“Düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" (mı?)

Açıklama: Mesut Alptekin’in bu yazısının nerde ve ne zaman yayınlandığını yazdığım yanıt yazısının içinde belirtmiştim. Ancak bu kendisi için yeterli olmamış, yazısını “sansür” ettiğimi ileri sürerek beni suçlayan, düzeysizce saldıran yazılar yayınlıyorlar. Ben sadece kendilerine “geçmiş olsun” dileklerimi iletmek istemiştim. Yoğun istek üzerine Mesut Alptekin’in www.yenitiyatrodergisi.com sitesinde yanıtladığım yazısını da yayınlıyorum.

“Düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" (mı?)


Mesut Alptekin
30 Mayıs 2011


"Bilinmeyen kişi ve/veya kişiler (ASLINDA HEPSİNİ BİLİYORUZ; ŞİMDİLİK ÖYLE DİYORUZ…) tarafından web sayfamız olan yenitiyatrodergisi.com'a
yoğun bir saldırı söz konusudur. 28.04.2009 Salı günü öğleye doğru başlayan saldırılar, gece saat 22.00’de en 'çirkef' noktasına ulaşmış ve halen devam eden bu saldırı veritabanımızı (database) ulaşılamaz hale getirmiştir. Hack dünyasında buna ‘DDoS Attack’ denmektedir ve web sayfalarına sayısız veri gönderimiyle birlikte sistemin çalışamaz hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Tüm 'basını' bu 'iğrençliğe’'karşı dayanışmaya çağırıyor ve DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE yapılmış bu saldırıları SÖZDE KÜFÜRE KARŞI ÇIKIYORMUŞ GİBİ YAPAN AMA ŞU ANKİ DURUŞLARI BÜYÜK BİR KÜFÜR OLAN kişileri deşifre ettiğimiz; Erbil GÖKTAŞ’ın SİTESİNDEKİ YAZILAR YÜZÜNDEN gerçekleştirildiğini, NAMUSLU BASINA ve KAMUOYUNA DUYURURUZ…"

Yukarıdaki paragrafı, Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş, 28 Nisan 2009 günü, yöneticisi olduğu
www.yenitiyatrodergisi.com adlı Internet sitesine yapılmış olan "saldırı"nın hemen ardından, ertesi gün, sanırım, sitesindeki "sorun" giderildikten sonra, yayına vermişti.
(Bakınız:
"HAYLAZ ÖĞRENCİLERE EK GECE DERSLERİ 1")

Tabii ki, böyle bir "konu", su götürmesi yüksek bir hamurla yoğrulan tiyatro kamuoyunda, birçok "polemiği" de ardından sürükledi. Gerek, Tiyatro… Tiyatro… Dergisi(?) Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanl'nın ve gerekse,
www.tiyatrom.com sitesi sahibi Ahmet Ertuğrul Timur'un, Erbil Göktaş’ı "yalanlaması" ve Göktaş’ın "savunma" yazılarıyla ortalık bir hayli "karıştı" ve bana göre, böylelikle LİNÇ KAMPANYASI omurgasında hafif bir kayma yaşandı.
(Bakınız:
"Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'ın da Katıldığı Şer İttifakı Saldırılarında Sınır Tanımıyor" ve http://www.tiyatrom.com/tyt/erbilin_yalani.htm)

Erbil Göktaş, kendisinin Internet sitesine yapılan bu "saldırı" olayını,
"Düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" olarak tanımlamayı, gayet uygun görmüştü. Tabii ki, böyle bir karmaşık durum karşısında, ayarı kaçmış bir söylem de olsa, bu tanımlamayı "anlayışla" karşılamıştık.

Aradan yaklaşık olarak iki yıl geçti ve tartışılacak hiçbir yanı bulunmayan, gayet somut bir fiziksel saldırıyı, biz, sanal ortamda değil, gerçek bir ortamda yaşadık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi’nde izlediğimiz "Eleman Aranıyor" adlı oyundan çıktıktan hemen sonra, dergimiz OYUN’u ücretsiz olarak dağıtırken, kendini bilmez, şuursuz Şehir Tiyatroları yetkilileri yada Ayşenil Şamlıoğlu’nun mafyatik görünümlü adamları tarafından sorgusuz sualsiz bir biçimde taciz edildik, tedirgin edildik, darp edildik ve fiziksel saldırıya uğrayıp sansür edildik. Şehir Tiyatroları’nın "yetkili" kişilerinin, sansürcülük için bahaneleri, dergimizde onların kurumunu eleştiren yazılar olmasıymış. Bu somut fiziksel saldırı karşısında; "Olabilir, düşünce özgürlüğü diye bir şey var!" diyen OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Oğuzcan Önver’e, 27. Genç Günler etkinliğinin sorumlusu dangalak;
"Olamaz kardeşim, olamaz! Resmi kurum burası!" karşılığını vererek, düşünce özgürlüğümüze kısıtlama getirmeye devam etmek istedi.
(Bakınız:
"Ayşenil Şamlıoğlu'nun yönetimindeki Şehir Tiyatroları, Bulunmaz Tiyatro sanatçılarına saldırı düzenledi!" ve "Ayşenil Şamlıoğlu ve Tolga Yeter'e çok açık mektup!")

Sözde çağdaş bir toplumda, şu modern zaman diliminde düşünce özgürlüğüne kısıtlama getirilmesi, ne kadar acınası ve zavallı bir durum değil mi?! Yeryüzünde sadece bir tek fikirle hüküm sürmek, aykırı fikirlere düşmanca saldırmak ve "benim dediğim olsun" demek, ne denli acizce, ne denli korkakça bir tutum değil mi?! Böyle bir tutum karşısında, mağdur olan taraf, elbet ki tepkisini gösterecek ve bu terbiyesizliği tüm tiyatro kamuoyuna duyuracaktı. Biz de, elimizdeki tüm olanakları sonuna dek kullanarak bunu yaptık. Zâten olayın kamera kayıtları da var elimizde ve bunları da Internet ortamında yayına verdik.
(Bakınız:
"Ayşenil Şamlıoğlu'nun adamları tarafından taciz edilen Sosyalist OYUN Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Oğuzcan Önver'in yaşadığı zor anların görüntüleri!")

Ancak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve Genç Günler sorumlusu Tolga Yeter, benzer olaylar karşısında her zaman yaptıkları gibi, yine başlarını kuma gömerek suskun kalmışlar ve yüzlerinde kızarabilecek bir santimetrekare alan bile kalmamış olduğundan, içinde bulundukları utanç verici duruma aldırış dahi etmeden, kendi daracık karanlık dünyalarının akıntısında kulaç atmayı sürdürmüşlerdir.

Tabii ki biz, bu somut fiziksel saldırıya karşı geliştirdiğimiz tepkimizi, sadece Internet ortamında bırakmayıp, OYUN Dergisi aracılığıyla da, tiyatro kamuoyuna duyurduk. Ancak, bu somut fiziksel saldırıya biz muhatap olduğumuz gibi, bu somut fiziksel saldırıyı tiyatro kamuoyuna duyuran da, yine sadece biz olduk. Tiyatrocuların geri kalan kısmı (ki çoğu
LİNÇ KAMPANYASI imzacısı), Ayşenil Şamlıoğlu’na oyun satma yada ondan reklâm alma çıkarı gözetiyor olduklarından, bu somut fiziksel saldırı olayını tamamıyla görmezden geldiler ve bizim dışımızdaki hiçbir kimse, hiçbir söz etmedi bu fiziksel saldırı hakkında. Çünkü, tiyatral iktidarın koltuğunda biz değil, Ayşenil Şamlıoğlu oturuyor!

Şimdi gelelim yazımızın en tepesine koyduğumuz Erbil Göktaş'a ait paragrafa... Erbil Göktaş’ın, kendi Internet yayıncılığına yapılan "saldırı"yı,
"Düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" olarak tanımlaması, o konuya ilişkin, her ne kadar bana uygun bir ifadeymiş gibi gelse de, bugünkü durumu göz önünde bulundurarak baktığımda, hiç de inandırıcı bir ifade olarak okunamıyor artık!

Erbil Göktaş, sitesine yapılan "saldırı" olayını,
"düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" olarak nitelendirip, bu denli kınıyor ve böyle bir tepki ortaya koyuyorsa, aynı tepkiyi bize karşı yapılan somut fiziksel saldırıya karşı da, haydi haydi geliştirmeliydi. Erbil Göktaş, kendi inisiyatifinde, kendi yönetiminde olan Yeni Tiyatro Dergisi'nde yazacağı küçücük bir paragraflık yazıyla bile bize "destek" çıkabilir yada bizim uğradığımız somut fiziksel saldırıyı içeren bir habere, dergisinin herhangi bir köşesinde küçücük de olsa yer verebilirdi. Ancak, Erbil Göktaş da, tüm diğer tiyatrocular gibi, bu konuda sessizliğe bürünmeyi tercih edenler grubuna dahil olarak, Ayşenil Şamlıoğlu'nun işlediği/işlettiği suçu görmezden gelerek, Ayşenil Şamlıoğlu’ndan aldığı reklâmları tehlike altına sokmamış oldu. Salt bu sebepten ötürü, Erbil Göktaş’ın, "düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" konusundaki tanımlamasını da, bu tanımlamayı destekleyen yazı içeriğini de, hiç mi hiç samimi bulmuyorum. Erbil Göktaş'ın "düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" tanımlaması, "gerçekçi", ama, bize yapılmış somut fiziksel saldırı bağlamından bakıldığında, hiç de inandırıcı değil. Erbil Göktaş'ın, kendine göre geçerli, haklı sebepleri vardır herhâlde. Örneğin, somut fiziksel saldırı konusu, birinci dereceden Ayşenil Şamlıoğlu’nun tasarrufu olduğuna, şimdiye dek, Ayşenil Şamlıoğlu bu somut fiziksel saldırı konusunda özür dilememiş olduğuna göre, onun bilgisi dahilinde yapıldığına inandığımızdan, Erbil Göktaş'ın bu konuda sessiz kalıp susmayı tercih etmesini, "anlayışla" karşılıyoruz!

Sonuçta,
Yeni Tiyatro Dergisi, Ayşenil Şamlıoğlu’ndan (da) reklâm karşılığı aldığı paralarla ancak ayakta durabiliyor. Erbil Göktaş, böyle el yakıcı, böyle somut, böyle fiziksel bir saldırı konusunu dergisine taşıyarak, Ayşenil Şamlıoğlu gibi bir müşterisini, para sağlayıcısını, reklâm verenini darıltmış, İstanbul Şehir Tiyatroları gibi bir para kaynağını kurutmuş olabilir. Yani, Ayşenil Şamlıoğlu’nun Yeni Tiyatro Dergisi'ne bir daha reklâm vermemesi, bu derginin temelini derinden sarsabilir, dergide maddi ve manevi şiddetli bir depreme yol açabilir. Bu enkazın altında kalmak istemeyen Erbil Göktaş, muhtemelen bu gibi ince hesapları yaparak, bu somut fiziksel saldırı konusunu, ne dergisinde, ne de www.yenitiyatrodergisi.com adlı Internet sitesinde gündeme getirmiş ve Ayşenil Şamlıoğlu’nun reklâmlarını garanti altında tutmaya devam etmiştir.

İkinci bir ihtimal daha var, o da "baba" korkusu mu dersiniz? Erbil Göktaş, nihayetinde Prof. Dr. Özdemir Nutku’nun sadık bir öğrencisidir ve Nutku'yu "babası gibi" sevmektedir; en azından, Özdemir Nutku için "o benim babam" diyebilmiş "hayırlı ve saygılı bir evlat"tır. Erbil Göktaş da, her "hayırlı ve saygılı evlat" gibi, babasını seviyor, babasını sayıyor ve tabii ki babasına hürmet ediyor. Erbil Göktaş, şayet, bu somut fiziksel saldırı konusunu gündeme getirseydi, evlatlıktan reddedilme gibi bir ihtimalle burun buruna gelebilirdi. Ne de olsa, Ayşenil Şamlıoğlu gibi, Prof. Dr. Özdemir Nutku da, bir Shakespeare çocuğudur ve Shakespeare çocuklarına düşünsel olarak "saldırı" düzenleyen bir derginin savunulmasından hiç hoşlanmayabilirdi. Erbil Göktaş, örneğin, "Ayşenil Şamlıoğlu’nun adamları, Oyun Dergisi'ne fiziksel saldırıda bulundu!" gibi bir başlık atsaydı, bu durum, ertesi gün kendisini, tiyatro kapısının önünde bulmasına yeter de artardı bile. Sonuçta, Shakespeare'i bir tiyatro peygamberi gibi piyasaya sürüp küpünü dolduran Shakespeare çocuğu bir babaya karşı gelinemezdi.

Tabii ki, bu iki ucu sansürlü değneğin neresinden tutacağına bir türlü karar veremeyen Sayın Erbil Göktaş, değneği, en güvenli yerinden, bir gram bile sansür değmemiş, tertemiz yerinden, tam ortasından tutmuş ve böylelikle sessiz kalıp susarak, her iki taraftan da, değneğin dengesini sağlayabilmiştir! Ancak, bence, kendisi de, değneğin dengesini sağlayarak, haber değeri olan somut bir olayı dergisine ve/ya sitesine taşımayarak, sansürcü olmaktan kurtulamamıştır. Çünkü, sansür uygulanarak düşünce özgürlüğümüzün kısıtlandığı gibi, bir haberi gündeme getirmemek ve somut bir olay karşısında sessizliğe bürünmek de, bana göre, koskoca bir sansürdür! En hafif deyimiyle sansür yandaşlığıdır!! Sansüre yardım ve yataklık etmektir!!!

Yaklaşık olarak iki yıl önce,
"düşünce özgürlüğüne yapılmış yoğun bir saldırı" olayına karşı sert bir tavır takınan Erbil Göktaş'ın, bugün, çok daha bâriz, çok daha net, çok daha somut bir konuda ağzını bıçak açmıyorsa, iki yıl önce takındığı o tavrın, benim için hiçbir inandırıcılığı kalmamış demektir.

Not: Bu yazı, "Shakespeare’in Ölümü" adlı kuramsal tiyatro kitabı için hazırlanmıştır. Zamanla derinleşecek ve koşullar oluşup kitap basılırsa, bu yazıyı da orada okuyabileceksiniz.

Önemli not: Bu yazı, Sosyalist OYUN Dergisi'nde de yayınlanacaktır!

 

KAMUOYUNA DUYURULUR!

DEĞERLİ TİYATROSEVERLER,

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÖNEMLİ SANAT KURUMLARINDAN BİRİ OLAN DEVLET TİYATROLARI HAKKINDA YAPILAN AÇIKLAMALARA,
ANKARA DEVLET TİYATROSU MÜDAVİMLERİ’NİN TEPKİ GÖSTERMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİĞE HEPİNİZİ DAVET EDİYORUZ.

13 MAYIS 2012 PAZAR GÜNÜ SAAT 17.00’DE KÜÇÜK TİYATRO’NUN ÖNÜNDE OLACAĞIZ.

SİZİN DE BU TARİHİ GÜNDE YANIMIZDA OLMANIZI BEKLİYORUZ.

SAYGILARIMIZLA.
TOBAV ( Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Vakfı)
DETİS (Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği)
TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)
TODER(Tiyatro Oyuncuları Derneği)
OYUNCULAR SENDİKASI
KÜLTÜR-SANAT SEN
SANATÇILAR GİRİŞİMİ
ÖZERK SANAT KONSEYİ

Pankartsız, Slogansız

“Metinden sahneye temrinler”

Erzurum’da dolu dolu tiyatro

Bu yıl ilki gerçekleştirilen “Metinden Sahneye Temrinler” adlı proje kapsamında 4 büyük tiyatro oyunu seyirciyle buluştu. Tam bir tiyatro şölenine dönüşen oyunların sahnelenmesi 18 Mayıs 2012 tarihine kadar devam edecek.

******************************************

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir tarafından yürütülen “metinden sahneye temrinler” adlı tiyatro projesi sonuçlandı. Toplam 4 büyük tiyatro oyununun sahnelenmesini amaçlayan proje, 8 mayıs 2012 tarihinde seyirciyle buluşurken, oyunların 18 Mayıs’a kadar gösterimde olacağı belirtildi.

Proje sorumlusu ve 4 büyük tiyatro oyununun da yönetmenliğini yapan Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir, yaklaşık 4 aylık yoğun bir çalışma sürecinin büyük bir tiyatro şölenine dönüşmesi ile sonuçlanmasının onur verici olduğunu belirtti.

Toplam 15 kişilik öğrenci ekibi ile çalıştığını ve ekipte 8 oyuncu, 5 tasarımcı ve 2 de yazarlık sanat dalı öğrencisinin bulunduğunu ifade eden Yard.Doç. Dr. Aydemir, 4 ayda günlük ortalama 5 saatlik çalışma temposuyla böylesi bir projenin tamamlanabildiğini, projenin en ilginç yanlarından birinin de  4 büyük oyunun aynı ekip ile eşsüremli olarak çalışılıp, aynı tarihte sahnelenime hazır hale getirilmesi olduğunu dile getirdi.

DÖRT FARKLI OYUN

Bünyamin Aydemir, “Oyunlarımız Athol Fugart’ın “Ada”, Aziz Nesin’in “Hadi Öldürsene Canikom”, Edward Albee’nin “Hayvanat Bahçesi Öyküsü” ve Savaş Dinçel’in “Uçurtmanın Kuyruğu”. Bu dört oyun da hem tematik olarak, hem de teknik olarak birbirinden farklı estetik düzlemleri olan oyunlar. Amacımız bu farklı renkteki her bir oyunu bir arada ve aynı ekip ile sahneleyebilmekti. Bunu başarabildiğimiz için çok mutluyuz” dedi.

HER ZAMAN VE HER KOŞULDA TİYATRO

“Metinden Sahneye Temrinler” adlı projenin bu yıl ilkini gerçekleştirdiklerini, bundan sonraki yıllarda da projenin artık geleneksel hale getirileceğini kaydeden Yönetmen Yard.Doç.Dr. Bünyamin Aydemir, projenin “her zaman ve her koşulda tiyatro yapılabilir”liğinin iddiasına soyunmuş bir çalışma olduğunu da sözlerine ekleyerek şunları söyledi:

OYUNLAR YENİDEN BİÇİMLENDİRİLDİ

“Çalıştığımız oyunları dramaturjik müdahalelerle yeniden biçimlendirdik. Bu anlamda oyunlarımızı deneysel yaratım sürecine malzeme haline de getirmiş olduk. Yine minimaliz bir bakış açısıyla oyunların her birini 40-45 dk’lık bir zaman aralığına sıkıştırıp daha kompleks hikayelere dönüştürdük. Bu yaklaşım özellikle dekor ve kostüm yorum ve tasarımında daha da hakim”.

HERKES DAVETLİ

Bu arada söz konusu 4 tiyatro oyununun da her gün seyirciyle buluşacağı öğrenildi. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Deneme Sahnesinde sahnelenen oyunlar, her gün akşam 19.00 ile 20.00’de gösterime gireceği ve halka da açık olduğu bildirildi.

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ’NE TURNE YAPILACAK

Öte yandan “Metinden Sahneye Temrinler” adlı proje kapsamında sahnelenen 4 büyük tiyatro oyununun da 4-10 Haziran 2012 tarihleri arasında Ankara Bilkent Üniversitesine turne yapacağı açıklandı. Konu ile ilgili görüşlerini ifade eden Yönetmen Bünyamin Aydemir, “Şu  15 günü tam bir tiyatro şölenine çevireceğine inandığımız bu oyunlar, ayrıca 4-10 HAZİRAN 2012 tarihinde de Bilkent Üniversitesinin düzenlediği “TİYATRO GÜNLERİ”nde seyirci ile buluşacak.  Türkiye’deki bütün büyük üniversitelerin tiyatro ekipleri de orada olacak. Türkiye’nin tiyatro kalbi orada atacak tabir yerindeyse. Festivalde ekibimizin hazırladığı 4 büyük oyunu sadece orada sahnelemekle kalmayıp, çeşitli forumlarda ve workshop gibi etkinliklerde de Üniversitemizin adını layıkıyla taşıyacağız” şeklinde konuştu.

İBB ŞEHİR TİYATROLARI’NDA “YENİ” GENEL SANAT YÖNETMENİ HİLMİ ZAFER ŞAHİN!...

“İBBŞT Yönetmeliği”nin “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Şehir Tiyatroları Şube Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliği” olarak değiştirilmesinin ardından Genel Sanat Yönetmeni olarak görevinden istifa eden Ayşenil Şamlıoğlu'nun yerine, kurumda dramaturg olarak görev yapan Hilmi Zafer Şahin atandı.

98 yaşındaki İBBŞT'nin yeni Genel Sanat Yönetmeni olarak görevine başlayan 1958 yılı Antalya doğumlu Şahin, akademik eğitimini İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü, Tiyatro Anasanat Dalı'nda yaptı. Yine aynı bölümde yüksek lisansını da tamamlayan sanatçı değişik dergi ve gazetelerde tiyatro, tarih ve kitap tanıtımı konularında yazılar yayımladı. Şahin ayrıca Büyük Larousse ve İstanbul Ansiklopedisi'nde tarih, tiyatro, edebiyat, dilbilim ve yaşam öyküsü konularında da madde yazarlığı yaptı.

1988 yılında girdiği İBBŞT'de yönetim kurulu üyeliği, genel sanat yönetmeni yardımcılığı ve başdramaturg görevlerinde bulundu. Bu süre zarfında pek çok etkinlik gerçekleştire Şahin "Aslolan Hayattır", "İkinci Ses", "Mikadonun Çöpleri", "Kafkas Tebeşir Dairesi" gibi pek oyunda dramaturg olarak görev aldı. Geçtiğimiz sezonda "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" adlı oyunu, Ziya Osman Saba'nın aynı adlı yapıtından tiyatroya uyarladı.

Mimar Sinan Üniversitesi, Beykent Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde tiyatro dersleri de veren Şahin, Genel Sanat Yönetmeni seçilmeden önce de kurumdaki dramaturgluk görevine devam ediyordu. Hilmi zafer Şahin, başlangıcından günümüze değin, Yeni Tiyatro Dergisi’nde Yayın Kurulu üyeliği de yapmıştır.

Göreve geldikten sonra yaptığı ilk açıklamada ”Şehir Tiyatrosu, 98 yıldır olduğu gibi önümüzdeki süreçte 100. yılına giderken de iyi, doğru ve güzel şeyleri yapmaya devam edecek” diyen Şahin, kurumun içinden gelen bir sanatçı olarak ‘yönetmelik krizine’ de değindi. "Bu süreç içerisinde arkadaşlarımızla daha çok konuşacağız. Birbirimizi anlamaya çalışacağız" diyerek diyalog çağrısı yapan Şahin'e Yeni Tiyatro Dergisi olarak yeni görevinde başarılar diliyoruz.

 

TİYATRO AFİŞLERİ SERGİSİ

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics