3 Ağustos 2020, Pazartesi
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / Haberler / 20 Mart 2015 Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Uluslararası Bildirisi
20 Mart 2015 Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Uluslararası Bildirisi

20 Mart 2015 Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Uluslararası Bildirisi

Ben, Sen, Onlar

Malala Yousafzai & Giulia Clara Kessous

Tiyatro, çocuklar için, en hassas oldukları dönemlerden başlayarak hayati önem taşımaktadır.

Dramatik sanat bize ailemizin dışına çıkma ve ilk defa içinde yaşadığımız toplumla iletişime geçme olanağı verir ve bunu çocukluğumuzun tipik “…mış gibi yapma” anlarıyla gerçekleştirir.

“..mış gibi yapmak” çocuğun hayal gücünün gelişmesi için esastır; böylece çocuk kendine, diğer insanlarla birlikte, zengin ve ayrıntılı bir gelecek hayali kurabilir…

Tiyatronun içinde “oynayan” ya da olaylar gerçekten oluyormuşçasına eyleyen bir “ben” vardır. Böylelikle “onlar” yani seyirciler oynananın gerçek olduğunu düşünür. Ve ardından biz “sen”e ulaşırız.

Ben, sen, onlar

Sahnedeki bu “ben ve sen” birliği o kadar güçlüdür ki adeta gizli bir dilde “biz” yaratır. Teatral eyleme bir seyirci (spectator), ya da Brezilyalı büyük tiyatrocu Augusto Boal’ın dediği gibi, seyirci/oyuncu (spect/actor) olarak katılmak, tıpkı çocukluğumuzda yaptığımız gibi ilişkilenmek ve -mış gibiyi kabul etmektir.

Çocuk bu evrenin gerçeklikle oynanan bir oyun yoluyla var olduğunu fark eder. Ve bir çocuk sadece küçük deneyim anları yoluyla öğrenir çünkü henüz kalıpların, kuralların ve dogmaların farkında değildir.

Ben/sen/onlar…

Ardından başka biri, yetişkinlerin “diğeri” diye adlandırdığı biri, “ben”imle oynamak için sahneye çıkar. “Onlar” güzele inanmak zorundadır, hayal etmek ve insanlığın geri kalanının yarattığı gerçeklikten başka yere götürülmek zorundadırlar. Bu “onlar” savaş çığlıkları atmaz, dünyayı anlamaya çalışırlar. “Onlar” sessizce oturmak zorundadırlar, bu ben ve sen tarafından oluşturulmuş göz alıcı ışık ile mıhlanmış halde. Bu öylesine mükemmel biçimde dengelenmiş bir ilişkidir ki, birinin diğerine uyguladığı şiddet bile “gerçek değildir”. Ve bütün bu “numaracılık” ve bu “mış gibi yapma”, bir çocuğun deneyimleyebileceği en eğlenceli eğitimsel süreçtir.

“Ben/sen/onlar…”

Bir parça sihir gibi – “Abra-ka-dabra” ya da “bir, iki, üç – ta-tam!”

Böylelikle çocuk daha güzel rüyalar görebilir ve yetişkinler daha iyi anlayabilir….

Eğer süreç tersine işlemezse…

ASSITEJ bu durumu anladığı için hem umut, gençlik, sanat ve eğitim için elçi olma onurunu elde ettik hem de bunu gururla kutlamaktayız. Barış, saygı ve sosyal adalet üzerine kurulu bir dünyayı desteklemek için, birleştirilmiş gücümüzle, gelecek nesillere tiyatro sanatı aracılığıyla öğrenmenin önemini aktarabileceğimizi ümit ediyoruz.

Çeviri: Özhegan Uştuk (Assitej Türkiye Merkezi)

Hakkında Yeni Tiyatro

Yoruma kapalı.