NETTEYİZ NETİZ VE TİYATRO RAST’IN KOCAELİ TURNESİ

Erbil Göktaş

Değerli dostum Celil Toksöz’ün yazıp yönettiği Dilek (Bir Halk Operası)anlamlı bir günde 29 Ekim 2008 Çarşamba gecesi Kocaeli seyircisine “merhaba” dedi. Cumhuriyet’in 85. yılında Dilek’i izlerken ülkem için de, Kocaeli için de, tüm yeryüzü insanları için de, içimden güzel “dilekler” geçirdim; dünyanın daha güzel olması için “bir dilek” tuttum. Bu “dilekler”in gerçekleşmesi yolunda benim de yapabileceğim “şeyler” için, içimdeki tiyatro coşkusunun hiç bitmemesini, tutkumun, enerjimin, gücümün hiç tükenmemesini diledim.


Evet, gördüğünüz gibi, coşkumuz, enerjimiz ve tutkumuz Yeni Tiyatro Dergisi’ni 7. sayısına ulaştırdığı gibi, şimdi de daha da çoğalarak netteyiz ve netiz!.. İnanıyorum ki, netliğimiz daha da netleşecek, içtenliğimiz fark edildikçe dostlarımız, okurlarımız çoğalacak. Zaten dostlarımızın yüzü suyu hürmetine dergimiz birinci yılını bitirdi, ikinci yaşını sürmeye başladı. Biz gücümüzü netliğimizden ve içtenliğimizden alıyoruz; dostlarımız da bunu gördüklerinden Yeni Tiyatro Dergisi’ni 12 kentte yaygınlaştırıyorlar; daha da çoğalacağız, hedefimiz şimdilik 30 kent ve 3000 baskı!.. Ekonomik krize, maddi manevi tüm “baskılara” karşı hedefimizi gerçekleştirme kararlılığındayız.

“YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK…”

Işıklar içinde yatsın, üzerine yıldızlar yağsın, sevgili Adnan Yücel, o çok güzel ve anlamlı şiir kitabında yukarıdaki dizeyi üreterek direncimize direnç katmıştı, evet biz de “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” çalışacağız; insanın insanı “saçma nedenler” yüzünden öldürmediği bir dünya oluşana kadar üreteceğiz, öğreteceğiz, yazacağız yöneteceğiz ve türkülerimizi söyleyip oyunlarımızı oynayacağız.

İşte Celil Toksöz’ün yazıp yönettiği Dilek Operası’nı izlerken hep bu söylediklerimi duyumsadım, düşündüm. Öncelikle böyle “bir tiyatro olayının” Kocaeli’de gerçekleşmesi için katkı sunan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ederim. 


 

 

KOCAELİ SABANCI KÜLTÜR SİTESİ’NİN YENİ MUHTEŞEM HALİ
 
Özellikle Sabancı Kültür Sitesi’nin tamirat ve tadilatından sonra, bir de içinde kafeteryanın açılması bu yapının daha bir “yaşanabilir” ve “sanat yapılabilir” hale gelmesine neden olmuş. Başta İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sevgili Celil Toksöz de, binayı gördükten sonra buranın Batıdakiler kadar güzel bir “yapı” olduğunu söyledi. Gerçekten de, Batıdaki çoğu tiyatrolarda insanlar hem oyun öncesinde hem oyun sonrasında, tiyatroların içindeki kafeterya ve restoranlarda yemeklerini yiyip içkilerini (çay, kahve, herneyse...) içebiliyorlar, hatta randevularını bile bu mekanlarda veriyorlar. Yani bu mekanlar, “mekanik olarak” sadece tiyatroların izlendiği yerler olmanın ötesinde “yaşanabilir” yerler olmanın da, yaşamın önemli bir parçası olmanın da göstergeleri olması açısından önem kazanıyor. Zaten İstanbul’dan turneye gelen çoğu tiyatrolara ev sahipliği yapan, kentteki tiyatro eyleminin Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nden sonra yoğun olarak gerçekleştiği ikinci mekan olan Sabancı Kültür Sitesi’ne de bu yakışırdı.
 
“DİLEK” BİR HALK OPERASI       
 
Öncelikle “türkülerden” oluşan bir “opera” bu; opera formatında ama bizim değerlerimizden ve yaşantımızdan yola çıkmış. Bu bakımdan “bir yenilik” de içeriyor. Celil Toksöz’ün sözlerini yazdığı 26 tane türkü yer alıyor oyunda. Dilek’in “Töre cinayetine” kurban gideceğini daha baştan anladığımız oyunda, bunun nasıl gerçekleşeceği önem kazanıyor. Oyunda yer alan alegorik tiplemeler, Kader, Cin ve Şeytan yoluyla da “tiyatral” özellik önem kazanırken, bunlar yoluyla da oyunun mesajının belirginleştiği, “ironi” göze çarpıyor. Her şeye karşın insanın kaderinin “kendi elinde” olduğu mizahi bir biçimde vurgulanıyor. Bu açıdan da oyun güleryüzlü… Can acıtıcı bir konuyu ele almasına karşın oyunda “karamsarlık” yok. İnsanların yanlış davranışlarının “gelenek” diye “kader” diye tanımlandığı bir çevrede, yörede, ülkede ya da her nerede olursa olsun, oyun bize “sevginin” ve “mertliğin” erdemini duyumsatıyor. Oyundaki her iki erkeğin de, Dilek’i sevmelerine karşın ona sahip çıkmamaları, ölümüne seyirci kalmaları, Şeytan’ı bile sinirlendirip “şerefsizler” demesine neden oluyor. Bugün de sahip olamadığımız en önemli değerlerden biri de “mertlik” değil mi? Mertlik, gözüpeklik, cesaret, sevgi gibi kavramları anımsamak isteyenler bu oyunu mutlaka izlemeliler, fırsat yaratmalılar…
 
Sevgili Bekir Yıldız’ın da dediği gibi, “korkaklar otursunlar oturdukları yerde!..”

Bizler sevgiyi, mertliği ve cesareti anımsatan her şeyin peşinden tutkuyla gitmeyi sürdüreceğiz…

Her ne pahasına olursa olsun!!!

 

 

Mehmet Serimer'i Kaybettik...


Geçtiğimiz ay rahatsızlanarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncusu Mehmet Serimer hayatını kaybetti.

Cenaze merasimi 24.01.2012 Salı günü saat 10.00'da Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenecek olan törenin ardından, Fevziye Camii'nde kılınacak öğle namazına müteakip Değirmendere mezarlığına defnedilecektir...

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

Mehmet Serimer

1975'de Halkevi tiyatro çalışmalarına amatör olarak başladı. 1979 yılında Kocaeli Bölge Tiyatrosu'yla başlayan profesyonel tiyatro yaşamı 1994-95 tiyatro sezonuna kadar, kurucu, oyuncu, yönetmen olarak devam etti.

1982 yılında H.Ü. Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.

1994-95 oyun sezonundan 1998-99 oyun sezonuna kadar Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda misafir sanatçı olarak çeşitli oyunlarda yönetmen yardımcılığı yaptı ve oyuncu olarak görev aldı.

"Keşanlı Ali Destanı", "Taziye", "Kanlı Nigar", "Matruşka", "Antigone" adlı oyunlarda rol aldı.

2000-2001 oyun sezonunda Kocaeli Şehir Tiyatrosu'na katıldı.

"Üç Kuruşluk Opera", "Hadi Öldürsene Canikom", "Bin Varmış Hiç Yokmuş" , "Don Juan", "Cimri", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "Bir Şehnaz Oyun", "Bahar Noktası", "Barış",”Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yolcu” , "O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise”, “Derviş Ve Ölüm”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, ”Kösem Sultan” adlı oyunlarda rol aldı.

 

 

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “KIŞKIRTMA” GİRİŞİMİ VE “TEHDİT”!...



Mustafa Demirkanlı yayınlamaya başladığı günden beri Yeni Tiyatro Dergisi’ni bir biçimde engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmadı. Bunun en önemli sebebi 20 yıl boyunca kaybettiği tiyatro okurlarını Yeni Tiyatro Dergisi’nin kazanmış olmasındandır; Türkiye’de yayınlanan bütün tiyatro dergilerinin hepsinin en az iki-üç katı daha fazla okura ulaşan Yeni Tiyatro Dergisi, gerek içeriği gerek yayın anlayışıyla da, belki de “saldırı”yı (!) hak ediyor. Bu saldırıların en “yeni”si Demirkanlı’nın editörü olduğu sitede yayınlandı; “kargaları bile” güldürecek iddialardan oluşan bu saldırılar “saldırı” olsaydı bari!...

Tiyatro Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı’nın 16 Ocak 2012’de www.tiyatrodergisi.com sitesinde Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili yayınladığı haberde (!), yalan yanlış bir sürü safsata ileri sürdükten sonra birkaç yıldır “manipule” ettiği insanlara yeni bir “hedef” göstererek, onları adeta “kışkırtmak” istiyor. Demirkanlı’nın bir sürü akademisyeni, tiyatro insanını içine sürüklediği “batak”tan ders alamayanlar olur diye, geçmişte kimilerine yaptığımız uyarıyı ola ki, Demirkanlı’ya inanabilecek olanlara “yeniden” yapıyoruz:

“Lütfen, Demirkanlı’ya kanıp ‘kahramanlığa’ soyunmayınız; çünkü kimi örneklerde göründüğü gibi sonuçta çırılçıplak ortalık yerde kalabilirsiniz. Sonuçta ‘kral çıplak’ konumuna düşmemek için verilen gazlara karşı ‘uyanık’ olunuz. Çünkü Yeni Tiyatro’nun ‘objektif’ yayıncılık yapmaktan başka bir ‘kaygısı’ yoktur.”

Demirkanlı aşağıdaki “tekzip” yazımızı da yayınlamayarak, yeni bir “sansür”e de imza atmış oldu.

Devamı...

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics