Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, yönetmen Ali Taygun vefat etti. Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören Taygun, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
Taygun'un cenazesi, 21 Aralık Pazartesi günü Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'nde düzenlenen törenin ardından Teşvikiye Camisi'nde kılınan cenaze namazından sonra toprağa verildi…
‘İçindeki afacan çocuğu korumayı hep başardı’
Geçirdiği kalp krizi sonucu 16 Aralık’ta yaşamını yitiren tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve yönetmen Ali Taygun için dün Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi’nde bir anma töreni düzenlendi. Törene sanatçı Cüneyt Türel, Meral Taygun, yönetmen Gencay Gürün’ün yanı sıra çok sayıda tiyatro sanatçısı, Taygun’un öğrencileri ve sevenleri katıldı. Törende konuşan Taygun’un eşi, opera rejisörü Yekta Kara, Ali Taygun’un hayatı boyunca içindeki afacan çocuğu koruyabilen ender sanatçılardan olduğunu ifade ederek, “Ali için aslolan bir şey vardı: İnsan olmak. Ali’yle biz dost olduk, arkadaş olduk, karı koca olduk, sırdaş olduk. Onu çok özleyeceğim” dedi. Ali Taygun’un oğlu Haydar Can Taygun ise “Her oğul babasını bir kahraman gibi görür. Ali Taygun sahip olduğu pek çok davada savaşarak kahramanlığını zaten ispatladı. Ben de ona layık olmaya çalışacağım” diye konuştu. Taygun’un cenazesi, Teşvikiye Camii’nde öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Eyüp Sultan Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Ali Taygun kimdir? Ali Taygun, 1943 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Koleji bitirdikten sonra aynı okulun yüksek bölümünü (İngiliz Dil ve Edebiyatı) tamamlayan sanatçı, 1969 yılında ABD'de Yale Üniversitesi'nden tiyatro yönetmenliği dalında "Master of Fine Arts" derecesiyle mezun oldu. Eğitiminin ardından bir süre Kent Oyuncuları kadrosunda çalışan Taygun, 1974'te Şehir Tiyatrolarına girdi. Taygun, Ankara Birlik Sahnesi, Ankara Çağdaş Sahne, Ankara Devlet Tiyatrosu ve Ankara Devlet Operası'nda oyunlar sahneledi. 12 Eylül döneminde "Barış Davası" nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanan sanatçı, 1989 yılında hakkındaki tüm davalardan beraat etti. Aynı yıl Helsinki Watch adlı kuruluş tarafından onurlandırılan dünyanın önde gelen 10 insan hakları gözlemcisi arasında yer alan Taygun, Danimarka'daki PL Vakfı'nın ödülünü Amnesty International ile paylaştı. Yargılandığı suçlardan aklanmasının ardından Şehir Tiyatroları'na dönen ve 1993'ten bu yana TV yapımcılığı da yapan Taygun, başta Shakespeare olmak üzere İngilizce'den birçok oyun çevirdi, uyarlamalar yaptı ve "Masal Bahçesi" adlı bir oyun yazdı. Sanatçının 1977'den bu yana birçok gazete ve dergide tiyatro, seyirlik sanatlar, estetik, felsefe ve siyaset konularında yazı ve makaleleri yayınlandı. 1996 yılında Habitat açılışı için çok ses getiren "Lirik Tarih Gösterisi"'ni tasarlayıp gerçekleştiren Taygun, birçok sinema ve dizi filmde, tiyatro oyununda rol aldı. Taygun, son olarak, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yönetmen kadrosunda görevli ve aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi'nde tiyatro dersleri vermekteydi.
Kaynak: CNNTÜRK, sanat.milliyet.com.tr, |
YENİ TİYATRO DERGİSİ 20. SAYI BAYİLERDE VE KİTAPÇILARDA!!!
20. Sayıdan Tadımlık...
YENİ TİYATRO DOSTLARI, MERHABA!.. Bu, 20. “sunuş” yazım; kimilerinin “editör yazısı”, kimilerininse “başyazı” diye nitelendirdikleri bu yazılarda ben, siz sevgili okurlarımızla içtenlikle, yayın ilkelerimiz doğrultusunda yapmak istediklerimizi, karşılaştığımız sorunları, bu sorunları aşmak için ürettiğimiz çözümleri, tiyatromuzun ve ülkemizin gündemiyle ilgili tavrımızı paylaşmaya çalıştım. “Çalıştım” diyorum, çünkü çoğu kez Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve başlangıcından bu yana, “ek” olarak ücretsiz verdiğimiz oyun kitaplarını sizlere yetiştirmeye çalışırken bazı noktaları tam vurgulayamamış olabilirim; ancak başından beri bizi izleyenlerin “yolumuzda” yürüyebilmek için neleri göze aldığımızı ve ne bedeller ödediğimizi gördüklerini düşünüyorum. Yine de Türk Tiyatrosu’nda “eksikliğini” gördüğümüz konularda tavrımızı “net” olarak ortaya koyarken, ne reklamlarımızın kesilecek olmasına aldırdık, ne de “kimi” yazarlarımızla ve “tanıdıklarımızla” yollarımızın ayrılmasına… “Dost” bildiklerimizin “dosdoğru dost” olmamaları ya da olamamalarına da üzüldük tabii; ancak işimiz “toplumsal” bir iş; o yüzden “bireyselmiş” gibi görünen “acılarımızı” içimize atıp bunları “zamanın şaşmaz yargısı”na bırakıyoruz; okurlarımız da elbette görüyorlar durumu. Görmeyenlere sözüm yok; çünkü onlar çoğu şeyleri de görmüyorlar; Nâzım Hikmet’in dediği gibi onlar “bir değil,/ beş değil,/ yüz milyonlarla…” maalesef!.. Biz, görevimizin “onlar”a da ulaşmak olduğunu ve “onlar”ın da başta tiyatro olmak üzere, sanatın iyileştirici, geliştirici ve dönüştürücü özelliklerinden “yararlanmasını” sağlamak olduğunu biliyoruz. Bu sorunun da “zaman”ın sağaltıcı ve şaşmaz ellerinin desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz. Belki on yıl sonra, belki yirmi yıl, elli yıl, bilemediniz bir asır! Ama gelecek bizimdir!.. Devamı...
ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET
Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?
Erbil Göktaş: Öncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek.
Devamı...
YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.
BASINA VE KAMUOYUNA ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA!..
* * *
|
Satış Noktalarımız
Editör'den... / Erbil Göktaş
TARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER
Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...
|