25 Temmuz 2017, Salı
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / Makale / Göstergebilimsel Çözümleme; oyun bahçesinde yaşamaktır.

Göstergebilimsel Çözümleme; oyun bahçesinde yaşamaktır.

Göstergebilimci; bu eylemleri bulmaca çözen ve çözdükçe zevk alan, oyunbaz avcı keyfi içinde sürdüren, anlam arayan kişidir. Onun için yaşam ve oyun arasındaki hat oldukça incelmiş yaşam oyun olmaya yönelmiştir.

Bu yöneliş göze alınması hiç de kolay bir pozisyon değilken, bir o kadar da keyif doludur. Bilinçli bir afrodizyak sarhoşluğun keyfidir söz konusu olan. Yaratının beşiği hazır demektir artık… O beşiğe Apollon’un ışığı ile yürür göstergebilimci.

Anlatım ve içerik düzlemleri arasındaki ilişki anlamların oluşumunu etki ve gerekliliğini, aralarındaki bağı ve aktarımı yeniden sorgulamamızı gerektirecektir.

Bu yaklaşım içerik ve biçimin birbiri ile örtüşecek şekilde bir bütünlükle aktarımının arayışıdır. Bu bütünlüğe estetik dil bulmak ve o dilin malzemelerini kullanarak yeniden bir üst yaratım sağlamak, metinle hesaplaşmak adı da verilebilir.

Bu hesaplaşma sırasında göstergebilim anlamın düzenlenişi, eklemlenişi yani üretilmesiyle ilgilenir.

Göstergebilimci; bu verilerden yararlanarak, anlamların alımlayıcı ile buluşması aşamasında, algı yanılgısı oluşmaması için iletinin netliğini/kapalılığını çözümlemeye çalışır.

“Göstergebilim; içeriğin biçimine yönelik bir etkinliktir ama aynı zamanda da kendini sürekli geliştirmeyi amaçlayan bilimsel bir tasarıdır: Varsayımsal-tümdengelimli bir tasarıdır. Bir model oluşturma alanında yaşanan kuramsal bir oyundur.”

Göstergebilimcinin bu oyunu, temelde iki boyutlu bir vurguyu içermektedir:

1-Kuramsal modeli aşama aşama inşa etmeye çalışırken, inşa edilmiş kuramsal taslağı dikey ve yatay bağıntılarda geliştirmek.

2-Üretilen varsayımsal tasarıyı doğal dünyaya uygulamak ve çözümlemek.

Göstergebilimci için çözümleme salt amaç değildir. Varsayımsal tasarısını kuramsal olarak geliştirme oyunu oynarken, çözümleme yine oynamak zorunda olduğu bir başka oyundur.

Bu oyunlar özellik olarak, hem alçakgönüllü hem de iddialı oyunlardır;

Alçak gönüllüdür, çünkü kendini incelediği metinle sınırlar.

İddialıdır, çünkü incelediği metindeki anlamlar dünyasını yeniden kurmaya çalışır.

Göstergebilimcinin kuramı, kuramsal modeli (sürekli gelişmeye açık bilimsel tasarısı) aşamalardan oluşan bir üst dildir. (yapıntıdır/kurgudur)Gündelik yaşamın dilinden, anlam yapısından bağımsız, “yapma” , “bilimsel” bir üst dildir. Yoğun bir kavramlaş(tır)ma ve biçimselleş(tir)me (biçimsel bir dil yetisine dönüştürme) söz konusudur.

İnsan ve dünya, insan ve insan ilişkilerinde, her şey nasıl ki anlamlama sorununa dayanıyorsa, kuramsal boyutun oluşturulmasında da her şey çözümlemeye dayanmaktadır. Bu her yaratı aşamasında sürekli gelişerek ve geliştirerek oynanacak bir oyundur.

Yaratı içinde olan kişi, yapıtını oluştururken, ileriye ve geriye dönük gidiş-gelişlerle çalışmasını sürdürür. Çalışmasının gelişimi için bunu bir yöntem olarak kullanır. Bu üretim aşamasında çözümleme oyununun da başladığı noktadır. Geçmiş deneylerin çağrışımları emek ve duyarlılıkla, bilimin ışığında yoğrulmadığında kıymetli bir üründen söz etmek çok da olası olmayacaktır.

Göstergebilimci için kapalı bir metin, bir anlam avcısı için kapalı olmanın yanı sıra açık bir metindir de.

“Kapalı bir metinden daha açık bir metin yoktur.”

Umberto Eco.

Her kapalı metin gerçekleşmesi tamamlanmış bir üründür; hem de yeni bir bakış açısına göre yeniden yaşanacak, yeniden anlamlandırılacak bir üretim kaynağıdır.

Göstergebilimsel çözümlemede;

1- Tasarının söylem aşamasına nasıl geldiği.

2- Anlatı izlencesinde nasıl eklemlendiği.

3- Yukarıdaki maddelerin nasıl temellendirildiği.

 

Önemli bir yer tutar.

 

Göstergebilimsel çözümleme bir okuma edimidir. Bu edim sıradan bir okumayı karşılamaz. Burada vurgulanmak istenen var olduğu kast edilen yapıyı ayrıştırarak, bozarak, çözerek, yeniden kurmak, yeniden yapılandırmak eylemidir.

 

Yaşamı oyun bahçesine çevirecek cesarete sahip olabilmek ciddi bir iştir ve birikim gerektirir…

 

İmge yüklü metinlerin yazarı olan ozanlar bilgece bir bilmezden gelişin tevazusu içinde gerçeklerin üzerindeki örtüyü yalanları ile aralayan bilge kişilerdir…

 

Yaşam çözülmeyi ve çözümlenmeyi bekleyen kapalı bir kutu olduğu halde her şeyi bildiğini sanarak yaşamanın cesaretini insanoğlu hangi kaynaktan bulmaktadır acaba?

 

Unutulmamalıdır ki bilimin aydınlatmadığı gerçek hala karanlığın örtüsü altındadır…

 

Sevgi ve saygılarımla…

Hakkında Okday Korunan

Yoruma kapalı.