19 Kasım 2017, Pazar
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / Makale / Bir Raftan Bir Sahaftan: Reji Sanatı

Bir Raftan Bir Sahaftan: Reji Sanatı

Bugünkü tiyatro ortamımızda tiyatro yaşamları içinde belli bir yol almış, oyun sahneleme isteği duyan ve bunun için önüne çıkan fırsatları değerlendiren ya da kendisi fırsat yaratan tiyatro insanlarımız yapıyor yönetmenliği. Oyunculuktaki deneyimlerinden, daha önce çalıştığı yönetmenlerin sahneleme anlayışlarından etkilenerek, usta – çırak ilişkisiyle öğrenerek reji yapıyorlar. Çok başarılı rejilere imza atıldığı gibi birbirini tekrardan öteye geçemeyen rejilere de imza atıldığını görüyoruz. Yaratıcı düşünceye sahip olmanın yanında bilime dayalı yöntemlere de gereksinim duyuluyor artık. Üniversitelerimizde nasıl oyunculuk, dramatik yazarlık, sahne tasarımı bölümleri varsa, yönetmen yetiştiren bölümlerin de açılması gerekiyor. Sadece yüksek lisans düzeyinde olması yetmiyor. Rejinin ayrı bir sanat dalı olduğunu, farklı sanatçılık özellikleri istediğini düşünüyorum. Yönetmenlik bölümleri için çeşitli girişimler olmuş. Ama bürokrasiye takılıp kalmış. En son bir özel üniversitemizde açılan bölümeyse öğrenci alınmıyor artık, var olan öğrenciler mezun edildikten sonra kapatılacak. Ne büyük yanlışlık! Erhan Gökgücü kitabına bu soruna değinerek başlıyor. Hem de çok can alıcı bir dipnotla.

“Reji Sanatı” genç yönetmen adaylarına seslenen bir kitap. Bir reji bölümünün dört yıllık ders programına göre düzenlenmiş. İlk bölüm imgelemi, öz ve biçim ilişkisini, rejisörün niteliklerini anlatıyor. Kitabın en can alıcı bölümü olduğunu düşündüğüm ikinci bölümse iki döneme ayrılmış; birinci dönem tekst analizi başlığını taşıyor. Metnin edebi değerinden, nasıl bir bakış açısıyla okunup sahneye taşınacağını belirlemeye kadar uzanan bir çizgiyi kapsıyor tekst analizi. Bunun için çok işlevsel bir format öneriyor. İkinci bölümün içindeki ikinci dönemse sahneye hazırlık ve uygulamaya yönelik. “Teatral analiz” dikkatle okunması gereken bir bölüm özelliği taşıyor. Yönetmenin konsepti için format öneriliyor. İyi bir analizden sonra oluşturulacak sentez, yönetmeni yaratıcı sahnelemeye taşıyacaktır. Bu formatta dramaturgi bilgisine dayanan çözümlemelerin yapılması, yönetmenin özgün bakışının olması gerekiyor. Dekor, kostüm, aksesuar, müzik, ışık gibi tiyatronun yan etmenlerinin yönetmenin özgün bakışına nasıl katkı sağlayacakları bu bölümde yer alıyor. Bölümün en son evresi yönetmenin oyuncuyla çalışmasına ayrılmış. Birçok satırının altını çizerek okuduğum bir başlık oldu oyuncuyla çalışma. Kitabın en önemli özelliği ustamız Erhan Gökgücü’nün anlatacaklarını kuramsal bilgilerle sınırlamayıp, özellikle kendi deneyimlerinden hareketle bol bol örneklendirmesi olmuş. Bu deneyimlerden hareketle genç yönetmen adaylarına yardımcı bilgiler verilmesi kitabın üçüncü bölümünü oluşturuyor. Yönetmen adayları sahnelemede karşılaşacakları sorunların çözüm yollarına ilişkin düşünceler geliştireceklerdir. Bu bölümde yer alan bazı oyuncu tipolojilerine ilişkin bölüm de oldukça önemli saptamalar içeriyor. Tiyatronun temelde oyunculuk sanatı olduğunu hiç unutmamak gerek. Genç yönetmen adaylarının hep ikinci plana attığı bir konu var; hedef kitle ve seyirci psikolojisi. Bu konuda mutlaka dikkate alınması gereken ipuçları veriyor Erhan Gökgücü. Dördüncü bölümdeki önerilerle tamamlanıyor kitap.

Erhan Gökgücü’nün konusunda az sayıda kitaptan biri olan “Reji Sanatı” adlı kitabı bir ders kitabı değil. Hele hele belli kurallar, formüller getiren bir kitap hiç değil. Oyun sahnelemek isteyenlerin yaratıcı düşüncelerini harekete geçiren, bunu yaparken de bilimsel bakış açısını kullanmayı öneren bir çalışma. Erhan Gökgücü’nün oyun yazarlığından da gelen akıcı, hareketli bir dili var. Yalnız, Erhan Gökgücü ustamızın hoşgörüsüne sığınarak, küçük bir olumsuzluğu söylemek istiyorum. Kitabın baskısından mı, nedir, bölümlemesi, kitap bütünlüğündeki sunumu biraz karışık gibi geldi bana. Sanki kitabın iç tasarımının biraz daha özenli yapılması gerekiyor. Reji yapmak isteyen herkesin mutlaka edinmesi ve üzerinde düşünerek okuması gereken bir kitap “Reji Sanatı”.

Sahaftan

Tiyatro Yönetmeninin Çalışması
Ucundan kıyısından oyun yönetmeye bulaşmış bir insan olarak çok şeyler öğrendiğim, yıllardır elimin altından eksik etmediğim, ne yazık ki yeni baskısı olmayan bir kitaptan söz etmek istiyorum. Özdemir Nutku’nun “Tiyatro Yönetmeninin Çalışması” adlı kitabı. Kitabın ilk baskısı 1974 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi yayını olarak yapılmış. Bendeki ikinci baskı. 1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları arasında yayınlanmış. Özdemir Nutku’nun kuramsal kaynaklardan daha çok, dünya çapındaki yönetmenlerin yanında yaptığı çalışmalardan, kendi sahneleme deneyimlerinden yararlanarak oluşturduğu bir kitap bu.

Çağdaş tiyatro gelişimini tiyatro yönetmenlerinin çalışmalarına borçludur. Stanislavski’den Brecht’e, Peter Brook’tan Augusto Boal’a kadar tiyatroda çağdaş sahne plastikleri oluşturmaktan, postmodern ya da minimalist sahnelemelere kadar pek çok sahne deneyimi, hatta oyunculuk kuramları yönetmenlerle anılır. Düşünsel çerçeveleri, kuramsal boyutları yönetmenler tarafından çizilir. Yönetmen tiyatroda birleştirici, bütünleyici bir işlev görür. Çağımızın tiyatro tarihi, sahneye oyun koyma tarihidir aynı zamanda.

Antik Yunan tiyatrosunda koroyu eğiten, çalıştıran korobaşı, bugünkü yönetmen kavramına oldukça yakındır. Elizabeth döneminde Shakespeare’in yazdığı oyunları kendisinin sahneye koyduğunu, oyuncularını çalıştırdığını biliyoruz. Fransa’da Moliere, Almanya’da Goethe birer yönetmen gibi çalışmışlar. Ama bütün bunlar ve benzeri diğer örnekler bugünkü anlamda sahneleme estetiğinin bütününden sorumlu, sahnelemeye yaratıcılığını, farklı okumalarla yorumunu katmış bir yönetmen olarak görülemezler. Çağdaş tiyatro yönetmeninin ilk evresi “Tiyatro Dükü” ile başlar. Almanya’da Dük II. George oyun düzenini bir yaratma işi olarak ele alıp oyunculuğu takım oyunculuğuna dönüştürerek somut sahne uygulamaları gerçekleştirir. Andre Antoine ile başlayan çabalar yönetmenliğin çağdaş tiyatroyu yaratmasını ve tiyatro düşüncesinin gelişimini sağlamıştır. Stanislavski, Edward Gordon Craig bu gelişimin önemli temsilcileri oldular. Sahne uygulamaları ve oyunculuğa getirdikleriyle çığır açtılar. Onları Reinhardt, Mayerhold, Artaud, Piscator, Brecht gibi yönetmenler izledi. İçlerinden tiyatro düşüncesini derinden sarsan yönetmenler çıktı. Sahnelemeleriyle tiyatro sanatına yepyeni pencereler açtılar.

Kitabın giriş bölümünde yönetmenin gerekliliğinden yola çıkılıyor. Yönetmenle yazar, oyuncu, seyirci arasındaki ilişkiler değerlendiriliyor. Sonrasında kitap dört ana bölüme ayrılmış. Birinci bölüm “organik değerlendirme” başlığını taşıyor. Oyun üzerine çalışmayı ele alan bölümde yorum yönteminden dramaturjik bakışa, budamadan reji defterine kadar yönetmenin masa başı çalışmalarından söz ediliyor. İkinci bölüm “plastik değerlendirme” başlığı altında yönetmenin temel anlatım güçlerine yöneliyor. Oyuncu seçimi, prova düzeni, oyuncularla yapılan çalışmalar, oyuncuların role yaklaşımları, sahnenin bölümlenmesi… Yönetmenin oyun düzeni olarak, tasarım, optik yorum, hız – tartım, sözsüz oyunlar ele alınıyor. Üçüncü bölümse “teknik değerlendirme” adıyla tiyatro sanatının yan etmenlerini, dekor ve ışıklamanın, giysi ve makyajın, müzik ve aksesuarın sahnelemeye nasıl etki ettiğini, estetik ve teknik özelliklerini inceliyor. Dördüncü bölüm ise “ortada oyun” başlığıyla çevreli tiyatronun, ortaoyunumuza da değinerek ortada oyunun teknik ve plastik özelliklerini ele alıyor.

Her yönetmen kendi çalışma ilkelerini kendisi belirleyecek, kendi kurallarını, yöntemini ve biçemini oluşturacaktır. Yaracılık yeteneğine bilimsel düşünceyi de katacaktır. Ama bunları yapabilmesi için her şeyden önce temel bilgileri edinmesi gerekir. Yeni kurallar, yeni yaklaşımlar, temel kuralların, temel yaklaşımların bilinmesiyle oluşturulacaktır. Özdemir Nutku’nun kitabı bu temel kuralları ve yaklaşımları inceleyen ama bunu yaparken kesinlikle reçeteler sunmayan, verdiği örneklerle yönetmen adayının bakış açısının gelişmesine yardımcı olan, yönetmenlik üzerine düşünmemizi sağlayan önemli bir başucu kitabı. Keşke bir kez daha gözden geçirilip yeni baskıları yapılsa.

Hamiş: 1-Meraklısına, yönetmenlik üzerine eskilerden bir kitap daha: Sahneye Koyma Sanatı. Suat Taşer’in dilimize çevirip hazırladığı kitap dünyanın belli başlı büyük yönetmenlerinin sahneye koyma sanatı üzerine görüşlerini bir araya topluyor. Yönetmenler yazılı kültürden gelen gelenekleriyle deneyimlerini yazıya döküyorlar. Yaptıkları iş üzerine düşünce üretiyorlar. Özellikle E. Gordon Craig’in seyirci rejisör diyaloglarıyla oluşturduğu “Tiyatro Sanatçısı” adlı yazı okunmaya değer.

2-Meraklısına, bir internet gezintisi öneriyorum. Engin Alkan’ın yönettiği oyunlar için oluşturduğu siteleri ziyaret edin. İstanbul Efendisi Ardiyesi, Tohum ve Toprak, Tarla Kuşuydu Juliet… Sözünü ettiğim, gelecek kuşaklara rejilerle ilgili belge bırakma işini nasıl özenle yaptığını göreceksiniz. Mutlaka kitap olması gerekmiyor, çağımızın teknolojileri de pekala kullanılabiliyor. Önemli olan bunun gerekliliğine inanmak.

Hakkında Kadir Yüksel

Yoruma kapalı.