ERBİL GÖKTAŞ’LA “YENİ TİYATRO DERGİSİ” ÜZERİNE BİR SOHBET

Oktay Emre: Yaklaşık üç yıldır yayınlanan Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak bu iki yıl zarfında istediğinizi yapabildiniz mi?

Erbil GöktaşÖncelikle Yeni Tiyatro'dan önce yayınlanan dergileri yeterli bulmadığım için, böyle bir dergiye gereksinim duyduğumu belirtmeliyim. Şimdi tek "yarışın" kendimle ve Yeni Tiyatro ile olduğunu vurgulayarak başlamalıyım. Hiçbir zaman yapılanları yeterli bulmam, çünkü bu, “yeniliklere” açık, sürekli “yeni”yi arayan ve “yeni” şeyler önermek isteyen bir dergi için “handikap” olur. Ancak, Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın yaşamına girdiği, 2007 Eylül’ünden bu yana, önemli bir tiyatral hareketlilik yarattığı, yayın yaşamında akademisyenlere ve “akademik” yazılara önemli bir yer ayırdığı hemen anlaşılacaktır. Bütün Sahne Sanatları alanında yayın yapması nedeniyle, (sadece tiyatro sanatına değil) tiyatronun yanı sıra, operaya, baleye, dansa da yer veren Yeni Tiyatro, ayrıca her sayıda yerli ve yabancı yazarlardan “oyun kitabı eki”ni  de okurlarına “ücretsiz” olarak sunuyor. Yeni Tiyatro, “aylık” olarak çıkan, Türkiye’nin “ilk ve tek” hakemli-popüler sahne sanatları dergisidir. Bir de her ayın son Pazar günü, “Yeni Bir Dünya İçin Yeni Tiyatro Toplantıları” düzenliyoruz; ayrıca “gadre uğramış Türk yazarlarının oyunlarını sahnelemek için, (bunun yanı sıra) Yeni Tiyatro Dergisi’nin içinden İstanbul Yeni Tiyatro Topluluğu çıktı ve bu sezon, Aydın Arıt’ın “Bal Sineği” adlı oyununu çeşitli sahnelerde oynadık. Bu yaptıklarımızı, elbette yeterli bulmuyoruz; çalışmalarımız tüm hızıyla ve çeşitli "yeni"liklerle sürecek. 

O.E. : Bir sanat dergisi yayınlamak oldukça meşakkatli bir iş. Bu dergi, hele bir sahne sanatları dergisi ise sanırım, zorlukları, yelpazesi oranında genişleyecek, niteliği oranında artacaktır.

E. G. : Biz, sadece dergi çıkarmak için dergi çıkarmıyoruz; her ay mutlaka bir de kitap eki veriyoruz; bu harcanan emeği en az ikiye katlıyor, ayrıca, maliyeti de çok artırıyor. Yukarıda dediğim gibi, “sahne sanatları” denince, tiyatronun yanı sıra operaya da, baleye de, dansa da, diğer sahne sanatlarına da yer vermek durumundasınız. Ne yazık ki, opera, bale, dans ve diğer sahne sanatları konusunda yazacak yazarlar ve eleştirmenler çok sınırlı; ben, sahne sanatlarının tüm alanlarında “eli kalem tutan” kişilerin kendi alanlarındaki gözlemlerini yazmalarını bekliyorum; nitelikli yazılar için sayfa sayısına sınır da getirmiyoruz bildiğiniz gibi; on sayfa on beş sayfa tutan nitelikli ve ufuk açıcı “inceleme” yazılarına da olanaklarımızı zorlayarak yer veriyoruz. Bu günümüz Türkiye koşullarında “müthiş” bir olanaktır, okurlar için de, yazanlar için de…

O.E. : Belli bir süre iki ayda bir yayınlanan Yeni Tiyatro dergisi neden ve hangi gereksinmeyle aylık periyoda geçti?

E.G. : Özellikle “tiyatro” alanında “oylumlu” yazılara yer verdiğimiz için, bize gönderilen ve tabii ki bir an önce yayınlanılması istenen çoğu yazıyı, eleştiriyi, incelemeyi “iki aylık” bir derginin sayfalarında değerlendiremiyor, okur ve yazarlarımıza sürekli olarak "borçlu" kalıyorduk; yeni yetişen hevesli yazarlara daha fazla olanak tanımak ve daha fazla yazı yayınlayabilmek için “aylık” periyoda geçmek zorunda kaldık. Bu tamamıyla, toplumsal ve estetik gereksinimden kaynaklandı. Bir de, tahmin ettiğimiz süreden çok önce belli bir okur kitlesine ulaşınca, okurların dergimizi her ay kitapçı vitrinlerinde ve gazete bayilerinde görme isteği aylık düzene geçmemizi zorunlu kıldı. Bu bizim için bir "handikap"ı getirse de aylık periyoda geçmek zorundaydık. İki ayda bir verdiğimiz "oyun kitabı" ekini, şimdi ayda bir vermek durumunda kalmamızın oluşturduğu ekonomik sıkıntı, bizi oldukça zorlasa da, bu eki okurlara "ücretsiz" sunmayı, toplumsal ve estetik bir zorunluluk olarak gördüğümüz için, hiç de canımızı sıkmıyoruz!

O.E. : Ücretsiz oyun kitaplarını neye göre seçiyorsunuz ve gelen tepkiler nelerdir? Ayrıca bu kitaplar arasında çeviri kitaplar olduğu gibi, ilk kez oyunuyla karşılaştığımız isimler de mevcut…

E.G. : Oyun kitabı eklerimizi yayınlarken, öncelikle yayınlanmamış olmasına dikkat ediyoruz ya da daha önce yayınlanmış olsa bile, o anda “gündeme” getirilmesi gerekliyse yayınlıyoruz. Örneğin Coşkun Büktel’in Irvin Shaw’dan çevirdiği "Ölüleri Gömün" daha önce yayınlanmıştı. Ancak bu oyunun Devlet Tiyatroları’nda Şakir Gürzumar tarafından sahnelenecek olması bizi bu oyunu tekrar yayınlayıp okurlarımızla buluşturmaya yöneltti. Çünkü bu oyun, “savaşa karşı yazılmış en etkili” oyunlardan biridir ve Coşkun Büktel tarafından “mükemmel” bir biçimde çevrilmiştir. Oyun kitaplarını “ek” olarak vermek, Yeni Tiyatro Dergisi’nin en önemli üstünlüğüdür. Şimdiye dek on yedi kitap yayınladık ve bunların "Ölüleri Gömün" dışında, on altı tanesi ilk kez yayınlanan kitaplardan oluşuyor. Okurlarımız ve abonelerimiz oyun kitaplarını “ek” olarak vermemizi çok beğendiler ve bunun “sürekliliğini” istiyorlar.  “Aylık” düzene geçtiğimizde maddi sorunlar bizi oldukça zorladı; biz de iki ayda bir verdiğimiz oyun kitabı eklerini, “her ay” verebilmek için “abone kampanyası” başlattık ve bunda önemli ölçüde başarılı olduk. Ancak, dergi her ay çıkıyor, her ay bu kitaplara önemli bir mesai harcıyoruz ve ciddi paralar ödüyoruz; bu yüzden “yeni abonelerin” de Yeni Tiyatro'yu sahiplenmesi gerekiyor. Her ay sekiz aboneye gereksinmemiz var; en azından bu sekiz aboneyi düzenli olarak gerçekleştirebilirsek, oyun kitabı eklerimizi “sorunsuz” olarak okurlara ulaştırabileceğiz.

O.E. : Yeni Tiyatro Dergisi’ne Beyoğlu'nda köşe başındaki bir gazete bayisinde ya da İstiklal Caddesi'nde büyük bir kitabevinde rastlamak mümkün ve bildiğim kadarıyla bir dağıtımcı şirketiyle çalışmıyorsunuz; yine de bu başarıyı nasıl sağlıyorsunuz?

E.G. : Evet, dediğiniz gibi, dağıtımcı olmadan bu “başarıyı” sağlamak kolay değil ve bizim dışımızdaki hiçbir "tiyatro dergisi"nin bu başarıyı sağlayabileceğini asla sanmıyorum… Ama Yeni Tiyatro’nun dostları var, okurları var, aboneleri ve yazarları var; bütün başarı onlara aittir; ben bir dergiyi “başarıya” ulaştırma potansiyeli taşıyan bu oluşumun “orkestra şefiyim”. Orkestrası olmayan bir şefin elinde tuttuğu değnek, sadece bir sopadır… Zaman içerisinde, orkestradaki tüm birimlerden en iyi “sesi” alacağıma inanıyorum; çünkü Anadolu’da yirmi kentte Yeni Tiyatro dostları dergiyi okurlara ulaştırmaya çalışıyorlar; tabii biz de onlara ve abonelere dergiyi ulaştırmak için “kargo” şirketlerine “ciddi” paralar ödüyoruz. Yani şunu açıkça söylemeliyim; abonelerden aldığımız paranın yarısı, kargo şirketine gidiyor; dergileri PTT'yle göndermek daha ucuz ama “gecikme” ya da başka bir “sorun” olmasın diye daha fazla ücret ödesek de kargo şirketiyle göndermeyi tercih ediyoruz.

O.E. : Bir dergi eğer ki alanında ilk değilse, mutlaka bir boşluk görmüştür ve bu boşluğu doldurmak için yola çıkmıştır ya da tiyatro yayıncılığı piyasasına tepki olarak kendini doğurmuştur. Derginiz yazarları arasında akademisyenler, eleştirmenler, genç ve olgun eleştirmenler bulunmakta. Yeni Tiyatro dergisi bu yazarlarla hangi boşluğu doldurdu, ya da bir tepki olarak mı kendini doğurdu?

E.G. : Sorunun “yanıt” şıklarında “hepsi” var mı?.. “Hepsi” tabii ki… Bu kadar zahmetli ve mali açıdan bu kadar külfetli bir tiyatro dergisi, alanında önemli bir “boşluk” olmasa nasıl ayakta durabilir ya da yayın yaşamını nasıl sürdürebilir?.. Tabii ki “olgun” yazarların ve akademisyenlerin yanı sıra “gençlere” de yer veriyoruz; önemli hedeflerimizden birisi de sahne sanatları alanındaki tüm akademisyenlerin yanı sıra gençlerin de yazmasını sağlamak; bu alandaki verimleri geliştirmek ve çoğaltmak… Açıkça söylemem gerekirse, bir “tepkiden” çok, Yeni Tiyatro “kendiliğinden”, kendisini doğuran bir oluşumdur. Yeni Tiyatro, şu an birçok ilçeye ve yirmi iki kente ulaşıyor. Ben daha fazla ilgilenebilsem ya da birileri omuz verip benim yükümü biraz da olsa alabilse, Yeni Tiyatro  “dünya” çapında da önemli bir yere gelecek… Şu an bireysel çabalarımızla on ülkeye de ulaşmış bulunuyoruz çünkü…

O.E. : Alanında Kürtçe röportaj yapan ve yayınlayan ilk dergi Yeni Tiyatro. Cuma Boynukara'yla yapılan bu röportaja gelen tepkileri öğrenebilir miyiz?

E.G. : Çok “olumlu” tepkiler aldık… Çünkü biz bu röportajı gerekliliğine inandığımız için yaptık, konjonktür öyle gerektirdiği için yapmadık; yani samimiydik… Bizi sevenler de, temkinli yaklaşanlar da bu “samimiyetimizi” gördüklerinden bizim, Cuma Boynukara'yla yaptığımız bu Kürtçe röportajı takdirle karşıladılar. Ayrıca olanaklar elverdiğinde altmış dört sayfanın üzerinde çıkan bir dergide altı sayfa “Kürtçe” söyleşiye yer vermek bizim için bir zorunluluktur da… Çünkü biz “gündemi” takip ettiğimiz kadar “gündem” yaratan bir dergiyiz.

O.E. : Sayılarınız arasında “12 Eylül Özel Sayı”sını görmekteyiz. Kapkara bir kapak?

E.G. : Dediğim gibi, “gündem” yaratmak da önemli hedeflerimiz arasında…  Yeni Tiyatro “12 Eylül Özel Sayısı”yla da "tiyatro gündemini" belirlemiştir. 2008 yılının Eylül ayında derginin tamamını “12 Eylül”e ayırıp 2009’da da bu konuda ısrarlı olmamız sonucunda, önemli bir hareketlilik yaratılmış ve “12 Eylül” her alanda olduğu gibi “tiyatro” alanında da yoğun bir biçimde tartışılmıştır. Evet, “kapkara” bir kapak… Çünkü “kapkara” bir dönem… Bu "kapkara" dönemle hesaplaşmadan, Türkiye, ne tiyatro alanında ne de toplumsal ve ekonomik alanda hiçbir sorununu “gerçek” anlamda çözemez.

O.E. : Yeni Tiyatro Dergisi Anadolu’ya daha fazla uzanmak istiyor mu?

E.G. :  Yukarıda da söyledim, Yeni Tiyatro şu anda on ilçeye ve yirmi iki kente ulaşıyor. Hedefimiz tiyatro yapılan en ücra kasabalara, ilçelere kadar Yeni Tiyatro Dergisi’ni ulaştırmak… Biz de insanların bize ulaşmasını bekliyoruz; her anlamda; haberleriyle, yazılarıyla ve talepleriyle…

O.E. : Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

E.G. :  Her ayın son Pazar günü başlattığımız “Yeni Tiyatro Toplantıları”nı hiç ara vermeden sürdüreceğiz. Bunun sadece dergimiz için değil, tiyatromuz için de, ülkemiz için de çok önemli olduğuna inanıyoruz. Ayrıca “farklı” bir “ödül” sistemi oluşturmak için çalışıyoruz. 2010-2011 yılı sezon başında “maddi” sorunları çözersek, bu alanda da “sanatçılarımızı” onurlandırmayı ve “teşvik” etmeyi düşünüyoruz. Bu konuda bir “yönerge” hazırladık; “Yeni Tiyatro Toplantıları”nda bu konuyu da okurlarımız, yazarlarımız ve sanatçılarımızla tartışıp işe öyle girişmek istiyoruz. “Oyun kitabı” eklerimizi tüm zorluklarına karşın inatla ve ısrarla vermeyi sürdüreceğiz. Daha pek çok “projemiz” var ama bunları yaşama geçirdiğimizde konuşmak daha doğru olacak.

O.E. : Derginin www.yenitiyatrodergisi.com diye bir de sitesi var; bundan da bahseder misiniz?

E.G. : Derginin “web sitesi” için, bu yaz aylarında bir ekip kuracağız. Çünkü biz, haberleri, yazıları, eleştirileri “geldiği gibi” değil, “düzelterek” ve “yeniden oluşturarak” yayınlamak istediğimizden bu konuda istediğimiz “hamleyi” tam olarak gerçekleştiremedik. Bildiğiniz gibi, sadece “tiyatro yayıncılığı” değil söz konusu olan… Türkçenin doğru, temiz ve işlevsel kullanılmasını da istiyoruz. Bu dergi için de büyük bir sorundur; üzülerek söylemeliyim ki, yazı yazanların büyük bir kısmı bırakalım, kuram geliştirmeyi, düşünce üretmeyi, “yazım kurallarını” bile doğru bilmiyorlar. İnternet bu alanda çok “vahim” durumda… Dergide bile “düzeltmeleri” yapmak en az on günümüzü alıyor; o yüzden bu konuda şu an üç-dört kişiyle çalışıyoruz; bu arkadaşlardan ikisini “web sitesi” için çalıştıracak duruma getirmek için uğraşıyoruz. 2010-2011 tiyatro sezonunda bu konuda da “atılım” yapmak hedeflerimiz arasında.

O.E. : Derginin ve web sitenizin geleceğine dair yeni projeleriniz var mı?

E.G.: Yukarıda “yeni” projelerimizin bazılarının “ipuçlarını” verdim. Söylediklerimizi gerçekleştirmek için çalışacağız. Ama bunun için “maddi” sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Ödenekli tiyatro kurumlarından yılın tamamında “reklam” ya da “ilan” alamadığımızdan istediklerimizi tam olarak hayata geçiremiyoruz. Özel tiyatroların yüzde doksan dokuzu ise “dergilere” reklam vermiyorlar; “devlet desteği” alan tiyatrolarımız da buna dahildir. Reklam vermeyen “ödenekli” kurumlarımızla, “özel” tiyatroların da bu sürece dahil olmalarını ben “şahsen” bekliyorum. Reklam ücretleri “atla deve” değil ki; eninde sonunda anlaşılabilir; küçük ama önemli bir destektir bu!.. Samimiyetimiz olanlara bunu söylüyoruz ama samimi olmadığımız ya da tanışmadığımız tiyatrolara bu taleple gitmeyi ben “incitici” buluyorum; çünkü bir telefon açtığınız zaman, “bin dert” dinliyorsunuz. Talebin tiyatrolardan gelmesi gerekiyor; tüm tiyatroların bunun önemine “inanmaları” gerekiyor. Sonuçta “dilenci” değiliz, önemli bir iş yapıyoruz. Şimdiye kadar bu işin önemini kavramış olan kurumlarımız arasında Devlet Tiyatroları’ndan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndan, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndan “ilan” aldık. Bence “ilan” ya da “reklam” vermek, kurumlara da “prestij” kazandırır ve onların gerçekten “kurum” olduğunu gösterir. Önümüzdeki dönemde umarım bunun önemini, diğer kurumlara da anlatabiliriz; sonuçta Yeni Tiyatro Dergisi de bir “kurum”dur ve kurumların “işbirliği” içinde olması bir zorunluluktur. Ben zaman zaman yazılarımda bu konuya değinerek geçtim ama gelinen bu süreçte, “açık açık” söylemek zorunda kaldım. Ne yapalım ki, bizim ülkemizin gerçeği bu; iğneyle kuyu kazarak ilerleyeceğiz. Ancak en büyük projemizin  daha çok “okura” ve daha çok “aboneye” ulaşmak olduğunun da altını çizmeliyim.

O.E.: Sorularıma içtenlikle verdiğiniz yanıtlarınız için teşekkür ederim.

E.G.: Ben de yukarıdaki konularda “düşünmemi” sağlayan sorularınıza çok teşekkür ediyorum. Ben “her şeyin” daha güzel olacağına inanıyorum; çünkü ben "okuyan insana" inanıyorum…

 

Mehmet Serimer'i Kaybettik...


Geçtiğimiz ay rahatsızlanarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncusu Mehmet Serimer hayatını kaybetti.

Cenaze merasimi 24.01.2012 Salı günü saat 10.00'da Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenecek olan törenin ardından, Fevziye Camii'nde kılınacak öğle namazına müteakip Değirmendere mezarlığına defnedilecektir...

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

Mehmet Serimer

1975'de Halkevi tiyatro çalışmalarına amatör olarak başladı. 1979 yılında Kocaeli Bölge Tiyatrosu'yla başlayan profesyonel tiyatro yaşamı 1994-95 tiyatro sezonuna kadar, kurucu, oyuncu, yönetmen olarak devam etti.

1982 yılında H.Ü. Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.

1994-95 oyun sezonundan 1998-99 oyun sezonuna kadar Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda misafir sanatçı olarak çeşitli oyunlarda yönetmen yardımcılığı yaptı ve oyuncu olarak görev aldı.

"Keşanlı Ali Destanı", "Taziye", "Kanlı Nigar", "Matruşka", "Antigone" adlı oyunlarda rol aldı.

2000-2001 oyun sezonunda Kocaeli Şehir Tiyatrosu'na katıldı.

"Üç Kuruşluk Opera", "Hadi Öldürsene Canikom", "Bin Varmış Hiç Yokmuş" , "Don Juan", "Cimri", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "Bir Şehnaz Oyun", "Bahar Noktası", "Barış",”Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yolcu” , "O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise”, “Derviş Ve Ölüm”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, ”Kösem Sultan” adlı oyunlarda rol aldı.

 

 

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “KIŞKIRTMA” GİRİŞİMİ VE “TEHDİT”!...



Mustafa Demirkanlı yayınlamaya başladığı günden beri Yeni Tiyatro Dergisi’ni bir biçimde engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmadı. Bunun en önemli sebebi 20 yıl boyunca kaybettiği tiyatro okurlarını Yeni Tiyatro Dergisi’nin kazanmış olmasındandır; Türkiye’de yayınlanan bütün tiyatro dergilerinin hepsinin en az iki-üç katı daha fazla okura ulaşan Yeni Tiyatro Dergisi, gerek içeriği gerek yayın anlayışıyla da, belki de “saldırı”yı (!) hak ediyor. Bu saldırıların en “yeni”si Demirkanlı’nın editörü olduğu sitede yayınlandı; “kargaları bile” güldürecek iddialardan oluşan bu saldırılar “saldırı” olsaydı bari!...

Tiyatro Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı’nın 16 Ocak 2012’de www.tiyatrodergisi.com sitesinde Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili yayınladığı haberde (!), yalan yanlış bir sürü safsata ileri sürdükten sonra birkaç yıldır “manipule” ettiği insanlara yeni bir “hedef” göstererek, onları adeta “kışkırtmak” istiyor. Demirkanlı’nın bir sürü akademisyeni, tiyatro insanını içine sürüklediği “batak”tan ders alamayanlar olur diye, geçmişte kimilerine yaptığımız uyarıyı ola ki, Demirkanlı’ya inanabilecek olanlara “yeniden” yapıyoruz:

“Lütfen, Demirkanlı’ya kanıp ‘kahramanlığa’ soyunmayınız; çünkü kimi örneklerde göründüğü gibi sonuçta çırılçıplak ortalık yerde kalabilirsiniz. Sonuçta ‘kral çıplak’ konumuna düşmemek için verilen gazlara karşı ‘uyanık’ olunuz. Çünkü Yeni Tiyatro’nun ‘objektif’ yayıncılık yapmaktan başka bir ‘kaygısı’ yoktur.”

Demirkanlı aşağıdaki “tekzip” yazımızı da yayınlamayarak, yeni bir “sansür”e de imza atmış oldu.

Devamı...

ABONE KAMPANYASI

YENİ TİYATRO DERGİSİ 5. YAŞINA GİRERKEN “OKUMAN İÇİN DAHA NE YAPALIM, SEVGİLİ OKUR?!...” ABONE KAMPANYASI BAŞLATIYOR.



Yeni Tiyatro Dergisi, yeni tiyatro sezonuna “ilginç” bir ABONE KAMPANYASI ile giriyor. Yeni Tiyatro Dergisi 2011 Ekim tarihli 31. sayısında “Hilal Köseoğlu’nun Anısına” vereceği “Kargı” ve “Çığlık” oyunlarıyla birlikte, abone olacaklara daha önce verdiği ve kitapçılarda bulunmayan 10 ayrı oyun kitabını da hediye edecek. Yeni Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Erbil Göktaş bu konuda şunları söyledi: “Yeni Tiyatro 5. yaşına girerken pek çok yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan bir tanesi de daha önce verdiğimiz ve baskıları tükenmek üzere olan Yeni Tiyatro oyunları; yeni tiyatro sezonunda bu kitaplardan 10 tanesini abone olacak okurlarımıza ücretsiz olarak vermek istiyoruz. Bilindiği gibi, Neil Simon başta olmak üzere pek çok yabancı ve yerli yazarların oyunlarını Türkiye’de ilk kez Yeni Tiyatro Dergisi basarak okurlarına ve abonelerine ücretsiz olarak ulaştırdı. Sahne Sanatları Dergisi olmamız nedeniyle yeni sezonda opera ve bale yazılarına ve eleştirilerine de daha çok yer verip opera librettolarını da basıp okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz.

Türkiye’nin ilk ve tek “hakemli” sahne sanatları dergisi olan Yeni Tiyatro’nun hakem kurulunda şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Semih Çelenk, Prof. Dr. Didem Uslu, Doç. Dr. Sema Göktaş, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Aydemir, Yrd. Doç. Dr. Handan Karaadam, Yrd. Doç. Dr. Yavuz Çelik ve Yrd. Doç. Dr. Gülayşe Temeltaş.

Yeni Tiyatro Dergisi Ekim ayından itibaren aylık olarak yayınına devam ederken, okurlara ve abonelere yine 4 yıl önceki fiyatlarla ulaştırılacak. Posta ve kargo masrafları dahil olmak üzere yıllık 12 sayı bedeli 100 Türk lirası olarak aynı biçimde devam edecek. Yeni Tiyatro Dergisi’nin yayın kurulunda ise şu isimler bulunuyor: Erbil Göktaş, Okday Korunan, Hilmi Zafer Şahin, Alpay Ekler, Oktay Emre ve Sema Göktaş.

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ 2010'A ABONE KAMPANYASI BAŞLATARAK GİRDİ!!!

 

 2009'daki ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen Yeni Tiyatro Dergisi, her sayı verdiği "Oyun Kitabı Eki"ne ara vermemek ve her sayıda bu hizmetini sürdürebilmek için "Abone Kampanyası" başlattı. Ekim 2009'a kadar "iki aylık" periyotta çıkan Yeni Tiyatro, bilindiği gibi okurlarından ve tiyatro çevrelerinden gelen yoğun istekler üzerine "Aylık" periyoda geçmişti. Daha önce "iki ayda bir" verdiği "Oyun Kitabı Eki"ni "Aylığa" geçince her ay vermek zorunda kalınca zaten "kriz" ortamında "bir kahramanlık" olan ve önemli bir gider tutan "ekleri" verip vermemeyi değerlendiren Yeni Tiyatro, "bu hizmeti sürdürme" kararı vermişti. Ancak ekonomik açıdan, önce okurlarına güvenen Yeni Tiyatro, bu sorunu aşabilmek için yine "okurlarına" dönüyor ve "abone" kampanyasına destek olmalarını bekliyor.

 

Satış Noktalarımız

Editör'den... / Erbil Göktaş

Erbil GöktaşTARTIŞILMASI GEREKEN AZİZLİKLER

Atila Sav’ın Milliyet Sanat Dergisi’nin Mart 2003, 528. sayısının 74. ve 75. sayfalarında yayınlanan “Küçük Azizlikler” yazısını okuduğumda Türk Tiyatrosu’ndaki pek çok sorunun bu yazıdan hareketle tartışılabileceğini düşündüm. Bunlardan ilki; Türk Tiyatrosu’nun, oyun yazarlığında ortaya konulan başarıları sahnelerde yeterince değerlendirilemeyişidir. Devamı...

Sitemizden en iyi verimi; bedava, açık kod ve güvenirlik düzeyi yüksek olan Firefox tarayıcı ile alabilirsiniz.
İletişim: mailonpix.com
Clicky Web Analytics