi diziyor; yuvarlana yuvarlana çığa dönüşen bir kartopu misali, cümlelerini paragraflara, ordan sayfalara, formalara, en nihayet epik (destansı) tatlar sunan manzum bir esere dönüştürüyor.

Kitapta, ezgisini özünde barındıran, sine-masal bir keyifle okuduğumuz değme yazılardaki vakalar gerçek hayatta tamamen yaşanmış değildir; olsa olsa beheri öykünmeden ibarettir ki, zaten hem ön kapakta hem de açılış sayfasında vurgulandığı gibi, burada öyküler, öykülemeler söz konusudur.

Bu dört başı mamur bir yol efsanesidir. O yollar ki, yürümekle aşınmamıştır. Aşınan hep biz fâniler olmuşuzdur. Ne var ki, her şey gibi “aşınmak” neticesinin sebebi olarak da karşımıza yine “kaşınmak” çıkmaktadır. Kaşınan yollara düşer, aşınır, öğütülür, sanki bir zebercetinkini andıran sırlı tozlar dört bir yöne saçılır.

Yola düşmeyle Allah da zihinlere düşecektir. 

Ömür bitecek, yol bitmeyecektir. Yol bir kez bitti mi, dünya da bitmiş demek olacaktır. Hem yolcudur Abbas, onu zapturapt altına almaya çalışmak nafile bir çaba teşkil edecektir.

Durdurun dünyayı inecek var!…

Kitabın tam da buna benzer bir itiraz manifestosuyla başladığını düşünüyorum. Dünya kapkaranlıktır. Kim bilir belki bu yüzden, sırf bu yüzden, yolların ilki a y d ı n l ı ğ a çıkıyor. “Işık biraz daha ışık…” diye ölüm döşeğinde giderek kararan gök kubbesine haykıran Goethe misali, ilkin aydınlığa öykünülüyor.

Kim çıktığı yolun sonunu görebilir ki!…

Marifet yola çıkmadadır. Kim çıktığı yolun sonunun hasrete çıkacağını umabilir? Ama aydınlığın sonu 175. sayfadan itibaren hasrete çıkıyor. Bir kere, Hasret somut değildir ki soyuttur. Ne söze gelir, ne yazıya. Ama yollar tarihe çıktı mı, kayıt da başlar. Yazar, bu kayıt işlemini çağdaş, havalı, burnu büyük cep telefonlarıyla değil de kadim, kutsî, hatta ilahî anane nesnesi ‘kalem’le not almak suretiyle gerçekleştirir. Tarihe notlar dahası dipnotlar düşer.

Sonracığıma, yolun sonu görünür. Her yolun sonu sürgüne çıkar. Uzayan yollar dipsiz bir uçurumu andıran sürgün hayatlar doğurur. O sürgünler yeni yeni filizler verir. Adı ayrılık olur, adı hicran olur, pranga olur; kahır olur mektup mektup döşenir.

Sürgünün sonu ölüm olur. Sahipsiz meçhûl bir mezar olur. Maddî âlemden çıkılıp mânâ âlemine geçiş yapılınca, bu kez yol, yazarın deyimiyle seyrillah’a yâni Allah yoluna çıkar.

Didem Uslu’nun “Dervişlerle Gönül Yolculuğu” zevkle okuduğum bir kitap oldu. Okurların da aynı  “zevki” alabileceklerini umarak bu yazıyı yazma zaruretini hissettim. Herkese “iyi” okumalar diliyorum.

Hakkında Ömer Öztürk

Yoruma kapalı.