Bu Böceği Kim Öldürdü?
 Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü, Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı üçüncü sınıf öğrencisi Elif Solak, Mitos Boyut Yayınevi’nin düzenlemiş olduğu, Dördüncü Geleneksel Oyun Yazma Yarışmasında, Bu Böceği Kim Öldürdü? adlı oyunu ile özendirme ödülü almaya hak kazanmıştır.  

     Bu Böceği Kim Öldürdü? Adlı oyun, Tuzla Tersanesinde yaşamlarını  yitirmiş işçilerin yaşamlarından yola çıkılarak yazılmış bir oyundur. Oyun içerisindeki filika kazası, hepmizin bildiği ve medyadan takip ettiği filika kazasından yola çıkılarak yazılmıştır. Elif Solak, oyunun ön çalışmasında bununla ilgli görsel ve yazılı medyayı takip etmiş, işçiler ile konuşmuş ve bilgi almıştır.  

     Oyun, Tersane işçilerinin dramlarını yansıtır. Sistem karşısında çaresiz kalmış ancak hayatta kalabilmek için çalışmak, hatta zor şartlara katlanmak zorunda olan bir grup işçinin, dünlerini, bugünlerini ve gelecekten beklentilerini gözler önüne serer. Aile bağlarını, pamuk ipliğine bağlı yaşam savaşlarını, ölüm korkularını gösterir. İnsana dair çıkarların ve zaafların, yine insanlar üzerinde olabilecek ürkütücü sonuçlarını anlatmaktadır. Yazar tüm bunları yaparken, güncel bir mesele olan ve yüzyıllardan beri süregelen işçi, iş veren sorununu ele almıştır. Son günlerde medyadan da sıkça takip ettiğimiz ve öylü görülüyor ki daha sıkça da takip edeceğimiz, işçi ölümleri ve sakatlanmaları ile sonuçlanan iş kazaları, bir tersane ve bu tersane içersinde ki bir gurp işçi ve iş veren üzerinden aktarılmaktadır. Kazanmak için her şeyi göze almış işverenlerin duyarsız tutumları ve ayakta kalabilmek adına, örgütlü haraketi rededen işçilerin yalnızlıkları ve onları kaçınılmaz sona, yani bir nevi yıkıma götüren yol gösterilmeye çalışılmıştır. 

     Olay, İstanbul sınırları içersinde bir tersanede geçiyor olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki anlatılmak istenen temel düşünce için herhangi bir sınır yoktur. İşçi hareketleri evrensel olduğu gibi, bu hareketlerin doğuşunu sağlayan işçi ölümleri, yabancılaşma, duyarsızlaşma kavramları da evrenseldir. Bugün dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir tersane, eğer iş ve işçi sağlığını koruyan önelemler ile işlemiyorsa, bu oyundaki işçilerin ulaştığı trajik sona ulaşmak kaçınılmaz olacaktır.  

     Oyunun hem içinde hem de isminde geçen böcek kavramı, kapitalist iş  verenlerin, işçiye verdiği değersizliği anlatabilmek içindir. İşçilerin, işveren ve sistem karşısındaki bireysel yalnızlığı oyun içersinde anlatılmış olsa da, örgütlü haraketle ilerdiklerinde ulaşacakları asıl güç, sendikalı (işçi) oyun kişileri ve bu oyun kişilerinin diyalogları ile verilmeye çalışılmıştır.  

     Genç  oyun yazarlarının sıklıkla tercih ettiği konular arasında yer almayan ve apolitik toplumun tarafından rağbet görmeyen işçi oyunları, ve Mitos Boyut gibi ciddi bir kurumun politik bir oyuna ödül veriyor olması, işçi haraketleri açısından da Türk Tiyatrosu açısından da sevindirici bir gelişmedir.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 20. SAYI BAYİLERDE VE KİTAPÇILARDA!!!

20. Sayıdan Tadımlık...

 

YENİ TİYATRO DOSTLARI, MERHABA!..
Bu, 20. “sunuş” yazım; kimilerinin “editör yazısı”, kimilerininse “başyazı” diye nitelendirdikleri bu  yazılarda ben, siz sevgili okurlarımızla içtenlikle, yayın ilkelerimiz doğrultusunda yapmak istediklerimizi, karşılaştığımız sorunları, bu sorunları aşmak için ürettiğimiz çözümleri, tiyatromuzun ve ülkemizin gündemiyle ilgili tavrımızı paylaşmaya çalıştım. “Çalıştım” diyorum, çünkü çoğu kez Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve başlangıcından bu yana, “ek” olarak ücretsiz verdiğimiz oyun kitaplarını sizlere yetiştirmeye çalışırken bazı noktaları  tam vurgulayamamış olabilirim; ancak başından beri bizi izleyenlerin “yolumuzda” yürüyebilmek için neleri göze aldığımızı ve ne bedeller ödediğimizi gördüklerini düşünüyorum. Yine de Türk Tiyatrosu’nda “eksikliğini” gördüğümüz konularda tavrımızı “net” olarak ortaya koyarken, ne reklamlarımızın kesilecek olmasına aldırdık, ne de “kimi” yazarlarımızla ve “tanıdıklarımızla” yollarımızın ayrılmasına… “Dost” bildiklerimizin “dosdoğru dost” olmamaları ya da olamamalarına da üzüldük tabii; ancak işimiz “toplumsal” bir iş; o yüzden “bireyselmiş” gibi görünen “acılarımızı” içimize atıp bunları “zamanın şaşmaz yargısı”na bırakıyoruz; okurlarımız da elbette görüyorlar durumu. Görmeyenlere sözüm yok; çünkü onlar çoğu şeyleri de görmüyorlar; Nâzım Hikmet’in dediği gibi onlar “bir değil,/ beş değil,/ yüz milyonlarla…” maalesef!.. Biz, görevimizin “onlar”a da ulaşmak olduğunu ve “onlar”ın da başta tiyatro olmak üzere, sanatın iyileştirici, geliştirici ve dönüştürücü özelliklerinden “yararlanmasını” sağlamak olduğunu biliyoruz. Bu sorunun da “zaman”ın sağaltıcı ve şaşmaz ellerinin desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz. Belki  on yıl sonra, belki yirmi yıl, elli yıl, bilemediniz bir asır! Ama gelecek bizimdir!..  Devamı...

ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET

Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?

Erbil Göktaş: Öncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni  de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek.

Devamı...

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics