GECE DERSLERİ YENİDEN (MESUT ALPTEKİN İÇİN)

 

ERBİL GÖKTAŞ


Mesut Alptekin, www.tiyatroyun.blogspot.com sitesindeki 30 Mayıs 2011 tarihli "Düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" (mı?) başlıklı yazını okudum; öncelikle sana da, Oğuzcan Önver’e de geçmiş olsun…

Yazında Yeni Tiyatro Dergisi’ni ve www.yenitiyatrodergisi.com sitesini uğradığınız “saldırı” karşısında “haber” yapmamakla ya da “değinmemekle” suçluyorsun; baştan şunu söylemeliyim ki, her iki yayın organının Yayın Yönetmeni olarak “haber” türündeki yazılar, ancak “basın bülteni” olarak geldiği zaman ve fırsat bulup da düzeltip düzenleyebilirsek yayınlayabiliyoruz; bu alanda “yayın yapan” dergiler ve siteler çok olduğu için “haber”, yayınlarımızda çoğunlukla ele almadığımız bir “tür”dür. Daha çok hazır gelmiş eleştirilere, araştırmalara, söyleşilere bile “düzelti” yapabilmek çok zamanımızı alıyor ve bizim “yayın politikamız” bu yönde… Bazen “güncel” olayları da değerlendirdiğim “sunuş” yazısında da değinmeyişimin nedeni, “izlediğim” kadarıyla sonuçta olayın “tatlıya” bağlanmasıdır. İBBŞT Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nin müdürünün Hilmi Bulunmaz’la görüşüp özür dilediğini Bulunmaz sitesindeki çeşitli videolarda anlattı. Ayrıca bu tür “polemik” ve “spekülasyon”a açık bir konuda da tam bilgili değilim ve kullandığın “söylem” itibarıyla da benimle ilgili konularda söyleyeceklerim şunlardır:

 

1) 1- Yeni Tiyatro Dergisi ve onun Genel Yayın Yönetmeni olan Erbil Göktaş “düşünce özgürlüğüne” sonuna kadar saygılıdır ve bunun bedelini de her koşulda ödemiştir; iki yıl önce de ödemiştir, şimdi de ödemektedir; Bunu “usta”nız Hilmi Bulunmaz da yeri geldiğince sık sık söylemektedir. O yüzden Yeni Tiyatro Dergisi’nin en doğal hakkı olan “ilan” almasını bu konuyla bağdaştırman yanlıştır. Bu konuda benim “ince hesap” yapıp “sansürcülük” yaptığımı söylemen de haksızlıktır. Yukarda da söyledim, “işleyişi” tam olarak bilmiyorum; tamam sizi engelleyenler “Şehir Tiyatroları”nın elemanlarıdır ama sizin katılmadığım söyleminizle “Ayşenil Şamlıoğlu’nun adamları” olduğunu sanmıyorum; bu kişilerin ne zaman işe girdiğine bakmak lazım, sizin söyleminizle Nurullah Tuncer’in Genel Sanat Yönetmeni olduğu yıllarda “onun adamları” mıydılar? Üç yıl önce de o zaman Orhan Alkaya’nın adamları olmuş olmuyorlar mı? Kaldı ki, İBBŞT’nin bütün sahneleri ve orada çalışanları İBBŞT Müdürü’ne bağlı diye biliyorum ben… Çünkü İBBŞT’de herhangi “resmi” bir işlem yapmak istediğiniz zaman “Müdürlüğe” “resmi dilekçe” ile başvurulduğunu biliyorum. Yani sapla samanın karıştığı bir noktada Yeni Tiyatro’dan “taraf” olmasını beklemek haksızlıktır. Biz “düşünce özgürlüğü” konusunda “tarafız” zaten ve bunun “ilan”la falan bir ilgisi yoktur; yineliyorum, Hilmi Bulunmaz, nasıl Türkiye Cumhuriyeti “Ticaret Yasaları”na göre çalışıyorsa, vergisini verip faturalarını kesiyorsa biz de aynı biçimde davranıyoruz. Bu bağlamda tasvip etmediğim pek çok davranışını da sana “sözlü” olarak ilettim; bu karşılaştığınız “olay” öncesinde yine aynı kurumla ilgili iki “eylemi”ni eleştirmiştim; bak bunu da açıklayamıyorum; her ne kadar siz bunları yayınlasanız da, “suç duyurusu” olarak kabul edilir ve benim yüzümden “genç” bir insanın “kovuşturmaya” uğraması gündeme gelebilir diye kendimi “güdümlüyorum”; bu durumda ben sizin deyiminizle “sansürcü” mü oluyorum? “Kendini güdümlemek” sevgili Aziz Nesin’in bir sözüdür; konuşulmaması gereken yerlerde “aydın” sorumluluğu olsa da “ortak dava”ya zarar vermemek için yapılan bir “kısıtlama”yı ifade eder, bunun “sansürcülük”le bir ilgisi yoktur.

2) 2- Konuyu Prof. Dr. Özdemir Nutku’ya getirmen ise “gülünçtür”… Özdemir Hoca’ya olan “sevgim” beni ilgilendiren bir konudur ve sizin “olayınızla” hiçbir bağlantısı ve ilgisi yoktur. Bu bağlamda Özdemir Hoca’ya “düşünsel saldırı”da bulunduğunuzu söylüyorsunuz; “saldırı”ya karşıyım ancak “eleştiri”ye karşı tahammülüm vardır; gerek Yeni Tiyatro Dergisi’ne yaptığınız eleştirilere, gerek benimle ilgili kişi ve kurumların yaptığı oyunlara “eleştirilerinize” de kızmıyorum, kızanlara da “eleştiri olmalıdır, tahammül edeceksiniz” düşüncesini savunduğumu ustanız Hilmi Bulunmaz bile yadsımayacaktır. (Bu bağlamda “sana” bazan çoğul olarak seslenmem, yayın yönetmeni olduğun “Oyun”da ve yukarda belirttiğim sitede yer alan “değişik” eleştiriler yüzündendir.) Shakespeare’le ilgili madem “saldırı”da bulunduğunuzu söylüyorsunuz, bunu temellendirmelisiniz, oyunlardan örneklerle bunu yapmalısınız; kaldı ki Shakespeare konusu bildiğim kadarıyla Özdemir Nutku’nun çalışmaları içersinde çok küçük bir parçaya tekabül eder; Nutku’nun Brecht’le ilgili kuramsal çalışmaları daha çoktur; bu bağlamda Nutku’nun “niye Brechtiyen değil de Shakespeareyen” olduğunu somut örneklerle açıklamanız gerekir. Sizin istediğiniz gibi davranmayışımı, benim kendimi “tiyatronun kapısının önünde” bulmamak için yaptığımı söylemekle bana bir kez daha “haksızlık” ediyorsunuz; ben “düşünce özgürlüğüne” saygılı olma sınavından 32 yıldır yani “kendimi bildim bileli” alnımın akıyla çıkıyorum, bunu size ustanız Hilmi Bulunmaz boş bir zamanında anlatabilir; en azından kendisinin “tanık” olduğu yılları… Kaldı ki beni hiç kimsenin “tiyatro kapısının önüne” koyamayacağını da artık görmüş olmanız gerekirdi; keşke “tiyatro” beni kapısının önüne koysa da, ben de, “Tiyatro Benim Aşkımdı” başlığıyla oyunlarımı kaleme alsam, anılarımı yazsam, hiç durmamacasına okusam okusam okusam… “Bütün kaygılardan azade” sadece izlesem izlesem izlesem… Ne güzel ve ne rahat olurdu; böylece sana da yanıt yazacağım diye uykusuz kalmamış olurdum. Bak beni “Gece Dersleri”ne gene başlattın; “Gece Dersleri” benim için bir zorunluluğun ve sorumluluğun sonucudur, bu “dersleri” pek sevdiğimi söyleyemem.

3) 3- Görüyorsun ya, senin “haksız” suçlamalarını bile “ciddiye” alıp yazmak durumunda kalıyorum. Karşılaştığınız “nahoş” durumun bir daha tekrarlanmaması için, “siz sınırı aşmış olsanız bile” daha “insanca” yöntemlerle olabilmesi için buradan herkesi daha dikkatli davranmaya çağırırken tekrar “geçmiş olsun” dileklerimi iletiyorum.

“Düşüncenin” hiçbir koşulda “saldırı” sözcüğüyle yan yana gelmemesi ve “tiyatronun” ülkemizde de hak ettiği yerlere geldiği bir “zamanın” özlemiyle… Sağlıcakla kalın…

 

 

KAMUOYUNA DUYURULUR!

DEĞERLİ TİYATROSEVERLER,

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÖNEMLİ SANAT KURUMLARINDAN BİRİ OLAN DEVLET TİYATROLARI HAKKINDA YAPILAN AÇIKLAMALARA,
ANKARA DEVLET TİYATROSU MÜDAVİMLERİ’NİN TEPKİ GÖSTERMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİĞE HEPİNİZİ DAVET EDİYORUZ.

13 MAYIS 2012 PAZAR GÜNÜ SAAT 17.00’DE KÜÇÜK TİYATRO’NUN ÖNÜNDE OLACAĞIZ.

SİZİN DE BU TARİHİ GÜNDE YANIMIZDA OLMANIZI BEKLİYORUZ.

SAYGILARIMIZLA.
TOBAV ( Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Vakfı)
DETİS (Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği)
TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)
TODER(Tiyatro Oyuncuları Derneği)
OYUNCULAR SENDİKASI
KÜLTÜR-SANAT SEN
SANATÇILAR GİRİŞİMİ
ÖZERK SANAT KONSEYİ

Pankartsız, Slogansız

“Metinden sahneye temrinler”

Erzurum’da dolu dolu tiyatro

Bu yıl ilki gerçekleştirilen “Metinden Sahneye Temrinler” adlı proje kapsamında 4 büyük tiyatro oyunu seyirciyle buluştu. Tam bir tiyatro şölenine dönüşen oyunların sahnelenmesi 18 Mayıs 2012 tarihine kadar devam edecek.

******************************************

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir tarafından yürütülen “metinden sahneye temrinler” adlı tiyatro projesi sonuçlandı. Toplam 4 büyük tiyatro oyununun sahnelenmesini amaçlayan proje, 8 mayıs 2012 tarihinde seyirciyle buluşurken, oyunların 18 Mayıs’a kadar gösterimde olacağı belirtildi.

Proje sorumlusu ve 4 büyük tiyatro oyununun da yönetmenliğini yapan Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir, yaklaşık 4 aylık yoğun bir çalışma sürecinin büyük bir tiyatro şölenine dönüşmesi ile sonuçlanmasının onur verici olduğunu belirtti.

Toplam 15 kişilik öğrenci ekibi ile çalıştığını ve ekipte 8 oyuncu, 5 tasarımcı ve 2 de yazarlık sanat dalı öğrencisinin bulunduğunu ifade eden Yard.Doç. Dr. Aydemir, 4 ayda günlük ortalama 5 saatlik çalışma temposuyla böylesi bir projenin tamamlanabildiğini, projenin en ilginç yanlarından birinin de  4 büyük oyunun aynı ekip ile eşsüremli olarak çalışılıp, aynı tarihte sahnelenime hazır hale getirilmesi olduğunu dile getirdi.

DÖRT FARKLI OYUN

Bünyamin Aydemir, “Oyunlarımız Athol Fugart’ın “Ada”, Aziz Nesin’in “Hadi Öldürsene Canikom”, Edward Albee’nin “Hayvanat Bahçesi Öyküsü” ve Savaş Dinçel’in “Uçurtmanın Kuyruğu”. Bu dört oyun da hem tematik olarak, hem de teknik olarak birbirinden farklı estetik düzlemleri olan oyunlar. Amacımız bu farklı renkteki her bir oyunu bir arada ve aynı ekip ile sahneleyebilmekti. Bunu başarabildiğimiz için çok mutluyuz” dedi.

HER ZAMAN VE HER KOŞULDA TİYATRO

“Metinden Sahneye Temrinler” adlı projenin bu yıl ilkini gerçekleştirdiklerini, bundan sonraki yıllarda da projenin artık geleneksel hale getirileceğini kaydeden Yönetmen Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir, projenin “her zaman ve her koşulda tiyatro yapılabilir”liğinin iddiasına soyunmuş bir çalışma olduğunu da sözlerine ekleyerek şunları söyledi:

OYUNLAR YENİDEN BİÇİMLENDİRİLDİ

“Çalıştığımız oyunları dramaturjik müdahalelerle yeniden biçimlendirdik. Bu anlamda oyunlarımızı deneysel yaratım sürecine malzeme haline de getirmiş olduk. Yine minimaliz bir bakış açısıyla oyunların her birini 40-45 dk’lık bir zaman aralığına sıkıştırıp daha kompleks hikayelere dönüştürdük. Bu yaklaşım özellikle dekor ve kostüm yorum ve tasarımında daha da hakim”.

HERKES DAVETLİ

Bu arada söz konusu 4 tiyatro oyununun da her gün seyirciyle buluşacağı öğrenildi. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Deneme Sahnesinde sahnelenen oyunlar, her gün akşam 19.00 ile 20.00’de gösterime gireceği ve halka da açık olduğu bildirildi.

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ’NE TURNE YAPILACAK

Öte yandan “Metinden Sahneye Temrinler” adlı proje kapsamında sahnelenen 4 büyük tiyatro oyununun da 4-10 Haziran 2012 tarihleri arasında Ankara Bilkent Üniversitesine turne yapacağı açıklandı. Konu ile ilgili görüşlerini ifade eden Yönetmen Bünyamin Aydemir, “Şu  15 günü tam bir tiyatro şölenine çevireceğine inandığımız bu oyunlar, ayrıca 4-10 HAZİRAN 2012 tarihinde de Bilkent Üniversitesinin düzenlediği “TİYATRO GÜNLERİ”nde seyirci ile buluşacak.  Türkiye’deki bütün büyük üniversitelerin tiyatro ekipleri de orada olacak. Türkiye’nin tiyatro kalbi orada atacak tabir yerindeyse. Festivalde ekibimizin hazırladığı 4 büyük oyunu sadece orada sahnelemekle kalmayıp, çeşitli forumlarda ve workshop gibi etkinliklerde de Üniversitemizin adını layıkıyla taşıyacağız” şeklinde konuştu.

İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA “YENİ” GENEL SANAT YÖNETMENİ HİLMİ ZAFER ŞAHİN!...

“İBBŞT Yönetmeliği”nin “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Şehir Tiyatroları Şube Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliği” olarak değiştirilmesinin ardından Genel Sanat Yönetmeni olarak görevinden istifa eden Ayşenil Şamlıoğlu'nun yerine, kurumda dramaturg olarak görev yapan Hilmi Zafer Şahin atandı.

98 yaşındaki İBBŞT'nin yeni Genel Sanat Yönetmeni olarak görevine başlayan 1958 yılı Antalya doğumlu Şahin, akademik eğitimini İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü, Tiyatro Anasanat Dalı'nda yaptı. Yine aynı bölümde yüksek lisansını da tamamlayan sanatçı değişik dergi ve gazetelerde tiyatro, tarih ve kitap tanıtımı konularında yazılar yayımladı. Şahin ayrıca Büyük Larousse ve İstanbul Ansiklopedisi'nde tarih, tiyatro, edebiyat, dilbilim ve yaşam öyküsü konularında da madde yazarlığı yaptı.

1988 yılında girdiği İBBŞT'de yönetim kurulu üyeliği, genel sanat yönetmeni yardımcılığı ve başdramaturg görevlerinde bulundu. Bu süre zarfında pek çok etkinlik gerçekleştire Şahin "Aslolan Hayattır", "İkinci Ses", "Mikadonun Çöpleri", "Kafkas Tebeşir Dairesi" gibi pek oyunda dramaturg olarak görev aldı. Geçtiğimiz sezonda "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" adlı oyunu, Ziya Osman Saba'nın aynı adlı yapıtından tiyatroya uyarladı.

Mimar Sinan Üniversitesi, Beykent Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde tiyatro dersleri de veren Şahin, Genel Sanat Yönetmeni seçilmeden önce de kurumdaki dramaturgluk görevine devam ediyordu. Hilmi zafer Şahin, başlangıcından günümüze değin, Yeni Tiyatro Dergisi’nde Yayın Kurulu üyeliği de yapmıştır.

Göreve geldikten sonra yaptığı ilk açıklamada ”Şehir Tiyatrosu, 98 yıldır olduğu gibi önümüzdeki süreçte 100. yılına giderken de iyi, doğru ve güzel şeyleri yapmaya devam edecek” diyen Şahin, kurumun içinden gelen bir sanatçı olarak ‘yönetmelik krizine’ de değindi. "Bu süreç içerisinde arkadaşlarımızla daha çok konuşacağız. Birbirimizi anlamaya çalışacağız" diyerek diyalog çağrısı yapan Şahin'e Yeni Tiyatro Dergisi olarak yeni görevinde başarılar diliyoruz.

 

TİYATRO AFİŞLERİ SERGİSİ

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics