6 Nisan 2020, Pazartesi
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / İzlenim / Netteyiz Netiz Ve Tiyatro Rast’ın Kocaeli Turnesi

Netteyiz Netiz Ve Tiyatro Rast’ın Kocaeli Turnesi

Erbil Göktaş

Değerli dostum Celil Toksöz’ün yazıp yönettiği Dilek (Bir Halk Operası)anlamlı bir günde 29 Ekim 2008 Çarşamba gecesi Kocaeli seyircisine “merhaba” dedi. Cumhuriyet’in 85. yılında Dilek’i izlerken ülkem için de, Kocaeli için de, tüm yeryüzü insanları için de, içimden güzel “dilekler” geçirdim; dünyanın daha güzel olması için “bir dilek” tuttum. Bu “dilekler”in gerçekleşmesi yolunda benim de yapabileceğim “şeyler” için, içimdeki tiyatro coşkusunun hiç bitmemesini, tutkumun, enerjimin, gücümün hiç tükenmemesini diledim.

Evet, gördüğünüz gibi, coşkumuz, enerjimiz ve tutkumuz Yeni Tiyatro Dergisi’ni 7. sayısına ulaştırdığı gibi, şimdi de daha da çoğalarak netteyiz ve netiz!.. İnanıyorum ki, netliğimiz daha da netleşecek, içtenliğimiz fark edildikçe dostlarımız, okurlarımız çoğalacak. Zaten dostlarımızın yüzü suyu hürmetine dergimiz birinci yılını bitirdi, ikinci yaşını sürmeye başladı. Biz gücümüzü netliğimizden ve içtenliğimizden alıyoruz; dostlarımız da bunu gördüklerinden Yeni Tiyatro Dergisi’ni 12 kentte yaygınlaştırıyorlar; daha da çoğalacağız, hedefimiz şimdilik 30 kent ve 3000 baskı!.. Ekonomik krize, maddi manevi tüm “baskılara” karşı hedefimizi gerçekleştirme kararlılığındayız.
“YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK…”
Işıklar içinde yatsın, üzerine yıldızlar yağsın, sevgili Adnan Yücel, o çok güzel ve anlamlı şiir kitabında yukarıdaki dizeyi üreterek direncimize direnç katmıştı, evet biz de “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” çalışacağız; insanın insanı “saçma nedenler” yüzünden öldürmediği bir dünya oluşana kadar üreteceğiz, öğreteceğiz, yazacağız yöneteceğiz ve türkülerimizi söyleyip oyunlarımızı oynayacağız.

İşte Celil Toksöz’ün yazıp yönettiği Dilek Operası’nı izlerken hep bu söylediklerimi duyumsadım, düşündüm. Öncelikle böyle “bir tiyatro olayının” Kocaeli’de gerçekleşmesi için katkı sunan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ederim.

 

 

KOCAELİ SABANCI KÜLTÜR SİTESİ’NİN YENİ MUHTEŞEM HALİ
Özellikle Sabancı Kültür Sitesi’nin tamirat ve tadilatından sonra, bir de içinde kafeteryanın açılması bu yapının daha bir “yaşanabilir” ve “sanat yapılabilir” hale gelmesine neden olmuş. Başta İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sevgili Celil Toksöz de, binayı gördükten sonra buranın Batıdakiler kadar güzel bir “yapı” olduğunu söyledi. Gerçekten de, Batıdaki çoğu tiyatrolarda insanlar hem oyun öncesinde hem oyun sonrasında, tiyatroların içindeki kafeterya ve restoranlarda yemeklerini yiyip içkilerini (çay, kahve, herneyse…) içebiliyorlar, hatta randevularını bile bu mekanlarda veriyorlar. Yani bu mekanlar, “mekanik olarak” sadece tiyatroların izlendiği yerler olmanın ötesinde “yaşanabilir” yerler olmanın da, yaşamın önemli bir parçası olmanın da göstergeleri olması açısından önem kazanıyor. Zaten İstanbul’dan turneye gelen çoğu tiyatrolara ev sahipliği yapan, kentteki tiyatro eyleminin Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nden sonra yoğun olarak gerçekleştiği ikinci mekan olan Sabancı Kültür Sitesi’ne de bu yakışırdı.
“DİLEK” BİR HALK OPERASI    
Öncelikle “türkülerden” oluşan bir “opera” bu; opera formatında ama bizim değerlerimizden ve yaşantımızdan yola çıkmış. Bu bakımdan “bir yenilik” de içeriyor. Celil Toksöz’ün sözlerini yazdığı 26 tane türkü yer alıyor oyunda. Dilek’in “Töre cinayetine” kurban gideceğini daha baştan anladığımız oyunda, bunun nasıl gerçekleşeceği önem kazanıyor. Oyunda yer alan alegorik tiplemeler, Kader, Cin ve Şeytan yoluyla da “tiyatral” özellik önem kazanırken, bunlar yoluyla da oyunun mesajının belirginleştiği, “ironi” göze çarpıyor. Her şeye karşın insanın kaderinin “kendi elinde” olduğu mizahi bir biçimde vurgulanıyor. Bu açıdan da oyun güleryüzlü… Can acıtıcı bir konuyu ele almasına karşın oyunda “karamsarlık” yok. İnsanların yanlış davranışlarının “gelenek” diye “kader” diye tanımlandığı bir çevrede, yörede, ülkede ya da her nerede olursa olsun, oyun bize “sevginin” ve “mertliğin” erdemini duyumsatıyor. Oyundaki her iki erkeğin de, Dilek’i sevmelerine karşın ona sahip çıkmamaları, ölümüne seyirci kalmaları, Şeytan’ı bile sinirlendirip “şerefsizler” demesine neden oluyor. Bugün de sahip olamadığımız en önemli değerlerden biri de “mertlik” değil mi? Mertlik, gözüpeklik, cesaret, sevgi gibi kavramları anımsamak isteyenler bu oyunu mutlaka izlemeliler, fırsat yaratmalılar…
Sevgili Bekir Yıldız’ın da dediği gibi, “korkaklar otursunlar oturdukları yerde!..”

Bizler sevgiyi, mertliği ve cesareti anımsatan her şeyin peşinden tutkuyla gitmeyi sürdüreceğiz…

Her ne pahasına olursa olsun!!!

 

Hakkında Yeni Tiyatro

Yoruma kapalı.