6 Nisan 2020, Pazartesi
SON HABERLER
Buradasınız: Anasayfa / Makale / Dipten Gelen Dalga Ve Yeni Tiyatro

Dipten Gelen Dalga Ve Yeni Tiyatro

Erbil Göktaş

Yeni Tiyatro Dergisi çıkmaya başladığından bu yana okurlarının, yazarlarının görüşlerine, düşüncelerine önem vermiş bir dergidir. Bu görüşler ve düşünceler kimi zaman bir istek, kimi zaman bir eleştiri, kimi zaman da bir tavsiye biçiminde olmuştur. Bizler de olanaklarımız ölçüsünde hatta çoğu zaman olanaklarımızı da zorlayarak bu görüş ve düşünceleri değerlendirmeye alıp uygulamaya koyuyoruz.

2010 yılı Yeni Tiyatro Dergisi için “başarılı” geçse de, ekonomik zorluklar zaman zaman bizi de zorlamaktadır. Bildiğiniz ve gördüğünüz üzere Yeni Tiyatro Dergisi düzenli olarak sadece üç tane ödenekli tiyatro kurumundan ve bir özel tiyatrodan reklam almaktadır. Ödenekli kurumlardan ise ancak tiyatro sezonu içersinde reklam alabilmekteyiz, yani yedi ya da sekiz ay… Arada sırada gördüğünüz diğer reklamlar ise eşin dostun ricasıyla, çoğu kez bir karşılık beklemeden yayınlanmaktadır. Bu durum karşısında bazen “ücretsiz” olarak her ay verdiğimiz oyun kitabı eklerini verip vermemeyi sorguladığımız oluyor. Ancak okurlarımız, dostlarımız Yeni Tiyatro’nun şimdiye kadar çıkmış 26 sayısında aksatmadan verdiğimiz 23 oyun kitabının “çok önemli” olduğunu vurgulayıp bunun sürekliliğinin her ne koşulda olursa olsun sağlanmasını istiyorlar. Bizler de “maddi” açıdan ziyade, “zaman” ve “emek” açısından da bizi zorlayan bu ekleri aksatmadan sürdürmek istiyoruz. 2010-2011 tiyatro sezonunda Neil Simon’dan Noel Coward’a Haşmet Zeybek’ten Sam Shepard’a kadar pek çok yazarın “oyunu”nu okurlarımıza ulaştırdık. Ancak ekonomik zorluklardan mıdır, bu “önemli” kitaplarımızın kış aylarına denk gelmesinden midir yoksa gittikçe “okumayan” bir toplum olmaya doğru gittiğimizden midir, nedir, “daha çok okura” ulaşmak açısından istediğimiz atılımı gerçekleştiremiyoruz. Türlü gelirleri olan tiyatrocularımızın bile bırakalım “abone” olmayı, çoğunun bu “mesleki” dergileri alıp okumadıklarını görmek, bilmek bizi üzüyor. Ben 30 yıldır beğensem de beğenmesem de her ay en az beş dergiyi düzenli olarak alıyorum. Bu sayı bazı aylar ona, on beşe bile çıkıyor. Hele adında “tiyatro” olan, “oyun” olan mesleki kitapların hepsini mutlaka alıyorum ve “mal varlığımın” yüzde seksenini oluşturan bu yayınlarla övünüyorum; mal varlığımın yüzde yirmisi de CD’lerim, video ve teyp kasetlerimdir. Bunların yerine ev ya da araba da alınabilirdi ama ben tercihimi tiyatro yayınları ve materyalleri yönünde yaptım, yapıyorum. Tabii ki herkesten aynı tercihi bekleyemeyiz; herkes aynı derecede “idealist” olamayabilir ancak tiyatrocularımızdan da “tiyatrodan” kazandıklarının üçte birini, dörtte birini olmasa bile beşte birini tiyatroya aktarmalarını beklemek, “insani” bir gerekliliktir. Evet, bu bizim tiyatro okullarından mezun olmuş, “gizli-açık işsiz” en az beş bin genç insana sorumluluğumuzdur; okul mezunu olmayıp, olamayıp “tiyatroyla” ilgilenmek isteyen binlerce insana karşı sorumluluğumuzdur. Bunlar “tiyatronun” dip dalgasıdır, gelişigüzel savrulmasına asla izin vermemeli, dipten gelen dalganın doğru yöne kanalize edilebilmesi için varımızı yoğumuzu seferber edebilecek bilinçte olabilmeliyiz. Sahnelerimiz giderken, tiyatrolar kapanırken, yayınlar azalırken “benden sonra tufan” diyen tiyatrocuların ellerini vicdanına götürmelerinin zamanı gelmiştir, geçmektedir bile. Bugün bir nebze de olsa soluk alabildiğimiz şu “tiyatro” ortamında, en acil görevimiz, her yönüyle tiyatroyu, tiyatro yapılarını, tiyatro yayınlarını ve tiyatro etkinliklerini çoğaltıp gelecek kuşaklara insanca devinebilecekleri tiyatral bir ortam bırakabilmektir. Yoksa bunun tersi bir durumda ne yaptığımız tiyatronun bir anlamı olacaktır ne de verdiğimiz eğitimin… Hele hele atılan tiyatral nutukların da bu bağlamda pek bir değeri kalmayacaktır. Bizler, Yeni Tiyatro Dergisi’nin neferleri olarak bu yönde geliştirilecek her “öncü” çabanın yanında, ortasında, içinde, arkasında olacağımız gibi, gerçekleştirilecek tüm olumlu işleri de sonuna kadar destekleyeceğiz.

Tiyatronun soylu yolunda durmaksızın çalışıp çabalayan, her şeyini bu yönde harcayan, ömrünü bu yola koymuş tüm tiyatrocularımıza bin selam olsun!…

Hakkında Erbil Göktaş

Yoruma kapalı.