BİR RAFTAN BİR SAHAFTAN: REJİ SANATI


KADİR YÜKSEL

 

Raftan


Tiyatro pek çok sahne etmeninin belli bir estetik uyum içinde bir araya gelmesini gerektiren bir sanattır. Her biri ayrı ayrı özellikler barındıran bu etmenleri bir araya getiren ve ortak bir düzlemde buluşturan da yönetmendir. Farklı malzemeler kullanan sanatçıları kendi kurduğu dünyada buluşturur, hatta o dünyanın yaratılmasına ortak eder. Tiyatro pratiğini bilmek, sahne üstünü çok iyi tanımak, bütünü görebilmek yetmez iyi bir yönetmen olmak için. Hayata bakış açısı kazanmaktan tutun da, sosyoloji, psikoloji, davranış bilimi, felsefe, estetik, yani pek çok alanda donanımı da gerektirir. Hatta iyi bir edebiyat bilgisine de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Şiirselliğe olduğu kadar kurgusallığa, sözcüklerin dünyasına… Örneğin ‘doğru okuma’ yapmalı yönetmen. Doğru okumak metne girişin de, derdini anlatabilmenin de, farklı yorumlara ulaşabilmenin de biricik yoludur. Renklerin dünyasını, seslerin, ritimlerin dünyasını da doğru algılamak zorundadır. Beden dilini doğru okumadığında oyuncularla iletişimi eksik kalmaz mı? Pek çok özellik sıralanabilir elbette yönetmenlik için. Bütün bu özellikleri tiyatro potasında eritmeye çalışan bir bilimsel bakışa ihtiyaç olduğuysa gün gibi ortada. Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim ihtiyaç, yönetmenlerin kendi rejilerinden hareketle sahne pratiklerini yazıya dökmeleri ve bunları gizlemeyip birer belge olarak kendilerinden sonra gelecek kuşaklara sunmalarıdır. Yapılan söyleşileri, anıları söylemiyorum. Sahne üstü deneyimlerinin paylaşıldığı, reji sorunlarının nasıl çözüldüğüne ilişkin notların yer aldığı bir reji defteri, hatta belki de daha fazlası. Biz tiyatrocular biraz da ketum muyuz ne? Oysa paylaşmak, bilgilerini sonraki kuşaklara, yönetmenlere aktarmak sanatı küçültmez yüceltir. Reji defterlerini yayınlamaktan korkmamak gerek. Bırakın yeni yönetmen adayları sizin rejilerinizden esinlensinler, sizin sahneleme aşamasındaki sorunları nasıl çözdüğünüzü görüp uygulasınlar. Usta yönetmenlerin biçemleri genç yönetmenlerin kendi biçemlerini bulmalarına yardımcı olsun. Bu biraz da sahneleme üzerine kafa yormaya, düşünce üretmeye çağırır. Türk tiyatrosunda reji notlarını okumaya ihtiyaç duyduğumuz çok iyi yönetmenler olduğuna inanıyorum. Devlet Tiyatroları başrejisörlüğü de yapmış olan ustamız Erhan Gökgücü, gerek konservatuvarda verdiği derslerden, gerekse bugüne kadar yaptığı rejilerden hareketle reji sanatı üzerine çok önemli bir çalışma yayınladı. Deneyimlerin yazıya dökülmesi, reji üzerine düşünce üretilmesi büyük bir ihtiyaçtır tiyatromuzda.


Bugünkü tiyatro ortamımızda tiyatro yaşamları içinde belli bir yol almış, oyun sahneleme isteği duyan ve bunun için önüne çıkan fırsatları değerlendiren ya da kendisi fırsat yaratan tiyatro insanlarımız yapıyor yönetmenliği. Oyunculuktaki deneyimlerinden, daha önce çalıştığı yönetmenlerin sahneleme anlayışlarından etkilenerek, usta – çırak ilişkisiyle öğrenerek reji yapıyorlar. Çok başarılı rejilere imza atıldığı gibi birbirini tekrardan öteye geçemeyen rejilere de imza atıldığını görüyoruz. Yaratıcı düşünceye sahip olmanın yanında bilime dayalı yöntemlere de gereksinim duyuluyor artık. Üniversitelerimizde nasıl oyunculuk, dramatik yazarlık, sahne tasarımı bölümleri varsa, yönetmen yetiştiren bölümlerin de açılması gerekiyor. Sadece yüksek lisans düzeyinde olması yetmiyor. Rejinin ayrı bir sanat dalı olduğunu, farklı sanatçılık özellikleri istediğini düşünüyorum. Yönetmenlik bölümleri için çeşitli girişimler olmuş. Ama bürokrasiye takılıp kalmış. En son bir özel üniversitemizde açılan bölümeyse öğrenci alınmıyor artık, var olan öğrenciler mezun edildikten sonra kapatılacak. Ne büyük yanlışlık! Erhan Gökgücü kitabına bu soruna değinerek başlıyor. Hem de çok can alıcı bir dipnotla.


“Reji Sanatı” genç yönetmen adaylarına seslenen bir kitap. Bir reji bölümünün dört yıllık ders programına göre düzenlenmiş. İlk bölüm imgelemi, öz ve biçim ilişkisini, rejisörün niteliklerini anlatıyor. Kitabın en can alıcı bölümü olduğunu düşündüğüm ikinci bölümse iki döneme ayrılmış; birinci dönem tekst analizi başlığını taşıyor. Metnin edebi değerinden, nasıl bir bakış açısıyla okunup sahneye taşınacağını belirlemeye kadar uzanan bir çizgiyi kapsıyor tekst analizi. Bunun için çok işlevsel bir format öneriyor. İkinci bölümün içindeki ikinci dönemse sahneye hazırlık ve uygulamaya yönelik. “Teatral analiz” dikkatle okunması gereken bir bölüm özelliği taşıyor. Yönetmenin konsepti için format öneriliyor. İyi bir analizden sonra oluşturulacak sentez, yönetmeni yaratıcı sahnelemeye taşıyacaktır. Bu formatta dramaturgi bilgisine dayanan çözümlemelerin yapılması, yönetmenin özgün bakışının olması gerekiyor. Dekor, kostüm, aksesuar, müzik, ışık gibi tiyatronun yan etmenlerinin yönetmenin özgün bakışına nasıl katkı sağlayacakları bu bölümde yer alıyor. Bölümün en son evresi yönetmenin oyuncuyla çalışmasına ayrılmış. Birçok satırının altını çizerek okuduğum bir başlık oldu oyuncuyla çalışma. Kitabın en önemli özelliği ustamız Erhan Gökgücü’nün anlatacaklarını kuramsal bilgilerle sınırlamayıp, özellikle kendi deneyimlerinden hareketle bol bol örneklendirmesi olmuş. Bu deneyimlerden hareketle genç yönetmen adaylarına yardımcı bilgiler verilmesi kitabın üçüncü bölümünü oluşturuyor. Yönetmen adayları sahnelemede karşılaşacakları sorunların çözüm yollarına ilişkin düşünceler geliştireceklerdir. Bu bölümde yer alan bazı oyuncu tipolojilerine ilişkin bölüm de oldukça önemli saptamalar içeriyor. Tiyatronun temelde oyunculuk sanatı olduğunu hiç unutmamak gerek. Genç yönetmen adaylarının hep ikinci plana attığı bir konu var; hedef kitle ve seyirci psikolojisi. Bu konuda mutlaka dikkate alınması gereken ipuçları veriyor Erhan Gökgücü. Dördüncü bölümdeki önerilerle tamamlanıyor kitap.


Erhan Gökgücü’nün konusunda az sayıda kitaptan biri olan “Reji Sanatı” adlı kitabı bir ders kitabı değil. Hele hele belli kurallar, formüller getiren bir kitap hiç değil. Oyun sahnelemek isteyenlerin yaratıcı düşüncelerini harekete geçiren, bunu yaparken de bilimsel bakış açısını kullanmayı öneren bir çalışma. Erhan Gökgücü’nün oyun yazarlığından da gelen akıcı, hareketli bir dili var. Yalnız, Erhan Gökgücü ustamızın hoşgörüsüne sığınarak, küçük bir olumsuzluğu söylemek istiyorum. Kitabın baskısından mı, nedir, bölümlemesi, kitap bütünlüğündeki sunumu biraz karışık gibi geldi bana. Sanki kitabın iç tasarımının biraz daha özenli yapılması gerekiyor. Reji yapmak isteyen herkesin mutlaka edinmesi ve üzerinde düşünerek okuması gereken bir kitap “Reji Sanatı”.

Sahaftan


Tiyatro Yönetmeninin Çalışması
Ucundan kıyısından oyun yönetmeye bulaşmış bir insan olarak çok şeyler öğrendiğim, yıllardır elimin altından eksik etmediğim, ne yazık ki yeni baskısı olmayan bir kitaptan söz etmek istiyorum. Özdemir Nutku’nun “Tiyatro Yönetmeninin Çalışması” adlı kitabı. Kitabın ilk baskısı 1974 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi yayını olarak yapılmış. Bendeki ikinci baskı. 1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları arasında yayınlanmış. Özdemir Nutku’nun kuramsal kaynaklardan daha çok, dünya çapındaki yönetmenlerin yanında yaptığı çalışmalardan, kendi sahneleme deneyimlerinden yararlanarak oluşturduğu bir kitap bu.


Çağdaş tiyatro gelişimini tiyatro yönetmenlerinin çalışmalarına borçludur. Stanislavski’den Brecht’e, Peter Brook’tan Augusto Boal’a kadar tiyatroda çağdaş sahne plastikleri oluşturmaktan, postmodern ya da minimalist sahnelemelere kadar pek çok sahne deneyimi, hatta oyunculuk kuramları yönetmenlerle anılır. Düşünsel çerçeveleri, kuramsal boyutları yönetmenler tarafından çizilir. Yönetmen tiyatroda birleştirici, bütünleyici bir işlev görür. Çağımızın tiyatro tarihi, sahneye oyun koyma tarihidir aynı zamanda.


Antik Yunan tiyatrosunda koroyu eğiten, çalıştıran korobaşı, bugünkü yönetmen kavramına oldukça yakındır. Elizabeth döneminde Shakespeare’in yazdığı oyunları kendisinin sahneye koyduğunu, oyuncularını çalıştırdığını biliyoruz. Fransa’da Moliere, Almanya’da Goethe birer yönetmen gibi çalışmışlar. Ama bütün bunlar ve benzeri diğer örnekler bugünkü anlamda sahneleme estetiğinin bütününden sorumlu, sahnelemeye yaratıcılığını, farklı okumalarla yorumunu katmış bir yönetmen olarak görülemezler. Çağdaş tiyatro yönetmeninin ilk evresi “Tiyatro Dükü” ile başlar. Almanya’da Dük II. George oyun düzenini bir yaratma işi olarak ele alıp oyunculuğu takım oyunculuğuna dönüştürerek somut sahne uygulamaları gerçekleştirir. Andre Antoine ile başlayan çabalar yönetmenliğin çağdaş tiyatroyu yaratmasını ve tiyatro düşüncesinin gelişimini sağlamıştır. Stanislavski, Edward Gordon Craig bu gelişimin önemli temsilcileri oldular. Sahne uygulamaları ve oyunculuğa getirdikleriyle çığır açtılar. Onları Reinhardt, Mayerhold, Artaud, Piscator, Brecht gibi yönetmenler izledi. İçlerinden tiyatro düşüncesini derinden sarsan yönetmenler çıktı. Sahnelemeleriyle tiyatro sanatına yepyeni pencereler açtılar.


Kitabın giriş bölümünde yönetmenin gerekliliğinden yola çıkılıyor. Yönetmenle yazar, oyuncu, seyirci arasındaki ilişkiler değerlendiriliyor. Sonrasında kitap dört ana bölüme ayrılmış. Birinci bölüm “organik değerlendirme” başlığını taşıyor. Oyun üzerine çalışmayı ele alan bölümde yorum yönteminden dramaturjik bakışa, budamadan reji defterine kadar yönetmenin masa başı çalışmalarından söz ediliyor. İkinci bölüm “plastik değerlendirme” başlığı altında yönetmenin temel anlatım güçlerine yöneliyor. Oyuncu seçimi, prova düzeni, oyuncularla yapılan çalışmalar, oyuncuların role yaklaşımları, sahnenin bölümlenmesi… Yönetmenin oyun düzeni olarak, tasarım, optik yorum, hız – tartım, sözsüz oyunlar ele alınıyor. Üçüncü bölümse “teknik değerlendirme” adıyla tiyatro sanatının yan etmenlerini, dekor ve ışıklamanın, giysi ve makyajın, müzik ve aksesuarın sahnelemeye nasıl etki ettiğini, estetik ve teknik özelliklerini inceliyor. Dördüncü bölüm ise “ortada oyun” başlığıyla çevreli tiyatronun, ortaoyunumuza da değinerek ortada oyunun teknik ve plastik özelliklerini ele alıyor.


Her yönetmen kendi çalışma ilkelerini kendisi belirleyecek, kendi kurallarını, yöntemini ve biçemini oluşturacaktır. Yaracılık yeteneğine bilimsel düşünceyi de katacaktır. Ama bunları yapabilmesi için her şeyden önce temel bilgileri edinmesi gerekir. Yeni kurallar, yeni yaklaşımlar, temel kuralların, temel yaklaşımların bilinmesiyle oluşturulacaktır. Özdemir Nutku’nun kitabı bu temel kuralları ve yaklaşımları inceleyen ama bunu yaparken kesinlikle reçeteler sunmayan, verdiği örneklerle yönetmen adayının bakış açısının gelişmesine yardımcı olan, yönetmenlik üzerine düşünmemizi sağlayan önemli bir başucu kitabı. Keşke bir kez daha gözden geçirilip yeni baskıları yapılsa.

Hamiş: 1-Meraklısına, yönetmenlik üzerine eskilerden bir kitap daha: Sahneye Koyma Sanatı. Suat Taşer’in dilimize çevirip hazırladığı kitap dünyanın belli başlı büyük yönetmenlerinin sahneye koyma sanatı üzerine görüşlerini bir araya topluyor. Yönetmenler yazılı kültürden gelen gelenekleriyle deneyimlerini yazıya döküyorlar. Yaptıkları iş üzerine düşünce üretiyorlar. Özellikle E. Gordon Craig’in seyirci rejisör diyaloglarıyla oluşturduğu “Tiyatro Sanatçısı” adlı yazı okunmaya değer.


2-Meraklısına, bir internet gezintisi öneriyorum. Engin Alkan’ın yönettiği oyunlar için oluşturduğu siteleri ziyaret edin. İstanbul Efendisi Ardiyesi, Tohum ve Toprak, Tarla Kuşuydu Juliet… Sözünü ettiğim, gelecek kuşaklara rejilerle ilgili belge bırakma işini nasıl özenle yaptığını göreceksiniz. Mutlaka kitap olması gerekmiyor, çağımızın teknolojileri de pekala kullanılabiliyor. Önemli olan bunun gerekliliğine inanmak.

 

Mehmet Serimer'i Kaybettik...


Geçtiğimiz ay rahatsızlanarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncusu Mehmet Serimer hayatını kaybetti.

Cenaze merasimi 24.01.2012 Salı günü saat 10.00'da Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenecek olan törenin ardından, Fevziye Camii'nde kılınacak öğle namazına müteakip Değirmendere mezarlığına defnedilecektir...

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

Mehmet Serimer

1975'de Halkevi tiyatro çalışmalarına amatör olarak başladı. 1979 yılında Kocaeli Bölge Tiyatrosu'yla başlayan profesyonel tiyatro yaşamı 1994-95 tiyatro sezonuna kadar, kurucu, oyuncu, yönetmen olarak devam etti.

1982 yılında H.Ü. Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.

1994-95 oyun sezonundan 1998-99 oyun sezonuna kadar Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda misafir sanatçı olarak çeşitli oyunlarda yönetmen yardımcılığı yaptı ve oyuncu olarak görev aldı.

"Keşanlı Ali Destanı", "Taziye", "Kanlı Nigar", "Matruşka", "Antigone" adlı oyunlarda rol aldı.

2000-2001 oyun sezonunda Kocaeli Şehir Tiyatrosu'na katıldı.

"Üç Kuruşluk Opera", "Hadi Öldürsene Canikom", "Bin Varmış Hiç Yokmuş" , "Don Juan", "Cimri", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "Bir Şehnaz Oyun", "Bahar Noktası", "Barış",”Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yolcu” , "O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise”, “Derviş Ve Ölüm”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, ”Kösem Sultan” adlı oyunlarda rol aldı.

 

 

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “KIŞKIRTMA” GİRİŞİMİ VE “TEHDİT”!...



Mustafa Demirkanlı yayınlamaya başladığı günden beri Yeni Tiyatro Dergisi’ni bir biçimde engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmadı. Bunun en önemli sebebi 20 yıl boyunca kaybettiği tiyatro okurlarını Yeni Tiyatro Dergisi’nin kazanmış olmasındandır; Türkiye’de yayınlanan bütün tiyatro dergilerinin hepsinin en az iki-üç katı daha fazla okura ulaşan Yeni Tiyatro Dergisi, gerek içeriği gerek yayın anlayışıyla da, belki de “saldırı”yı (!) hak ediyor. Bu saldırıların en “yeni”si Demirkanlı’nın editörü olduğu sitede yayınlandı; “kargaları bile” güldürecek iddialardan oluşan bu saldırılar “saldırı” olsaydı bari!...

Tiyatro Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı’nın 16 Ocak 2012’de www.tiyatrodergisi.com sitesinde Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili yayınladığı haberde (!), yalan yanlış bir sürü safsata ileri sürdükten sonra birkaç yıldır “manipule” ettiği insanlara yeni bir “hedef” göstererek, onları adeta “kışkırtmak” istiyor. Demirkanlı’nın bir sürü akademisyeni, tiyatro insanını içine sürüklediği “batak”tan ders alamayanlar olur diye, geçmişte kimilerine yaptığımız uyarıyı ola ki, Demirkanlı’ya inanabilecek olanlara “yeniden” yapıyoruz:

“Lütfen, Demirkanlı’ya kanıp ‘kahramanlığa’ soyunmayınız; çünkü kimi örneklerde göründüğü gibi sonuçta çırılçıplak ortalık yerde kalabilirsiniz. Sonuçta ‘kral çıplak’ konumuna düşmemek için verilen gazlara karşı ‘uyanık’ olunuz. Çünkü Yeni Tiyatro’nun ‘objektif’ yayıncılık yapmaktan başka bir ‘kaygısı’ yoktur.”

Demirkanlı aşağıdaki “tekzip” yazımızı da yayınlamayarak, yeni bir “sansür”e de imza atmış oldu.

Devamı...

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics