Bal Sineği

"Bal Sineği" 15 Nisan Perşembe saat 18.30'da ve 20.30'da Afife Jale Sahnesi'nde ( Ortaköy ) prömiyer yapıyor...


Genç bir gelin ve orta yaşlı bir damat... Şık bir nikah ve ardından balayı... her şey çok güzeldir... Ama aksilikler balayı odasına girmeleriyle başlar ve onları bekleyen davetsiz misafir ile birlikte her şey alt üst olur...

Yaşamdaki paradoksları bir yaşam gerçeği olarak ortaya koyan absürd bir komedidir '' Bal Sineği ''


Kesinleşen Oyun Tarihleri
15 Nisan - Afife Jale Sahnesi ( Ortaköy )/Saat: 18.30/ 20:30 ( Prömiyer )
16 Nisan - Kadıköy Sanat Tiyatrosu / Matine: 18:30 Suare: 20:30
17 Nisan - Kadıköy Sanat Tiyatrosu / Matine: 18:30 Suare: 20:30
23 Nisan - Kadıköy Sanat Tiyatrosu / Matine: 18:30 Suare: 20:30
24 Nisan - Kadıköy Sanat Tiyatrosu / Matine: 18:30 Suare: 20:30
21 Mayıs - Rüştü Uzel Sahnesi (Teşvikiye) PROVA
22 Mayıs - Rüştü Uzel Sahnesi (Teşvikiye) GALA  Saat: 20.00
23 Mayıs - Rüştü Uzel Sahnesi (Teşvikiye) Matine: 15.00   Suare: 18.30
24 Mayıs - Rüştü Uzel Sahnesi (Teşvikiye) Matine:  18.30   Suare: 20.30



Oyunun Künyesi
Yazan: Aydın Arıt
Yöneten: Erbil Göktaş
Yönetmen Yardımcısı: Yetkin Yüksel
Işık Tasarım: Uğur Oktan
Sahne Tasarım: Akın Tezer Tunalı
Sahne Realizasyon: A.Emrah Özdilek
Müzik: Serhan Demirkan
Sinevizyon: Aydın Ketenağ
Asistanlar: Özlem Gedikli - Deniz Yönet
Sahne Amiri: Oğuzhan Asak

Oyuncular
Merve Uçar
A.Emrah Özdilek
İhsan Ata
Oğuzhan Asak
Selim İşcan

www.istanbulyenitiyatro.com

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş / İstanbul Yeni Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni

"BAL SİNEĞİ"Nİ İSTANBUL YENİ TİYATRO’DA SAHNELERKEN...


Türk Tiyatrosu’nun en özgün yazarlarından Aydın Arıt’ın unutulmaz eseri "Bal Sineği"ni üç yıl sonra yeniden sahnelerken, ayrıksı bir yazarın günümüze ışık tutan dünyasında da "hüzünle" dolaştım. Bu dünyanın ele aldığı insanlar; ruhları, yürekleri örselenmiş, kafaları, beyinleri bozulmuş özellikleriyle bana "acı" verseler de, ben bardağın dolu tarafına baktım. Bu kafaları karışmış insanların karmaşık, acımasız bir çağda ve toplum düzenindeki şaşkınlıklarından oluşan "komedyaları"nın altını çizmek, gülünçlükleri ortaya çıkarmak bana daha çekici geldi. Gerçekten de günümüz insanı hem ruhsal hem de beyinsel açıdan büyük bir sarsıntı geçiriyor. Algılayamadığı ve değiştiremediği bir dünyada kendine biçilmiş olan "edilgin birey" rolünü de kabul etmek istemiyor artık. Kendi dışında gelişen ve kendisini bozguna uğratan bu "sürece" müdahale etmek istiyor; edecek de...
Bal Sineği’ni sahnelerken son birkaç yılda olup bitenler gözümün önünden resmi geçit yaptılar...
Yanı başımızdaki Irak’ta yaşananlar...
Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs’ın ablukaya alınması...
Türkiye’nin parçalanması ve eyaletlere bölünmesi girişimleri...
Töre cinayetleri...
Aydınların, gazetecilerin öldürülmesi...
Dalga dalga süren davalar...
2002 seçimlerinde sandıktan çıkamayan Türkiye Burjuvazisinin çırpınışları...
2012’de Türkiye’nin yazgısını belirleyecek seçimler...
Ekonomideki belirsizlikler, yaşamı sürdürmenin gitgide pahalılaşması...
Toplumsal cinnet...   Yabancılaşma, insansızlaşma, iletişimsizlik...  İnsafın, anlayışın, dürüstlüğün, yardımlaşmanın gün geçtikçe azalması...
Kısacası aklını yitiren bir toplum ve bu toplumu iyileştirmeye soyunan psikiyatrın hastanın ta kendisi olması... Gerilim filmlerindeki katilin polis olması gibi...
İnsanları iyileştirme, topluma yön verme, hatta yönetme iddiasındaki bir psikiyatrın acıklı komedisi...
Yine toplumun alt katmanlarından gelmiş ve pek çok işe girip çıkmış Muslukçu’nun, bir "bal sineği" gibi ortaya çıkması ve "kafaların değiştirilmesi"ni farklı yorumlaması...
Psikiyatrla evlenen Kız’ın mutluluğu yakaladığını sandığı bir günde, kendisini "yeşil bir cehennemin" içinde bulması...
Evet, provalar boyunca dikkatimi çeken, gözüme çarpan konular bunlar oldu...
Oyunumuzun konusu doğrudan bunları kapsamasa da, sorunlarımızı çözmek için "sağlam kafalara" gereksinmemiz olduğu da bir gerçek.
Çocukluğumuzda öğretmenlerimiz "sağlam kafa sağlam bedende bulunur" sözünü kafalarımıza kazımışlardı. Zaman içerisinde medya bombardımanıyla kafalarımızı bozdukları gibi, ilaçlı, hormonlu yiyecekleriyle; çeşitli atıklarla zehirledikleri havamızla, suyumuzla, toprağımızla bedenlerimizi de bozdular. Toplumumuzun yüzde doksanının "asabi", yüzde otuzunun da "obez" olduğunu düşünecek olursak durumun önemi daha iyi ortaya çıkar.
Havamızı, suyumuzu, yiyeceğimizi, toprağımızı ve insanımızı bu "kötü gidiş"ten kurtarmak zorundayız.
İyi seyirler...

 

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 20. SAYI BAYİLERDE VE KİTAPÇILARDA!!!

20. Sayıdan Tadımlık...

 

YENİ TİYATRO DOSTLARI, MERHABA!..
Bu, 20. “sunuş” yazım; kimilerinin “editör yazısı”, kimilerininse “başyazı” diye nitelendirdikleri bu  yazılarda ben, siz sevgili okurlarımızla içtenlikle, yayın ilkelerimiz doğrultusunda yapmak istediklerimizi, karşılaştığımız sorunları, bu sorunları aşmak için ürettiğimiz çözümleri, tiyatromuzun ve ülkemizin gündemiyle ilgili tavrımızı paylaşmaya çalıştım. “Çalıştım” diyorum, çünkü çoğu kez Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve başlangıcından bu yana, “ek” olarak ücretsiz verdiğimiz oyun kitaplarını sizlere yetiştirmeye çalışırken bazı noktaları  tam vurgulayamamış olabilirim; ancak başından beri bizi izleyenlerin “yolumuzda” yürüyebilmek için neleri göze aldığımızı ve ne bedeller ödediğimizi gördüklerini düşünüyorum. Yine de Türk Tiyatrosu’nda “eksikliğini” gördüğümüz konularda tavrımızı “net” olarak ortaya koyarken, ne reklamlarımızın kesilecek olmasına aldırdık, ne de “kimi” yazarlarımızla ve “tanıdıklarımızla” yollarımızın ayrılmasına… “Dost” bildiklerimizin “dosdoğru dost” olmamaları ya da olamamalarına da üzüldük tabii; ancak işimiz “toplumsal” bir iş; o yüzden “bireyselmiş” gibi görünen “acılarımızı” içimize atıp bunları “zamanın şaşmaz yargısı”na bırakıyoruz; okurlarımız da elbette görüyorlar durumu. Görmeyenlere sözüm yok; çünkü onlar çoğu şeyleri de görmüyorlar; Nâzım Hikmet’in dediği gibi onlar “bir değil,/ beş değil,/ yüz milyonlarla…” maalesef!.. Biz, görevimizin “onlar”a da ulaşmak olduğunu ve “onlar”ın da başta tiyatro olmak üzere, sanatın iyileştirici, geliştirici ve dönüştürücü özelliklerinden “yararlanmasını” sağlamak olduğunu biliyoruz. Bu sorunun da “zaman”ın sağaltıcı ve şaşmaz ellerinin desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz. Belki  on yıl sonra, belki yirmi yıl, elli yıl, bilemediniz bir asır! Ama gelecek bizimdir!..  Devamı...

ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET

Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?

Erbil Göktaş: Öncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni  de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek.

Devamı...

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics