Haberler
 İstanbul Şehir Tiyatroları'nda William Shakespeare'in yazdığı, Kemal Başar'ın yöneteceği 'Romeo ve Juliet'in provalarına başlandı. 25 Şubat'ta prömiyeri yapılacak eser, aynı adlı oyunun Romanya'daki provalarından hemen sonra Devlet Tiyatrosu'nun bir turnesi için Seul'e giderken kaybettiğimiz ışık tasarımcısı Seyhun Ayaş'ın anısına sahneye konuyor. |
|
Devamı...
|
|
|
TİYATROM'DAN AÇIKLAMA : Cuma Boynukara ile ilgili yukarıda sözü geçen iddialar Nedim Saban'ın Milliyet Sanat Dergisi söyleşisinde yer alan iddialar olup, bu iddialar elbette ki önemli ve yayınlanmadan doğrulatılması, belgelendirilmesi gerekecek ciddiyettedir. |
|
Devamı...
|
 Nedim Saban'ın Milliyet Sanat Dergisi Ocak sayısındaki söyleşiyi okuyunca “şaşırdım” desem yerinde olmaz... Aynı ifadeyi Tiyatrom,Tiyatro Dünyası siteleri için de kullanmak zorundayım... Neden şaşırmadığımı kısaca ifade etmeliyim... Çünkü artık insanlar sıkıntılarını, sorunlarını başkaları üstünden tartışmaya açmayı tercih eder hale geldiler... 2001 Ocak ayı itibariyle Kadıköy Belediyesi’yle ilişiğim yoktur... Orada çalıştığım yıllarda, İstanbul ve dışından gelen birçok topluluğa salon tahsisi yapılmıştır... Bilineceği gibi Kadıköy Belediyesi resmi bir yerdir, şahıs yeri değildir... Bu tür kurumların da prosedürleri vardır... Yazışmaları vardır... Nedim Saban’ın yukarda anılan dergide söyleşi yaptığı toplulukların o tarihlerde hiçbir başvuruları (salon istekleri) olmamıştır... O yıllarda bu toplulukların varlığından bile haberdar değildim... Ayrıca bir istekleri olmuşsa da neden salonun uygun olmadığı da muhakkak kendilerine yazılı olarak bildirilmiştir... Gazetecilik etiğinde belgelerle konuşulur... Gönül isterdi ki bu söyleşide belgeler de olsaydı, öyle yayımlansaydı... (Olmayan bir şeyi yazmanın ne anlama geldiğini az çok biliriz; bunlara ne denmesi gerektiğini de…) Sözde söyleşideki bir diğer konu ise, benim, oyunlarımın oynanması konusunda destek arayışında olmadığımdır... Hatırlanacağı gibi “temiz tiyatro yayımcılığına” imza koyanlar vardı, şimdi bu tavrı sergileyenler, bana karşı asılsız haber yayınlayanlar bu “temizliği” kirletmiş olmuyorlar mı?.. Cuma Boynukara olarak yazarlık serüvenimin ne kadar şeffaf olduğu bilinir... Saygılarımla... Cuma Boynukara |
|
|
 Menemen Belediye Tiyatrosu MEBET'in kuruluşunun 10. yılı olması sebebiyle Menemen Belediyesi’nin 9-12 Aralık 2009 tarihlerinde gerçekleştirdiği "1. İNADINA TİYATRO FESTİVALİ" çok coşkulu geçti. Salonların seyirciyle dolup taştığı oyunlarla dört gün boyunca tiyatro etkinlikleri sürdü. 9 Aralık 2009 günü belediye önünden coşkulu bir kortejle başlayan festival, "MEBET 10 Yaşında Sergisi" ve kokteyli ile sürdü.  İzmir Yenikapı’nın sokak oyunundan sonra akşam saat 20.00'de Ege Üniversitesi Tiyatrosu'nun oyunu vardı. Salona sığamayan seyirci için salona ek sandalyeler kondu. Oyunun ardından konuşan belediye başkanı Tahir ŞAHİN ”Sanata ve sanatçıya önem veren toplumlar gelişmeye yüz tutar. Biz de sanata vermeye çalıştığımız destekle buna biraz da olsa katkıda bulunabiliyorsak ne mutlu bize” diye konuştu. Festivalin 2. günü olan 10 Aralık 2009 günü sinema sanatçısı Turgay TANÜLKÜ’nün söyleyişisi ve Söke Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun “Hastane" adlı oyunu Menemenliler'le buluştu. Seyircinin salona sığmadığı oyunda kahkaha dolu anlar yaşandı. 11 Aralık 2009 Cuma günkü etkinlikler Manisa AFSEM Tiyatrosu’nun çocuk oyunuyla başladı. Çocukların salona sığmadığı etkinliğin akşamında da Tekirdağ Belediye Tiyatrosu ”Elli Metre” adlı oyunla sahne aldı. Oyun beğeniyle izlendi. Festivalin son gününde ise tiyatro atölyeleri, Kocaeli Üniversitesi G.S.F. Sahne Sanatları Bölümü Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı Başkanı Yrd.Doç.Dr. Erbil GÖKTAŞ ve MEBET Sanat Yönetmeni Metin GÜLER’in ”Geçmişten Günümüze Menemen’de Tiyatro" adlı söyleyişisi ve Edirne Sanat Tiyatrosu’nun oyunu vardı. Dördüncü gün olmasına ve yağmurlu havaya rağmen seyirciler salonu doldurdu. Çok coşkulu geçen festivalin ardından konuşan MEBET Sanat Yönetmeni Metin Güler ”…yaşadığımız kente yeni bir soluk kazandırmış olmamızın sevinciyle şimdiden yeni festivalin düşü içindeyiz. Başkanımla, ekibimle daha nice İnadına Tiyatro Festivallerine” diye konuştu ve Menemenliler'e festivallerini kucakladığı için teşekkür etti. |
Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü, Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı üçüncü sınıf öğrencisi Elif Solak, Mitos Boyut Yayınevi’nin düzenlemiş olduğu, Dördüncü Geleneksel Oyun Yazma Yarışmasında, Bu Böceği Kim Öldürdü? adlı oyunu ile özendirme ödülü almaya hak kazanmıştır. Bu Böceği Kim Öldürdü? Adlı oyun, Tuzla Tersanesinde yaşamlarını yitirmiş işçilerin yaşamlarından yola çıkılarak yazılmış bir oyundur. Oyun içerisindeki filika kazası, hepmizin bildiği ve medyadan takip ettiği filika kazasından yola çıkılarak yazılmıştır. Elif Solak, oyunun ön çalışmasında bununla ilgli görsel ve yazılı medyayı takip etmiş, işçiler ile konuşmuş ve bilgi almıştır. Oyun, Tersane işçilerinin dramlarını yansıtır. Sistem karşısında çaresiz kalmış ancak hayatta kalabilmek için çalışmak, hatta zor şartlara katlanmak zorunda olan bir grup işçinin, dünlerini, bugünlerini ve gelecekten beklentilerini gözler önüne serer. Aile bağlarını, pamuk ipliğine bağlı yaşam savaşlarını, ölüm korkularını gösterir. İnsana dair çıkarların ve zaafların, yine insanlar üzerinde olabilecek ürkütücü sonuçlarını anlatmaktadır. Yazar tüm bunları yaparken, güncel bir mesele olan ve yüzyıllardan beri süregelen işçi, iş veren sorununu ele almıştır. Son günlerde medyadan da sıkça takip ettiğimiz ve öylü görülüyor ki daha sıkça da takip edeceğimiz, işçi ölümleri ve sakatlanmaları ile sonuçlanan iş kazaları, bir tersane ve bu tersane içersinde ki bir gurp işçi ve iş veren üzerinden aktarılmaktadır. Kazanmak için her şeyi göze almış işverenlerin duyarsız tutumları ve ayakta kalabilmek adına, örgütlü haraketi rededen işçilerin yalnızlıkları ve onları kaçınılmaz sona, yani bir nevi yıkıma götüren yol gösterilmeye çalışılmıştır.  Olay, İstanbul sınırları içersinde bir tersanede geçiyor olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki anlatılmak istenen temel düşünce için herhangi bir sınır yoktur. İşçi hareketleri evrensel olduğu gibi, bu hareketlerin doğuşunu sağlayan işçi ölümleri, yabancılaşma, duyarsızlaşma kavramları da evrenseldir. Bugün dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir tersane, eğer iş ve işçi sağlığını koruyan önelemler ile işlemiyorsa, bu oyundaki işçilerin ulaştığı trajik sona ulaşmak kaçınılmaz olacaktır. Oyunun hem içinde hem de isminde geçen böcek kavramı, kapitalist iş verenlerin, işçiye verdiği değersizliği anlatabilmek içindir. İşçilerin, işveren ve sistem karşısındaki bireysel yalnızlığı oyun içersinde anlatılmış olsa da, örgütlü haraketle ilerdiklerinde ulaşacakları asıl güç, sendikalı (işçi) oyun kişileri ve bu oyun kişilerinin diyalogları ile verilmeye çalışılmıştır. Genç oyun yazarlarının sıklıkla tercih ettiği konular arasında yer almayan ve apolitik toplumun tarafından rağbet görmeyen işçi oyunları, ve Mitos Boyut gibi ciddi bir kurumun politik bir oyuna ödül veriyor olması, işçi haraketleri açısından da Türk Tiyatrosu açısından da sevindirici bir gelişmedir. |
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |
YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.
EGE IŞIK’TAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sahne Sanatları Bölümü’nde yüksek lisans yapmakta ve şu günlerde “12 Mart Sürecinde İstanbul Şehir Tiyatrosu” başlıklı tezimi hazırlamaktayım. Kişisel yolculuğumu, değerli hocalarımın da yol göstericiliğiyle, tiyatro bilimine yapacağım katkı belirleyecek. Türk Tiyatrosu’na, kendimce - kendi katkımı koyabilme - çabası ve telaşı içindeyim. Çok çalışıp sınırlarımı zorlayarak tiyatro adına, başarılı kuramsal çalışmalar ortaya koymak amacımdır. Kuramsal çalışmalarımı 'çeşitli' tiyatro dergilerinde ve içeriğini mükemmel bulduğum Yeni Tiyatro dergisinde yayımlamaktayım. Benim sevinçlerim böyledir. Bunun dışındaki kişisel hırslardan, heyecanlardan kendimi arındırırım.
2009 yılı Nisan ayında bir “kampanya” başlatılmış, Hilmi Bulunmaz ile Coşkun Büktel’i isimleri verilerek hedef alan ve hedef gösteren bu kampanyanın imzacıları arasına benim de “adım” konulmuş. Oysa ben, bu kampanya için imza vermediğim gibi, ne bir form doldurdum, ne belge imzaladım, ne de telefonla da olsa bir kimseye adımı kullanmaları için izin verdim. O yüzden imzamın da iradem dışında kullanıldığı bu haksız ve “sahte” kampanyanın düzenleyicilerini esefle kınarken, “imzamın” geçersiz olduğunu bildiriyor ve “Kampanya Listesi”nin yayınlandığı tüm sitelerden, tüm yayın organlarından “adımın ve soyadımın” kaldırılmasını rica ediyorum.
BASINA VE KAMUOYUNA ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA!..
* * *
|
Satış Noktalarımız
Editör'den... / Erbil Göktaş
2. ULUSLAR ARASI MİASTO (CİTY) TİYATRO FESTİVALİ (1)
İlki geçen yıl (2008) düzenlenen Miasto Festivali’nin yapıldığı yer, Polonya’nın Legnica kenti. “Miasto” da zaten “kent”, “şehir” demek… Polonya’nın Almanya sınırındaki bu kent ilginç özellikler taşıyor. Birincisi Berlin’den üçbuçuk saatte geliniyor. Gerçi biz, eski Doğu Berlin’deki Schonefeld havaalanından minibüsle yola koyulduk oniki kişilik ekibimizle. Yönetmen Kemal Başar organizasyonu da öyle yapmıştı. Devamı...
|